“Ah Afganistan”

Deccal’in ordularıyla Ye’cüc-Me’cüc taifesinin ortaklaşa hareketinden sonra Afganistan’a giden gazeteci Yavuz Selim, gördüklerini bu isimle kitaplaştırmış. Aradığım can alıcı noktayı kitapta buluamadım, çünkü yazarın da ifadesiyle, dünya jandarmasının bile hâkimiyet kuramadığı Güney Afganistan bölgesine gidememiş. Sadece kuzeydeki ABD kuklası Türk bölgesi gezilmiş, dolayısıyla da ifadeler onların anlattıklarına göre şekillenmiş.
Bölgenin Talabânî’si pozundaki Raşid Dostum’un adamları, Cenk Kalesi’nde yaşanan kanlı olayları anlatırken, şecaat arz ederken hırsızlığını anlatan kıptilere benzemişler. Taliban askerlerinin esir olduğu kalede gûya isyan çıkmış, Özbekler başa çıkamamışlar, ABD uçaklarını yardıma çağırmışlar. O Haçlı sürüsü de havadan kaleyi bombalamışlar. ABD maşası diyor ki:
“Bu hava bombardımanı sırasında kaç kişinin öldüğünü söylemek, gerçekten mümkün değil! 86 kişi sağ kalmıştı. Çatışma sonunda kalede taş üstünde taş kalmamıştı.” (age, s.81-82)
Sağ yakalanan 86 Müslümanı da tutup Amerikalılara teslim etmişler, Guantanamo’ya göndertmişler! Bunlar da Müslüman ha!..
Yuh olsun hepsinin ervâhına! Ulan vicdansız münafıklar, bari siz öldürse idiniz; niçin bir Müslümanı kâfire teslim ediyorsunuz? Sizde hiç mi iman kırıntısı kalmadı?
Bir de utanmadan söylüyorlar! ABD’nin vurmasından sonra TV’ler yeniden açılmış, kadınlar tekrar iş başı yapmışlar, koç katımı vaziyeti yine serbest olmuş!
Sayın Selim’in ifadelerinden de anlaşılıyor ki, Afganistan’daki bütün gruplar huzursuz ve herkesin eli tetikte. Kimse kimseye güvenmiyor. Bütün münafıkların uykusu kaçmış durumda. ABD’nin silahlı yardımına rağmen ülkede hâkimiyeti sağlamaya güçleri yetmemiş.
Indiana Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. M.Nazif Şahrani, “Bu çerçevede Afganistan’ın geleceğini hiç iyi görmüyorum” demiş. (age, 8.165)
Yani, kukla Karzai ve çevresindeki ABD kuklası Ye’cüc-Me’cüc taifesinin geleceği hiç iyi değil demektir. ABD’nin panikte olduğunu ise bizzat yazar ifade ediyor. O ifadelere inşaallah yarın bakacağız.
Afganistan, İslâm coğrafyasının doğusunda yer alıyor. Güneş ise bir kaide-i İlâhiye olarak hep Şark’tan doğar. Allah’ın nûrunu boğmaya kalkan Haçlı sürüsü orada gömülünce, bütün İslâm coğrafyasında güller açmaya başlayacaktır. İlk darbeyi Haçlılarla birlikte münafık çetecilerin yiyeceği ise elbette îzâhtan vârestedir.
Gün doğmadan neler doğar...

Mustafa Kaplan 16 Ocak 2004 Vakit