Biz hepimiz Filistinliyiz!

Türkiye ne kadar bağımsız bir ülke? Bizim dışişlerini İsrail mi yönetiyor!.. “Demokratik” seçimlerle işbaşına gelen bir partinin lideri ile görüşmek, ABD ya da İsrail'i neden, nasıl, niçin bu kadar ilgilendiriyor ya da Ankara bu yöndeki uyarıları neden bu kadar ciddiye almak zorunda hissediyor kendini?!?

“Biz davet ettik” demeye bile korktular. “Kendi gelmiş, geçiyormuş uğramış” demeye getirdiler.. Erdoğan, Meş’al’i kabul etmemek için programını, güzergâhını değiştirdi. Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı olarak değil, kişisel olarak görüştüğünü açıklama gereği duydu. TBMM Filistin Dostluk Grubu Başkanı ise, bunlar olurken Ankara'da değil, seçim bölgesindeydi..
“Hürriyet” meydan okuyor ve tehdit ediyor. İsrail, Meş’al ile Apo’yu aynı kefeye koyarak aba altından sopa gösteriyor..
AKP'nin bu yumuşak tavrı, birilerinin cür’et ve cesaretini artırıyor.. Hayır, böyle davranamazsınız!. Biz daha bir asır önce aynı ülkenin insanlarıydık. Filistin halkı ile bizim aramızda, dinî, tarihî, kültürel bağlar var.. AKP’nin ne yaptığı umurumda değil, biz hepimiz Filistinliyiz! Eğer böyle davranmaya devam ederlerse, bunun hesabı kendilerinden sorulur..
Birilerinin ABD ve İsrail'den korktuğundan daha fazla Hak’tan ve kendi halkından korkması gerekir.. ABD ve İsrail'e hesap vermeden önce, vekâletini aldığınız halka hesap vermek zorundasınız..
Siz onlardan olmadıkça, onlar sizden razı olmayacaklar.. Gömleklerinizi değiştirmeniz yetmez; derinizi, beyninizi ve yüreğinizde olanı da değiştirmeniz gerek.. Ve işte siz bunu yapamazsınız.. Ama, peki, öyleyse neden bu teslimiyet?!.
“Ahval ve şeraitin çok namüsaid” olduğunu biliyorum.. Ama yine de bu kadarı fazla..
Hani zalimler karşısında celadetli, mazlumlar karşısında mütevazi olacaktık!..
AK Partili kardeşlerim, şimdi “Abese ve tevella..” diye başlayan sûreyi okuyun.. “Kâfirûn” Sûresi'ni okuyun ilk namazınızda ve “Tebbet yeda” diye başlayın bir bakalım.. Hemen şimdi bir Kur’an-ı Kerim bulup, “Bakara” Sûresi'ne bir göz atın..
Zalimlere yardım etmeyin, sonra ateş size de dokunur.. “Dünya iktidarı” için ebedi olan ahiret hayatınızı satmayın. Allah yoluna engel koyanların, nefesleri ile Allah'ın nurunu söndürmeye çalışanların sadece kendilerine azap vesilesi olmaktan başka bir işe yaramayan işlerini kolaylaştırmayın, “Haksızlıklar karşısında susanlar”dan olmayın.. Unutmayın, “Hüküm Allah'ındır.” O, olanlardan haberdardır. Yaptıklarınızı da, gizlediklerinizi de, aklınızdan geçenleri de bilir..
Halid Meş’al'i biz bağrımıza basmak isterdik.. Onu selâmlamak, alkışlamak. Filistin halkı bu ümmetin yetimi..
Hani bizimkiler, hiçbir resmi değeri olmayan, protokol dışı buluşmada da İslâm birliği, kardeşliği, işbirliği, dayanışma mesajı verip, Filistin halkına karşı katliam uygulayan faşist İsrail yönetimine karşı bir tavır ve tepki koymuyorlar. Söyledikleri, “Aman sakın ABD, İsrail, AB ve BM kararları dışına çıkmayın, inatlaşmayın, İsrail'e karşı şiddet yoluna başvurmayın. Yoksa size 'terörist' derler. Uslu çocuk olun, geleneksel FKÖ politikasını sürdürmeye devam edin..”
Ha, öte yandan YÖK başkan yardımcısı çıkmış, AKP'ye akıl veriyor: “Seçmen size ekonomiyi düzeltin diye oy verdi, rejimi değiştirin diye değil” diyor.. Oysa seçmenin AK Parti'ye niye oy verdiği belli. Sadece ekonomiyi düzeltmesi değil, canından daha değerli olan dinine karşı uygulanan baskı ve tecavüzlerin önlenmesi için oy verdi bu millet! Rejim değişikliği dediği, İmam Hatip, başörtüsü meselesi.. Onlar yağmalayacak, hazinenin içini boşaltacak, siz gelecek dolduracaksınız ki, “beyaz”lar geri gelsin bir daha yesinler.. Bu düzen böyle devam edip gitsin.. Erdoğan’dan istedikleri “Tom Amca” olması!
Başörtüsü kamusal alandan dışlansın ama, zina eden öğretmen görevine devam etsin.. Bunun adı da adalet olsun.. Darbeciler değil, darbeciler hakkında fezleke düzenleyen savcı, darbecileri eleştiren yazar sanık sandalyesine oturtulsun!
Meş’al'in Türkiye ziyaretinin faturası, Erdoğan'ın birkaç aklı başında danışmanından biri olan Ahmet Davudoğlu'na çıkartılmaya çalışılıyor.. Davudoğlu ve bir iki kişiyi daha devre dışı bırakırlarsa, kılavuzluk kargalara kalacak! Kılavuzu karga olanın ise akıbeti hayrolmaz..
Zulm ile âbâd olunmaz.. Zalimlere zulm için mühlet verilse de, inanmış insanların zulme alet olmaları halinde akıbetleri onları tez bulur.. O zaman dost bildikleri onlara yardım edemez.. İkbal sevdaları zillete dönüşür.. Kazandıkları kendilerine ve çocuklarına hayır sağlamaz..
Biz hepimiz Filistinliyiz.. Hoş geldin, şeref verdin ey mazlumların önderi.. Ey yetimler babası.. Ey seçilmiş kişi.. Bizim halimize bak ve sen yüzünü Hakk'a dön, Allah'a vereceğin hesaba göre davran.. 7-8 Hasan Paşa'yı yetiştiren bu topraklarda, onun manevi mirasına sahip çık. 7-8 Hasan Paşa'nın çözdüğü şifrenin kodları yolunu aydınlatsın. Hoş geldin, güle gül git. Allah (cc) senin ellerinle zalimleri cezalandırsın ve mazlumlara yardım etsin.. Bir kavme olan düşmanlığın, seni onlar hakkında adaletsizliğe sevketmesin. Seni öldürmeye gelenler sende dirilsin. Ey Kudüs’ün hadimi, ey Mescid-i Aksa'nın bekçisi, gözlerinde İsra’nın aydınlığı ışıldayan adam!. Hz. Mesih’in doğduğu ve yükseldiği topraklara, Hz. Süleyman’ın ve Hz. Musa’nın, bağrında “sekine/emanet/vahiy sandığı”nı gizleyen, “Dabbe”yi misafir edecek yurduna, Selahaddin'e selam götür bizden.
Allah'ım! Aciz düştük. Harim-i ismetimiz işgal altında. Kutsalımıza ve malım, canım, sevdiklerim yoluna feda olası Resûlü Zişan Efendimize, Fahr-i Kainat'a dil uzatılıyor. Bizi rızana memur kıl. Bize kuvvet ver. Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil. Bizi affet!
Selâm ve dua ile...

Abdurrahman Dilipak  19.02.2006 Vakit