“Yafes’in çadırı geniş olsun”

 

Bugünkü Tevrat’ta, Nuh aleyhisselamla ilgili kıssada özetle şöyle denir: Yafes’in çadırı geniş olsun. Sam, Yafes’in çadırında otursun. Ham’a lanet olsun..

Ham, Arapların atası; Sam Yahudilerin. Yafes ise tüm diğerleri, Türkler, Hindi Çin ve Avrupalılar..

Üç kavim de aslında amcaoğullarıdır.. İlk atamız Hz. Adem, ikinci atamız Hz. Nuh’tur..

Hz. İbrahim’de, Sare ve Hacer anamızda ayrılır Araplar ve Yahudiler. Biri İsmail’in soyudur, ötekisi İshak’ın. Biri evin hanımının, ötekisi cariyenin çocukları.. Biri yerleşik, öteki göçer.. Ama her ikisinin de anayurdu Mezopotamya’dır. Doğdukları yer itibarı ile Anadolu’dur..

Yakub aleyhisselamın bir adı da “İsrail”dir.. İsrailoğulları Yakuboğulları demektir.

Bayraklarındaki iki mavi şerit Nil ile Fırat’ı sembolize eder.. Ortadaki 6 köşeli yıldız ise, Hz. Davud’un yıldızıdır.. Süleyman aleyhisselamın mührüdür ki, o mühür kıyamete yakın dabbetül arzın parmağında görülecektir.. Bir rivayete göre de Mehdi ve Mesih’in eli ile ulaşacaktır o makama.

Mehdi ve Mesih rivayetleri o kadar çok ki, insan hangisine inanacağını bilemiyor.. Mesih aslında İsrailoğullarından biri değil mi? Mehdi’nin de İsrailoğullarının simasına benzeyen bir simaya sahip olacağı söylenir..

Noel geride kaldı, yani yılbaşının teolojik arka planı ile ilgili ayinler bitti. Şimdi seküler anlamda yeni yıl kutlamasına geldi sıra.. Aslında teolojik anlamda yeni yılın İbrani takvimine göre hesaplanması gerek ama, Hıristiyanlar onu da kendilerine benzettiler ve Gregoryen takvimi diye bir takvim icad ettiler. Bizim Ramazan Bayramı ile ilgili hilal tartışmalarından daha vahim bir şekilde Hıristiyanların her biri bir başka gün Hz. İsa’nın doğumunu kutlar.. Teknolojik gelişme her şeyi açıklamaya yeterli olmayabiliyor bazen, işte bu örnekte de görüldüğü gibi.

Aslında yeni yıl kutlamalarındaki objeler hâlâ dini bir anlam taşıyor.. Çam ağacı, cennetteki tûba ağacını temsil eder. Aynı zamanda Hz. İsa’nın geri dönüşünü çağrıştırır. Hz. İsa rivayete göre bir çam ağacının tepesine inecek. Evlerdeki çam işte bunu ifade eder. Bir bakıma “Ey İsa bizim evimize gel” diye Peygamberi sofralarına davet ederler..

İşin garip yanı, o gece kırmızı şarap içer çoğu. Rivayete göre Hz. İsa son gece ekmekle şarap içmiştir (Haşa). Belki üzüm suyu ile ekmek ya da hoşaf ekmek yemiştir. Bugün Hıristiyanların gözünde kırmızı şarap Hz. İsa’nın kanını sembolize eder ve şarap içen bir Hıristiyan Hz. İsa’nın kanını damarlarına yüklemiş olur. Yani kimileri, bir bakıma şarap içerek kendi de Hz. İsa’ya dönüşmüş olduğunu düşünür.

Bu konuyu sürdürelim mi? Peki Şemsi, Kameri, Şemsi Kameri, ya da bir başka deyişle Hicri, Rumi, Miladi takvim arasında ne fark var? Bilmem biliyor musunuz Miladi takvime göre gün gece yarısı değişir, Hicri takvime göre gün batımında.. Şubat’ın Yahudilikteki Şabat’tan, Ağustos’un, Roma Kralı Ogüst’ten. Ogüst kim derseniz, asıl adı Augustus. Hacı Bayram Camii’nin hemen yanında bir tapınağı var. Hz. İsa doğduğunda o Roma Kralı idi. Ankara’da tapınağı olan kutsal Roma imparatorunun adı bizim için ay adı oldu.. Küçük bir farkla Augustus, oldu Ağustos..

Mart’ın İngilizce March’tan, Mayıs’ın May’dan alındığını biliyor mu idiniz? Nisan da mesela Yahudi aylarından birinin adıdır.. Temmuz da öyle. İbranice’de Tamuz şeklinde. Eylül de İbranice, İsrail lehçesindeki adı Elül. Sabatay’ların “benzeme benzet”i burada da kendini gösteriyor.. Türk Dil Kurumu’nun önemli isimlerinden Dilaçar da Ermeni değil mi idi? Yani ayların adı çoğu Yahudilikten intihal, derleme bir şey. Laik maik, çağdaş, mağdaş değil yani... Ooof, of!

Noel Baba dedikleri, Aziz Claus ya da Nicolas, İncil hafızı bir ruhani değil mi? Santa Claus’un Noel Baba oluşu 1924’de Coca Cola’nın bir reklam kampanyasının maskotu olarak kullanılması ile başladı.. Adamcağız İznik konsülündeki aykırı görüşlerinden dolayı İstanbul’da zindana bile atılmış.. İslâm’dan 300 yıl önce yaşamış, bugün yaşasa dinci diye fişlenecekler arasında bir aziz. Bizim Antalyalı azize Nordik, pagan bir efsane uydurup, onu Hıristiyanlıkla da ilişkilendirip, birkaç Ren geyiği, kırmızı bir kaftanla adamı tüm zamanların en iyi pazarlama maskotuna çevirdiler..

Öyle bir zamanı yaşıyoruz ki, kimi İsmailini kurban etmeye hazırlanıyor. Kimi Noel partisine.. Kimi kıyameti şah damarında hissediyor, kimi ölümü aklına bile getirmek istemiyor..

Sokakta ‘Bir başkadır benim memleketim’ şarkısı yankılanıyor. Ayten Alpman, bir Yahudi ilahisini seslendiriyor.. Bizimkiler Kıbrıs’ı, onlar Arz-ı mevud’u, “Holy Land”ı hayal ediyor..

Size bir gün gelecek, “Ya sev, ya terk et” diyecekler. Bu emir bugünkü Tevrat’tan! “Onlara söyle: Ya itaat etsinler, ya çekip gitsinler.. Gitmek isterlerse onlara yol ver ve yolculuklarını kolaylaştır. Eğer itaat etmeyecekler ve gitmeyeceklerse, o zaman, onların her birinin evinin kapısına bir sundurma çakacak, orada onları infaz edecek, evlerini viran edecek ve çöplerini bile almayacaksın..” Oysa Kur’an bize; “Bir kavme olan düşmanlığın seni onlar hakkında adaletsizliğe sevketmesin” der. Ve der ki; “İnsanları haksız yere yurtlarından çıkarmayın”

Son bir haber: İsrail hava kuvvetleri Konya’da hava tatbikatları yapıyordu. Şimdi Bolu’da dağ komandolarının kış eğitimi yapmasını istiyorlar.. Bir de askeri bir üs.. Hakkari’de, Kürt bölgesinde, İran’a yakın.. 3 km’lik bir alan ne olacak. Para da verecekler!.

Bu kadarcık mı? Yok! Arkası var.. Bu bir başlangıç..

Ey ahir zaman Peygamberinin ümmeti.. Hz. İsa’nın veladetinin şemsi yıl dönümünde, siz ne yapıyorsunuz? Sizin izlediğiniz televizyonlar ya da okuduğunuz gazeteler ne yazıp ne yayınlıyorlar. Yoksa siz de bugünlerde Firavun mezarlarını ziyaret etmeyi mi düşünüyorsunuz?

Aman Allah korusun. “Asra yemin olsun ki, tüm insanlar hüsrandadır.. İman edenler, iyi işler yapanlar, Sabredenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna..”

Selâm ve dua ile..

Abdurrahman Dilipak 29 Aralık 2005 Vakit