AKP’nin hacil eylem planı

“Ben beratımdan ihanet çektiğim için münfail
Beratım benden faidesiz azap gördüğü için hacil.”
(Fuzuli)
Yukarıdaki mısrayı, Hille’de doğduğu, Kerbela’da meftun bulunduğu söylenen, divan edebiyatımızın zirvesi Fuzuli’nin “Şikâyetname” isimli eserinden almış bulunmaktayım...
Şu günlerde neden hep AKP’yi eleştirmekteyim... Cevabını yine ben vereyim:
AKP, Türk insanı için beyaz bir umut olmuştu.. Bu beyaz umudun kararması, bundan sonrası için büyük tehlikedir... İktidar mevkiinde AKP var... İcraatlara imza koyan AKP yöneticileridir... Sevmediğimden değil, kendilerine yakıştıramadığım, ileride hacalet duyacakları eylemlerden uzak durmalarını istiyorum... Bunun içinde Allah rızasını kazanmak da var.
Dünyanın en güçlü ülkeleri bir koalisyon kurmuşlar, bir küçük ülkeyi zor kullanarak, yok ederek, yıkarak, öldürerek, işgale çalışıyorlar...
Sürçü lisan olduğunu zannetmiyorum... “Bu koalisyonda biz de varız” ifadesi ayan beyan ortada... Söz uçmadı, kameraların hafızalarında muhafaza edilmektedir... Herhalde “acil eylem plânında” yoktu bu ortaklık... Öyleyse “hacil eylem planı” ile karşı karşıyayız...
Seçmenin gözdesi olmak suretiyle iktidar kazanan AKP, savaş koalisyonunun gökten ölüm kusan uçaklarına hava sahamızı vereceği de yoktu acil eylem planında... Amma verildi... Allem/kallem, dalavere/dubara, bir de “insani yardım” yalanı altında karadan geçiş izni de çıktı... Gerek hükümet, gerekse Genelkurmay, “Taşınan malzemeler içinde silah yoktur, her şey kontrolümüz altında” dese de, vatandaş inanmıyor... Saldırgan ortakların yalanlarını bildiklerinden dolayı inanmamakta haklıdırlar...
Yani şimdi, 3 Irak diplomatının “sınırdışı” edilme kararı hacalet değil de nedir? ABD bütün dünyadan “Irak büyükelçiliklerini kapatın, diplomatlarını sınırdışı” edin dedi mi, demedi mi? Hayır, demedi diyebilir misiniz? Diyemezsiniz... Çünkü bu talebe pek çok ülke sert tepki gösterdi. Ne yazık ki, Türkiye ABD’nin isteğine boyun eğmiş gözüküyor...
Hacaletin, yani utanç vericiliğin bundan büyüğüne az rastlanır.
Hele şu orman alanlarının satılması, milletvekili seçilme yaşının 25’e indirilmesi neme nem bir şeydir... Türkiye’nin acil meselesi bunlar mı sadece?
Orman alanlarını kimler alabilir? Alsa alsa devlet bankalarından kredi çekip üstüne yatanlar... Devlete yüksek faizle borç veren rantiye ağaları alır... Tabii, orman alanları da böylece yok edilir... Yeşil alanlarla hazine yırtığını kapatmak çıkar yol değildir...
25 yaşına basanlar milletvekili olmalıymış... Çünkü ülkemizin acil meselesi sayılmış AKP tarafından...
Doğrudur... Üniversiteyi bitirip boşta gezen ailelerin çocukları ne adaylık için tesbit edilen parayı ödeyebilirler, ne de seçim kampanyası yapabilirler...
Peki, kim olacak 25 yaşında milletvekili?
Hani şu banka batıranların, kredi alıp ödemeyenlerin, hileli ihale patronlarının, üçkağıtçıların, baba parasıyla kafayı çekip, lüks arabalarla sürat yapan veletleri olsa gerek...
Bastırırlar parayı, kaparlar milletvekilliğini... Çoğu Meclis’e sarhoş gelir ve seyrederiz gümbürtünün dik âlâsını... Her birinin arkasında dev gibi bir manga koruma, Yüce Meclis’i magandalar istila ederler...
Referanduma gidilmez de kanunlaşırsa, görürsünüz...
AKP milletvekilleri maalesef Tayyip beyin çizdiği çemberin dışına çıkamıyorlar... Bakanları çıkabildiler mi ki?
Hacil olacaklar bu gidişle...
Eğer, ABD bize komşu olacak, darda kaldığımızda imdadımıza yetişir diyorlarsa, geçmişte Saddam Hüseyin’le ABD arasındaki yakın ilişkileri hatırlatmak isterim...
Bana güvenmiyorlarsa, çıkıp sokaktaki seçmene sorsunlar...
 

Abdurrahim Karakoç 7 Nisan 2003 Vakit