Adalet Bakanı’nın cevaplayacağı sorular..

Diğer bayramlara göre daha az karşılaşılmış olsa da, bu bayramda da bazı bölgelerde kurban derisi ile ilgili tartışmalar yaşandığına şahit olduk.
Örneğin Bursa’da, 3 caminin alt katındaki derilere el konulmuş. Hem de tatil günü mahkemeden arama kararı aldırılarak!..
Tutuklu insanların, kısacık bir ifadesini alıp serbest bırakılması işlemi için bile adliyelerde hakim-savcı bulunamadığı bir günde, savcı da, hakim de olağanüstü bir görev anlayışı ile hareket etmiş ve arama kararını yetiştirmişler..
Arama kararı gereği, cami içinde bulunan deriler polis gücü ile alınıp, götürülüp Türk Hava Kurumu’na verilmiş.
Bu olayla ilgili benim Adalet Bakanı’ndan bir isteğim olacak.
Eğer Türkiye’yi Hukuk Devleti yapmaya niyetimiz varsa, buyursun cevaplasınlar:
1) Anayasa ve Türk Ceza Kanunu’na göre, ‘Kanunsuz suç ve ceza olmaz.’ Bursa’daki bir mahkeme, kurban derilerini bulmak ve el koymak için arama kararı verdiğine göre, kurban derilerinin birden fazla miktarda cami içinde bulunmasını yasaklayan kanun maddesini söyler misiniz?
2) Sayın bakanımız, “Yargı bağımsızdır” diye kendisini kurtaramaz. Hakimler bağımsız olabilir ama, savcılar bakana bağlıdır. Bu ‘arama kararı’ da gökten zenbille inmediğine, bir savcının talebi üzerine verildiğine göre, Adalet bakanımız, bu savcıya hangi kanun maddesine göre arama kararı istediğini sormalıdır. Bir hakim önyargılı olabilir veya kanunda suç olmayan bir eylemi suç gibi görebilir. Ama önce onun böyle bir karar vermesini isteyen savcıdan işe başlayarak soralım, Adalet Bakanı’na bağlı bu savcı, derilerin birarada bulunmasını Ceza Kanunu’ndaki hangi maddeye aykırı görmektedir, açıklar mısınız?
3) Denilecekse ki, bu konuda İçişleri Bakanlığı bir genelge yayınlamıştır. O halde bir soru da ortaya çıkıyor; Türkiye Cumhuriyeti’nde genelge ile suç ihdas etmek mümkün müdür? Örneğin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu bey, gelecek sene bir genelge daha yayınlasa ve ‘Kurban derileri Abdülkadir Aksu’yu Sevenler Derneği tarafından toplanacaktır. Başka hiçbir dernek deri toplayamaz’ dese, bu genelgeye aykırı hareket edildiği iddiasıyla cami dernekleri yine basılacak mıdır?
4) Genelge ile suç ihdas etme, sadece kurban derisi toplama konusunda mı vardır, yoksa bundan sonra başka konularda da genelgelerle suç ihdası mümkün olacak mıdır? Olacaksa, Anayasa’nın 38. maddesindeki ‘suç ve cezalardaki kanunilik prensibi’ rafa kaldırılmış olmakta değil midir?
5) Bir an için, deri toplamanın, THK dışında yasak olduğunu kabul edelim. Bu durumda, el konulan kurban derilerinin THK’ya verilmesi uygulamasının hukuki gerekçesi nedir? Bunun hukuki mesnedi kanun mudur, genelge mi, yoksa bir derneğin (THK’nın) talebi midir?
Eğer gerçekten deri toplamak suç ise, suç aletlerine el konulup, adli emanete konulması gerekmez mi? Nasıl ki ruhsatsız silah bulunduranın silahına el konulup, mahkumiyet kesinleşince silah hazineye ait oluyorsa, derilerin de (bozulma ihtimaline binaen satılıp karşılığı olan bedelin) hazineye verilmesi gerekmez mi? Ruhsatsız silah bulunduğunda bu silahın götürülüp örneğin MKEK’ya verildiği, veya Polis Derneği’ne teslim edildiği görülmüş müdür?
6) İzinsiz yardım toplayan bir kişinin örneğin banka hesabına el konulduğu zaman, bu paralar şu veya bu derneğe verilmiyor. Kurban derisinde niçin başka bir yol izleniyor?
7) Dün arama yapılan ve kendilerine bağışlanan derilere el konulan cami derneklerinin, yardım toplama yetkileri yoksa, nerden gelir elde edecekler? Yardım toplama yetkileri yoksa, gelir elde etme hakları yoksa, niçin kurulmalarına izin veriliyor?
8) Aslında tüm yukardaki soruların hepsini kapsayacak bir soru, “Türkiye Cumhuriyeti’ni, seçilmiş milletvekilleri ve TBMM içinden çıkan bakanlar olarak sizler mi, yoksa Türk Hava Kurumu mu yönetiyor?”
Sadece son soruyu cevaplasanız, zaten diğer sorular da cevaplandırılmış olacak!

Ali Karahasanoğlu 3 Şubat 2004 Vakit