18 Mart yaklaşırken

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin kutlanmasına, şurda 1 hafta kaldı..
Âdettendir, 1. Dünya Harbi ile ilgili her olayın yıldönümünde temcid pilavı gibi önümüze konulan bazı iddialar vardır:
“Araplar bizi arkadan vurmuştu, zaten Kıbrıs konusunda da bizi desteklemediler. Bir tanesi bile Kıbrıs’ı tanımadı, PKK terörüne karşı da bir şey yapmadılar…”
Bu cümleler aslında şu anlama geliyor: “Ey ahali, Filistinli Araplar her türlü insanlık dışı zulme layıktır. Çünkü onlar, bizi arkadan vuranların torunlarıdır ve bizim dış siyasetimize arka çıkmayanlar onlardır!”
Bu mantığın müptezelliğini asla tartışmayacağım!
Onu hakşinaslık eseri sayacağım!
Ve şu soruyu soracağım:
“Bizi İngilizler nereden vurdu?”
Cevap: Dört yönden!
Çanakkale’de 250 bin vatan evladını neden şehid verdik?
Mehmed Âkif “Çanakkale Şehitleri” şiirinde kimleri kastediyor?
Eski dünya, Yeni dünya, bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında
Ostralyayla beraber bakıyorsun Kanada
Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de kiminle savaştık?
Elbette İngilizlerle!
Diğer sömürgeci devletler bizi hangi yönden vurdu peki? Bırakalım onları; Yunanlılar, Sırplar, Bulgarlar, Ruslar… Ya zamanımızın baş zorbası ABD? Bu devletlerin hepsiyle açıkça (ABD hariç) savaştık/savaşmak zorunda kaldık. (ABD ile gizli bir savaşın olmadığını kim iddia edebilir?)
Birçoğunun ders kitaplarında birinci öncelikli düşmanız. Peki, Araplarla savaştık mı hiç? Hatırlayan beri gelsin!
Elbette Türklerin Ortadoğu’ya, Anadolu’ya sonradan geldikleri hatırlanırsa, bu bölgenin halkı olan Araplarla savaşmış olmamız gerekir. Halbuki yok öyle bir şey! Türkler Abbasî döneminde bölgeye davet edildiler. İslâm devletinin askerî gücünü meydana getirdiler. Sonra da bulundukları yerlerde hükümran oldular.
Peki, Mısır’daki Memluk/Kölemen devleti? Adı üstünde, “kölemen”ler bulundukları coğrafyanın idaresine hâkim oldular!
Ya Yavuz Sultan Selim’in Şam ve Mısır seferleri? Osmanlı ordusu Suriye’de ve Mısır’da kiminle savaştı, biliyor musunuz? Yöneticileri “Türk” ve “Çerkes” olan devletin Türk ve Çerkes askerleriyle!
Ya daha sonra?
Elbette Vahabi isyanları, Yemen isyanları oldu. Anadolu’da Celalî isyanları olduğu gibi… Türkler bu coğrafyalarda genellikle kendileri ile savaştılar. Şah İsmail’in ordusu, Osmanlı ordusundan daha fazla Türk unsur ihtiva ediyordu.
Gelelim 1. Dünya Harbi’ne… Birinci Dünya Harbi’nden çok önce İngiltere, kudretli hükümdar Abdülhamid’i tahttan indirmeye, Osmanlı nüfuzunu, Osmanlı coğrafyasını parçalamaya karar vermişti. Savaşta muzaffer olmaları, planlarını uygulamalarını kolaylaştırdı.
Arapların Türklerden ayrılarak bağımsızlaştırılması, Arapların bir projesi değildi. Aslında ortada tek proje vardı ve tek proje tek merkezde üretilmiş ve uygulamaya konulmuştu…
Örnekler saymakla bitmez..
İngilizler, Şerif Hüseyin’i “Büyük Arap Krallığı” ve “Hilafet” vaadiyle kandırdılar, isyana sevk ettiler… Elbette Şerif Hüseyin’in çapulcu isyancıları Osmanlı’ya zarar verdi. Fakat bu zarar devede kulak bile değildir. Hain Hüseyin, sürgün olarak Kıbrıs’ta öldü!
Arapların Türkleri arkadan vurduğu tezi ile Türklerin Arapları sömürgeleştirdiği, ezdiği, gerilettiği tezi aynı merkezlerde üretilmiştir. Her iki halka bu afyonlar yutturulmuştur.
Bu öylesine kuvvetli bir afyondur ki, hâlâ iki halkın kardeşliğini isteyenler tarafından bile kullanılabilecek malzeme temin etmektedir.
Birileri arkadan vurma ve vurdurma tekniklerini hem Türklerden, hem Araplardan daha iyi bilmektedir!..
Öyle bilmektedirler ki; tarihin hiçbir döneminde birbirine düşman olmayan iki toplumu birbirine kışkırtabilmekte, binlerce km uzaktan gelip, bu topraklar üzerinde hâkimiyet kurmaya kalkışabilmektedirler!

Asım Yenihaber 12 Mart 2004 Vakit