Şimşek çakanları yıldırım çarptı

İşgalciler Irak'ta kukla hükümeti oluşturduktan sonra direnişle uğraşma işini ona devretmeyi planlıyorlardı. ABD, bunu belki kendi halkını rahatlatmak için gündeme getirmişti. Ama gelişmeler onun planladığı gibi olmadı. Tam tersine kukla hükümetin oluşmasından sonra direnişçilerin gerek işgalcileri gerekse onların hesabına kendi halklarıyla savaşanları hedef alan eylemlerinde ciddi artış oldu.
Direniş eylemlerinin artması karşısında işi kukla hükümete devretmenin mümkün olamayacağını anlayan işgalciler "Şimşek Operasyonu" adını verdikleri geniş çaplı bir saldırı başlatma kararı aldılar. Saldırıyı başlatmadan önce hizmetlerindeki medya vasıtasıyla planladıklarından çok daha geniş çaplı bir psikolojik operasyon başlattılar. Bu yolla direnişçilerin gözlerini korkutacaklarını sanıyorlardı. Ancak saldırganlar burada bir şeyi fark edemiyor veya fark etmek istemiyorlar: Onların adamlarından biri öldürüldüğünde diğerlerinin de gözlerini ölüm korkusu bürüyor. Ama direnişçilerden biri şehit edildiğinde onun intikamını almadan diğerlerinin gözlerine uyku girmiyor. Onları ölüm değil zillete düşmek korkutuyor. Bu sebeple psikolojik savaş belki savunmasız kitle üzerinde etkili olabiliyor, ama işgale ve insanlık dışı saldırıya karşı direnmede kararlı olanların gözlerini korkutamıyor.
İşgalciler günlerce psikolojik yıpratma kampanyasını sürdürdükleri "Şimşek Operasyonu"nu başlattılar, ama kendi başlarına da yıldırım düştü. Onlar saldırılarında en çok hava kuvvetlerine güvenmektedirler. Çünkü kara çarpışmalarında sürekli kayıp vermeleri sebebiyle sıkıntı çekiyorlar. Ne var ki son saldırılarında hava kuvvetleri de ciddi yara aldı. ABD güçlerine ait bir helikopterin düşmesinin ardından içinde dört Amerikalı, bir Iraklı asker bulunan uçak yere çakıldı. Ölen Iraklının ve Amerikalılardan birinin subay, üç Amerikalının ise er olduğu bildirildi. Bu uçağı direnişçilerin düşürdüğü kesin. Ancak işgal yönetimi hava tehdidinin cephede yara aldığı gibi moral yönden de fazla yara almaması için uçağın kum fırtınası yüzünden düştüğünü iddia etti. Ne var ki bu olayın üzerinden fazla zaman geçmeden bir İtalyan helikopterine "yıldırım" isabet etti ve içindeki dört İtalyan askerle birlikte yere çakıldı. Olayı Irak'taki İtalyan işgal güçlerinin yönetimi doğruladı ve dün (31 Mayıs Salı) yaptığı açıklamada en-Nasiriyye yakınında düşen helikopterde bulunan dört askerin hepsinin öldüğünü bildirdi. Ancak tafsilatlı bilgi vermekten kaçındı. Herhalde artık kum fırtınası durmuştu ki suçu ona atma imkânı kalmamıştı!
Burada haber saptırma konusunda önemli bir hususa dikkat çekmek istiyoruz: Bilindiği üzere ABD, Irak direnişi karşısındaki kayıpları sebebiyle askeri tehdit gücünün fazla yara almaması için gerçek kayıplarını sürekli gizliyor. Hatta bazı askerleri resmi ordu kayıtlarına geçirmeden cepheye götürdüğünden onlardan öldürülenleri hiç kayıp listesine almıyor. Ayrıca olayları yakından takip edenler verilen rakamlarda ciddi çelişkiler yakalayacaktır. Örneğin bir tarihte ABD askerlerinden öldürülenlerin toplam sayısı diyelim ki 1605 olarak verildi. Bu arada siz, direnişçilerin açıklamalarını değil normal haberleri takip edin ve 15 gün boyunca yayınlanan haberlerde verilen ölü sayılarını gündelik olarak bu sayının üstüne ekleyin. Sizin hesabınızda sayı 1800'ü geçerken, Amerikan işgal yönetiminin resmi açıklamasında toplam sayı 1623'te kalır. Bu bir farazi örnek. Ama bir gerçek bilgiye dikkatinizi çekelim.
Son İtalyan helikopterinin düşmesinden sonra yayınlanan bir haberde işgalin başlangıcından bu yana Irak'ta işgal güçlerine ait toplam on uçak ve helikopterin düştüğü yazılmıştı. Buna kötü hava şartlarından, teknik arızalardan ve diğer sebeplerden dolayı düşenlerin tümü dâhil ediliyordu. Oysa o olaydan tam 13 ay 20 gün önce yani 11 Nisan 2004'te yayınlanan bir haberde Iraklı direnişçilerin dokuzuncu helikopteri düşürdükleri yazıyordu. Hava şartları ve teknik arıza yüzünden düşenler hariç, sadece mücahitlerin düşürdükleri uçak ve helikopter sayısının 11 Nisan 2004 Pazar günü düşürülenle birlikte 9'u bulduğu belirtiliyordu. Bu da inandırıcı değildi, çünkü ondan dört gün önce Felluce'de bir günde üç helikopter düşürülmüştü. Kaldı ki bu sayıya bile sadece son bir hafta içinde düşürülen üç hava aracını ekleseniz 12 olur. Oysa bu süre içinde birçok hava aracı ya teknik sebeplerden, ya da füzelere hedef olarak düştü. Üstelik biz sadece açıklananları biliyoruz. Kuytu mekânlarda düşürülüp resmi açıklamalarda gündeme getirilmeyenler de var. Sonuçta görülen o ki işgalcilerin Irak'taki kayıpları açıklanandan ve hatta bizim tahmin ettiğimizden bayağı fazla.
 
Ahmet Varol 1 Haziran 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr