Soykırım’ Diyene Bak Hele!

Siyonistler, Filistin halkını sistematik bir şekilde yok etmeye çalışıyorlar.
1940’lı yıllarda sayısız Filistin köyünü toplu mezarlığa çevirdiler. Siyonistler, Filistin halkını sistematik bir şekilde yok etmeye çalışıyorlar.
Yüzbinlerce Filistinliyi topraklarından sürdüler (dünyanın dört bir yanına dağılan Filistinli sürgünlerin sayısı bugün 4 milyonu buluyor), kalanları da kan ve gözyaşına boğdular.
80 yıldır Filistinlileri öldürüyor, öldürüyor, öldürüyorlar.
En büyük katliamlara imza atan teröristleri başbakan, cumhurbaşkanı yapıyorlar.
“Araplar haşarattır, acımadan hepsini ezmek lazım” diyen sapıklara bakanlık dağıtıyorlar.
“Terörle mücadele diye koca bir mahalleyi havaya uçurup çoluk çocuğu öldüremeyiz” diyen üç-beş insaf ehli askerlerini vatan hainliğiyle suçluyorlar.
Soykırım, onların resmi politikası.
Soykırımcılık, onların resmi kimliği.
Siyonizm, soykırımcılığın ta kendisi.
“Kadîm Yahudi vatanı Araplardan temizlenecek, İsrail yeniden yükselecek” diyerek yola çıkmadılar mı?
Bir soykırım projesi değilse nedir Siyonizm?
Şu komediye bakın:
Soykırımcı İsrail, İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat’ı “soykırım çağrısı yapmak”la suçluyor.
Neymiş?
Ahmedinejat, İsrail’in haritadan silinmesini istemiş…
Buna soykırım çağrısı denmez, soykırımla mücadele denir!
“Yahudi halkı haşarattır, acımadan hepsini yok edelim” mi diyor Ahmedinejat?
Siyonistler gibi ırkçı bir retorikle mi konuşuyor?
Hayır, tam tersine ırkçılığa isyan ediyor.
İsrail’in soykırımcılığa varan ırkçılığından yaka silkiyor.
Araplara, Müslümanlara böcek muamelesi yapan İsrail devletinin haritadan silinmesini istiyor.
Ve İsrail, Ahmedinejat’ı utanmadan Birleşmiş Milletler’e şikayet ediyor.
“Soykırım çağrısı yapan bir adamın yönettiği bir devlet, Birleşmiş Milletler’de yer alamaz”mış!
Yok öyle bir çağrı, ama olduğunu farz edelim:
Soykırımın “çağrısı”nı yapana Birleşmiş Milletler’de yer yok, ama soykırımın kendisini yapana yer var; öyle mi?
Bu kadar yüzsüz, bu kadar adi, bu kadar alçak olabilmek için Siyonist olmak lazım!
*
İcazet meselesi
Yemen’de bir gazeteci, Erdoğan’a, “İsrail’le yakın ilişkileriniz Arap kamuoyunu rahatsız ediyor” gibi bir şey söylemiş.
Erdoğan basmış fırçayı; o gazetecinin şahsında Arap ülkelerine ‘Kimseden icazet almaya ihtiyacımız yok. İsrail ile istediğimiz ilişkiyi kurarız’ diye meydan okumuş.
Sayın Başbakan’a sormak istiyorum:
Amerika Birleşik Devletleri’nde Türkiye-Suriye yakınlaşması sorgulandığında niye böyle bir ‘delikanlılık’ sergilemediniz?
Niye ‘Kimseden icazet almaya ihtiyacımız yok. Suriye ile istediğimiz ilişkiyi kurarız’ diye kestirip atmadınız da, pozisyonunuzu lisan-ı münasiple izah etmeyi tercih ettiniz?
Niye ‘Biz Suriyelileri sizin istediğiniz noktaya getiriyoruz’ mealinde açıklamalar yapmaya kalktınız?
Yoksa ABD hükümetinden icazet alma ihtiyacını mı duydunuz?
Mesele “dengeler” meselesi ise, çok rica ediyorum, Corç’la münasebetlerde nasıl dengeleri gözetiyorsanız Mustafa’yla münasebetlerde de gözetin lütfen.

Hakan Albayrak