|
Yine terör üzerine
Özkök'ün bir açıklaması ile başladığımız terör tartışmasını, Bayan Blair'in bir açıklaması ve Milli Gazete'deki bir tartışmayla sürdürelim isterseniz.. Aslında bu tartışmaya "İslâm terörü lanetler" diye başlamak da mümkün. İslâm barış demektir, barış dinidir diye sürdürmek de mümkün. Peki Peygamber'in elindeki kılıcın anlamı neydi? Hem Allah kitabında, kimilerini kimilerin başına musallat ederek onların fitne ve fesatlarının sona erdirildiğini haber vermiyor mu? "Terörist devletin hakkından terörist örgüt gelir" gibi bir mana çıkarılamaz mı bu hükümden. Geçelim onu: Allah bazen güçlülerin gözünde halkları zayıf, halkların gözünde zalimleri güçsüz göstererek, mazluma yardım edip zalimlerin saltanatlarını yıkacağından söz etmiyor mu? "Zalimlere karşı direnme"den söz eden bir din, bu direnişin terör olarak suçlanması halinde direnmekten vazgeçmemizi mi öğütlüyor bize. Terör, bir yanı ile, toplumsal anomalinin önümüze koyduğu acı bir faturadır, bana kalırsa.. Terör bir savaş biçimidir.. Terörü doğuran şartlar oluşmuşsa terör kaçınılmazdır.. Terör bir sonuçtur.. Süreci kontrol etmeden ve zulmü önlemeden terörü önleyemezsiniz. Sonuçta terörü önleme adına, Irak ve Filistin'de olduğu gibi daha büyük ve şiddetli bir teröre kapı aralarsınız.. Bayan Blair ne diyordu: "Bedenine bomba bağlayarak kendini havaya uçuran bir insanın içinde bulunduğu acıyı anlamadan terörü önleyemezsiniz." Terör bir çığlıktır aslında.. Bir intikamdır. Bir cezadır.. Terör bir fitnedir; zor imtihandır.. Terör bir sınanmadır. Hayır ve şer Allah'ın iradesi içindedir.. Biz Allah'ın rızasına talibiz.. Allah'ın izni olmadan ne bir iyilik, ne başka bir şey olabilir.. Bu izin, onun yapılmasına destek anlamına gelmiyor. Allah içki içilmesini de, fuhşiyatı da yasaklar, ama sonunda bu fiili yaratan ve insanlara bu konuda mühlet / mehil veren ve herkesi yaptığı ve yapması gerekirken yapmadığı, söylediği ve söylemesi gerekirken söylemediği her şeyden sorumlu tutan da O'dur.. Amentüde, "Ve bil gaderi hayrihi ve şerrihi min Allahu Teala" derken bunu söylemez miyiz? Din cahillerinin elinde, imanın şartı olan bir konu, "Milli Gazete yazarının korkunç yorumu"na döner.. Bu olay, yeni bir 'deprem ilahi cezadır' yorumu ile ilgili skandala dönüştü.. Sanki Lut Kavminin helaki, Sodom ve Gomorra, ya da Ad ve Semud kavminin başına gelenler ilahi bir ceza değildi! Aslında bu anlayışla Kur'an-ı Kerim'i de Tevrat'ı da toplatmak gerek.. Bu yasakları getirenler, cezaları verenler, hayatları boyunca Tevrat'ı ya da Kur'an-ı Kerim'i okumuş olamazlar.. Birileri şecaat arz edeyim derken, aslında cahilliğini sergiliyor.. Cahilliğin bu kadarı ancak tahsille mümkün oluyor galiba.. Allah'ın yaratışı ve bilgisi dışında, iyi ya da kötü, evrende hiçbir şey yoktur.. 12 Eylül, 28 Şubat, ABD'nin Irak'ı işgali ya da 11 Eylül, komünizmin yükselişi ve çöküşü, bu tür yayınlar, her şey Allah'ın iradesi içindedir.. İmam Hatip'te okumayınca, Kur'an kursuna gitmeyince, ailede bir şey yoksa, bir de okumuyorsa böyle oluyormuş demek ki.. Zorunlu din dersleri ile TSE damgalı Müslümanlık işte böyle hiçbir şeyi açıklamaya, anlamaya yetmiyor.. Allah insanlara fırsat verir. Sonra onlardan bazıları, isyana sürüklenir. O zaman terör bir bedel olur. Bir ceza olur.. Komünizmin, kapitalizmin, faşizmin sebeb olduğu cinayetlerden bir cinayete dönüşür.. Kimi zaman bir direniş olur.. Köşeye sıkıştırılmış çaresiz insanların silahı olur bazen terör.. Zaman olur, din adına da terör yapılır. Hz. Ali'yi, Hz. Hasan ve Hüseyin'i şehid edenlerin yaptıkları neydi? Allah kimilerini kimilerinin başına musallat ederek, karşılıklı olarak cezalandırır bazen. Sonunda terör bizim ellerimizle yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın önümüze çıkardığı bir faturadır.. Burada herkesin önce kendini sorgulaması, "nerede yanlış yaptık" sorusunu sorması gerek.. Bunlar laikliği de demokrasiyi de, dini de, terör denen şeyi de bilmiyorlar. Bilmediklerini de bilmiyorlar, öğrenmek de istemiyorlar.. Bu kafa ile de bu sorunlara çözüm üretmek şöyle dursun, sorunları daha da müzminleştirmekten başka bir yaptıkları yok.. Filistin'de, Irak'ta, Ebu Garip'te ya da Guantanamo'da, Çeçenistan'da, Bosna'da yaşananlar ve kan gölünün sorumluları size göre kimdir? Terör, toplum mühendislerinin elinde, siyaset yapma aracı ya da toplumu kontrol etmek için kontrollü bunalım stratejisinin bir aracıdır.. Güneydoğuda terör, Arz-ı Mevud'un insansızlaştırılması girişiminin bir parçasıdır.. "Bebek katili" söylemleri ya da bölge halkının insan haklarına ilişkin tartışmalar, bu senaryoda ayrıntıda kalıyor.. Bu karanlık, kirli ve kanlı oyunda kim kimdir, bazen oyunun aktörlerinin bile farkında olmadığı bir sırdır.. Ben öteden beri, irtica ve terör denilince, ekrana yansıyan görüntülerin ötesinde bir şeylerden kuşku duyarım. Bazen gözümüzün önüne öyle fotoğraflar koyarlar ki, arkasında nice cinayetler gizlenir.. Gerçek, sahnedeki Şehid anaları ve Cumartesi analarının görüntülerinin arkasında gizlidir.. Selâm ve dua ile.
Abdurrahman Dilipak 1 Ağustos 2005 Vakit
adilipak@vakit.com.tr |