|
Tüm "kurs"lar yasadışıdır!.. Kapatılmalıdır!
Neresini, nasıl düzelteceksin?.. Aynen "deve" misali!.. Mübarek hayvanın, "eğri" olan; bir tek "boynu" değil ki!.. "Düz" bir tarafı yok!.. O halde; neresini, nasıl düzelteceksin?.. Diyorlar ki; "Yasalara aykırı eğitim kurumu açanlar için öngörülen hapis cezaları hafifletilip, para cezasına çevrildi!.. Bu durum; eğitim kurumları üzerindeki devlet kontrolünü ve gözetimini ortadan kaldıracaktır!" Dakka bir, yamukluk bir!.. Daha şunu bile bilmiyorlar: Türkiye'nin de altına imza attığı "uluslararası hukuk" metinlerinde; "anne-babaların, çocuklarını istedikleri gibi yetiştirme ve dinî eğitim verme hakkı" vardır!.. Gelin görün ki; 17-18 yaşındaki bir genç kıza "tek başına evlenme tercihi"nde bulunma hakkı tanıyan mevcut sistem; nasıl ki aynı genç kıza "giyim-kuşam tercihi" kullandırtmıyorsa, anne-babanın da "uluslararası hukukun tanıdığı hakkı" kullanmasını engelliyor!.. "Mantık süzgecinden geçmeye mahkûm mantığa" göre; bir anne-baba, evlâdına "kurs" vermesi için, meselâ "fizik veya müzik hocasını seçme" hakkına sahiptir!.. Amma velâkin; "Kur'an hocası" seçemez!.. Peki, onu kim seçer?.. "Devlet!" Şimdi, gelin de bu "yamukluğu" düzeltin, düzeltebilirseniz!.. YA HEP, YA HİÇ! Bir an için kendilerine "hak" verip, "iddia"larını ciddiye alalım ve diyelim ki; "Tamam, kabul ediyoruz... Bundan böyle bütün eğitim kurumları devlet kontrolü ve gözetiminde olsun!" Yani; Türkiye'de ne kadar "kurs" veren kuruluş varsa, devlet kontrol etsin!.. Ama, bir şartla: Sadece "Kur'an kursları"nı değil, "bütün kursları!" "Bale... Piyano... Gitar... Yüzme... Yabancı dil!.. Kürtçe!.. Fizik... Müzik... Mankenlik... Biçki-dikiş" ve diğerleri!.. Hayır, Asena gibi "kıvırmak" yok!.. Adam gibi cevap verin, "Var mısınız?" Bütün "kurslar" devletin denetimi, kontrolü ve gözetiminde olacak!.. Yani; nasıl ki, Kur'an kurslarını "Diyanet İşleri Başkanlığı" veriyor; aynı şekilde "diğer kurslar" için de "Diyanet gibi bir kurum" oluşturulacak!.. Evet, "Bale İşleri Başkanlığı, Mankenlik İşleri Başkanlığı, Dantel İşleri Başkanlığı, İngilizce İşleri Başkanlığı, Kürtçe İşleri Başkanlığı" gibi!.. Duruun, daha bitmedi!.. Bu ".... İşleri Başkanlıkları" ile "Diyanet İşleri Başkanlığı" aynı statüde olacak!.. Yani; Diyanet İşleri Başkanlığı, "hangi yaş ve şartta" Kur'an kursu veriyorsa, oluşturulacak diğer "... İşleri Başkanlıkları" da "aynı yaş ve şartlarda" öğrenci kabul edecek!.. Malûm, mevcut durumda; "Diyanet İşleri Başkanlığı"na bağlı Kur'an kurslarına "kayıt yaptırabilme" yaşı 14-15'tir!.. Yani, ancak "zorunlu ilköğretim dönemini tamamladıktan sonra" Kur'an eğitimi alabilirler!.. O halde; "Bale... Piyano... Gitar... Yüzme... Yabancı Dil... Fizik... Kürtçe... Müzik... Mankenlik..." ve benzeri "kurs"lara katılma yaşı da "14-15" olacak!.. Yani, onlar da; "Zorunlu ilköğretimi tamamladıktan sonra" devam edebilecekler bu "kurs"lara!.. Yoook!.. "Kıvırmak" yok öyle!.. "Bale, yüzme, yabancı dil küçük yaşta öğrenilir, vücut kartlaşınca bir işe yaramaz!" deyip de, kaçak güreşenler gibi "minder dışı"na kaçmak yok!.. Madem oralarda "beden tazeliği" önemlidir, Kur'an eğitim/öğretiminde de "beyin tazeliği" önemlidir!.. Ama siz kalkmış; buralarda hem "devlet kontrolü"nü gereksiz görüyorsunuz, hem de "yaş sınırı"nı iplemiyorsunuz!.. ANAYASA, MADDE ON TARTIŞMALARA SON! Ne o; "bale"ye giden çocuğun bokunda "gök boncuk" mu var?!? Onun veya ailesinin "ayrıcalığı" ne?.. Hem "anayasal rejim"den söz edersiniz, hem de "Anayasa'nın 10. maddesi"ni iplemezsiniz!.. Ne diyor 10. madde; "Herkes (...) ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir... Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz!" Buyrun, cevap verin şimdi; "Bale kursu"na giden çocuk veya ailesinin ayrıcalığı ne?.. Onlar nasıl bir "kişi"dirler, nasıl bir "aile"ye mensupturlar veya hangi "zümre" ve "sınıf"a aittirler ki; onların çocukları, serbestçe "bale kursu"na gidecek, ama bir başka kişi ve aile, aynı yaştaki çocuğunu "Kur'an kursu"na gönderemeyecek!?! Bunun adı da, "demokrasi" ve "anayasal rejim" olacak, öyle mi?.. Hem de; "İmtiyazlı kişi, aile ve zümre"lerin, kendilerini "ayrı bir sınıf" gibi görerek, "istedikleri gibi at oynattığı" bir demokrasi ve rejim!.. Yok arkadaş!.. Bu "adaletsizliğe" ve bu "ayrımcılığa" isyan ederim ben!.. Madem ki "10. madde" var ve o madde, madem ki "imtiyaz yok" diyor; o halde "baleye gitme" yaşı da, "Kur'an öğrenme" yaşı da "aynı" olacak!.. Bir çocuk ki; okul çıkışı, nasıl; "bale, yüzme, gitar veya yabancı dil" kursuna gidebiliyor ve ona "ilköğretimi bitirip-bitirmediği" sorulmuyorsa; aynı şekilde "Kur'an kursu"na da gidebilecek arkadaş!.. Evet, gi-de-bi-le-cek!.. Haa, gidemeyecekse; "Bale"ye de gidemeyecek!.. Birine "geç", birine "dur" denilirse, işte orada "anayasal vatandaşlık hakkı"mı kullanıp, bas bas bağırırım; "Sizin Anayasa anlayışınızın da, sizin eşitlik anlayışınızın da, sizin adalet anlayışınızın da, sizin!!!" Yetti be!.. ONLAR DA YASADIŞI! İşte, bir kere daha söylüyorum: Ceza yumuşatılmış ve "para cezası"na indirgenmiş olsa da, "yasalara aykırı eğitim kurumu" açmak, hâlâ bir "suç" olarak TCK'da durduğu müddetçe; "Tüm kurslar kapatılmalıdır!" Çünkü, hepsi de "yasalara aykırı"dır!.. Öyle ya; hepsinde de, "ilköğretim çağındaki öğrencilere" eğitim verilmektedir!.. Buralara giden "çocuk"ların yaşları da, kâh 5-6'dır, kâh 7-8... Hele söyleyin bana; "5-8 yaş arası" çocuklar "bale" veya "yüzme" öğrenmeye gidebiliyor da, "Kur'an" öğrenmeye niye gidemiyor?.. Hani, nerede kaldı Anayasa'nın "10. madde"si?.. Hani nerede kaldı "hiç kimseye imtiyaz tanınamaz" hükmü?.. Şu işe bakın; Adam, kalkıp; hem de "para kazanmak" için "bale, yüzme, gitar... bilmem ne kursu" açabilecek ve şakır şakır işletebilecek, ama bir başka vatandaşın "Kur'an kursu" açması "suç ve yasak" olacak!.. Bu, "adalet" değil!.. "Demokrasi" hiç değil!.. Bu, düpedüz "ayrımcılık"tır!.. Hem de "Anayasa'nın 10. maddesi"nin "kevgir" gibi delindiği, "paspas" gibi çiğnendiği bir ayrımcılık!.. İşte açık konuşuyorum; Ya "Anayasa'nın 10. maddesi"ni herkese uygularsınız, ya da milletin karşısına geçip, "Anayasal rejim tahrip ediliyor" deme sahtekârlığından vazgeçersiniz!.. Ne yani; sırf "Kur'an kursu"na gidince mi tahrip oluyor bu rejim?.. ONLARI DA BASIN! Eğer öyleyse; "bale" kursunu da, "yüzme" kursunu da, "gitar" veya "piyano" kursunu da yasaklayacaksınız!.. Çünkü, oralara giden çocuklar da "ilköğretim dönemi"ni bitirmeden gidiyorlar o kurslara!.. Evet, yasalara göre onlar da "suç" işliyor!.. Onlar da Anayasa'yı "tahrip" ediyor!.. Ne tahribi?.. "Kevgir"e çevirdikleri Anayasa'yı, resmen ve alenen "paspas" gibi çiğniyorlar!.. O halde "bale"cilerin de, "yüzme"cilerin de yakasına yapışın!.. Onların gittikleri "ev"lere ve "kurs" binalarına da "baskın"lar düzenleyin!.. "Suç" aleti olarak da; "Bale pabuçları"nı, tutundukları "demir çubuk"ları, karşısında dans ettikleri "ayna"ları, ya da ne bileyim "yüzme paletleri"ni, "simit"lerini ve kollarına taktıkları "şişirilmiş kolluk"ları serin masaların üzerlerine ve "teşhir" edin kamuoyuna!.. Tıpkı; "İzinsiz Kur'an kursu"(!)ndaki "rahle"leri ve "Elifba"ları teşhir ettiğiniz gibi!.. Öyle ya; ortada, hem "Anayasa'nın 10. maddesi" var, hem de "zorunlu ilköğretim" döneminde, "başka bir eğitim alınamayacağı" şeklindeki yasa!.. Var mı aksini iddia eden?!? HA İNGİLİZCE, HA ARAPÇA!.. FARKI NE? Biliyorum, "ama..." deyip, yine "rakkase"ler gibi kıvırmaya, "çiğ" yiyip de karnı ağrıyan adamlar gibi "kıvranmaya" başlayacaklar!.. Diyecekler ki; "Ama, bale, müzik ve spor kursu başka, Kur'an kursu başka!.. Türkçe okuma-yazma çağındaki bir çocuğa, bir de Arapça öğretilirse, o yaştaki bir çocuğun kapasitesi bunu kaldıramaz!.. Çocuk Türkçe ve Arapça arasında bocalar!" Bakmayın "diyecekler" dediğime; yıllardır, zaten söylüyorlar bunu!.. Ve ben, "mantık süzgecinden geçmeye mahkûm bu mantığı" hâlâ anlayabilmiş değilim!.. Bu "kafa" var ya bu kafa, "ayaz"da kalmış "Yafa" portakalı kadar donuk ve bir o kadar "susuz" kalmış olmalı ki, sergilediği dangalaklığın bile farkında değil!.. Be dangalaklar, be dunkoflar; 6-7 yaşındaki çocuk müzikteki "nota"ları ezberlerken... Basketbolun "pota"sını düşünürken... "Artist, aktör ve futbolcu"ların yaşadığı "Televole geceleri"ni, hem de "hece"lerine kadar aklında tutarken... Aklı karışmayacak da, "Kur'an harfleri"ni ezberlerken kafası karışacak, öyle mi?.. Tüh sana!.. Yuh sana!.. Duur, daha bitmedi... Hele söyle bana; bu çocuğun; gittiği "İngilizce kursu"nda ezberlediği "Eyc, Bi, Si" ile "A, B, C" harfleri kapasitesini zorlamıyor da, Kur'an harfleri olan "Elif, Be, Te, Se"ye gelince mi karışıyor kafası?!? Ohh, ne alâ memleket; Beyefendi, kendi çocuğuna "Alfabe"yi öğretirken "İngilizce"yi de öğretecek ve bu "yasalara aykırı eğitim" olmayacak, ama ben, aynı yaştaki çocuğuma "Elifba"yı öğretemeyeceğim!.. Niye?.. "Çocuğun aklı karışır"mış!.. Ulan, "İngilizce"de karışmayan akıl, "Arapça"da nasıl karışıyor, hele bunu izah et bana!.. 10. MADDE PALAVRA MI? Hem, sana ne?.. Çocuk benim değil mi?.. "Uluslararası yasalar" da bana bu hakkı veriyor değil mi?.. O halde sen niye karışıyorsun?.. İster "İngilizce" öğretirim, ister "Arapça!" Sana ne be adam?!? Nihayetinde, "Anayasa önünde eşit vatandaşlar" değil miyiz?.. Haa, sen "daha eşit"(!)lerden isen; söyle de bilelim!.. Bilelim ki; "Anayasa'nın 10. maddesi"ne güvenip de, "imtiyazlı kişi, aile ve zümrelerin olmadığı bir ülkede yaşadığımız" gibi bir hayale kapılmayalım!.. Efenim; Duyamadım!.. Ne buyurmuştunuz?!? "Dürüst" olun, dürüst!.. İşte size teklif: Ya "diğer kursları" da kapatacaksınız, ya "Kur'an öğrenimi"nin önünü de açacaksınız!.. Eğer, "imtiyazlı zümre ve sınıf olmadığı" maddesi bir "palavra"dan ibaret değil ve oraya "süs" olsun diye yazılmadıysa!.. Hayır "oynak karılar" gibi kıvırtmayın!.. Adam gibi "dik" durun iddialarınızın arkasında!.. Yazdıklarıma cevap verin!..
Hasan Karakaya 1 Haziran 2005 Vakit
hkarakaya@vakit.com.tr |