|
Ramadi'de şehit edilenler
İşin gerçeğinde Amerikan işgal güçlerinin Ramadi'de gerçekleştirdikleri katliam?n Telafer'de gerçekleştirdiklerinden herhangi bir farkı yoktur. Ancak Telafer'deki katliamın dünya kamuoyunda ciddi tepkilere sebep olduğunu gördüklerinden Ramadi'dekine tedbirli başladı ve bu tedbiri bütün katliam süresince muhafaza etmeye çalıştılar. İşgal güçlerinin Ramadi katliamındaki tedbirleri tabii ki propaganda ve medya faaliyetleriyle ilgiliydi. Çünkü Telafer'deki katliamda dünya kamuoyunun tepkilerine maruz kalmalarının en önemli sebebi orada yaşanan gerçeklerin çıplak biçimde yansıması ve işgalci saldırganların hedefindeki insanların büyük çoğunluğunun sivil, savunmasız kişiler olduğunun görülmesiydi. Bu yüzden işgalciler Ramadi'ye yönelik katliamı başlatmadan önce hizmetlerindeki medya organlarını ve onların görevlilerini de askerlerle birlikte seferber olmaları için teçhiz ettiler. Saldırılarıyla ilgili senaryoları ve kullanacakları gerekçeleri de önceden hazırladılar. Günümüz savaşlarında medyanın rolünün askerin rolünden daha önemli olduğunu artık herkes kabul ediyor. İşgalci saldırganların Ramadi'ye yoğun hava saldırılarıyla birlikte medya organlarının seferberliği de başladı. İşgal güçlerinin gerçekleri örtme amacına yönelik açıklamalarını tüm dünya kamuoyuna ulaştırabilmek için onlar da enformasyon operasyonları başlattılar. İşgalciler savunmasız insanların üzerine bomba yağdırırken medya mensupları da haber bombardımanı yaparak, bu uçakların nokta atışı yaptıklarını ve direnişçileri hedef aldıklarını ileri sürdüler. Saldırganların komutanlarının ağızlarından çıkan kelimeleri füze hızıyla, yayın organlarının merkezlerine ulaştırarak uçakların şurada direnişçilerin sığındığı bir binayı hedef aldıkları ve kırk direnişçinin öldürüldüğü, burada bomba yerleştirmek için yolun kenarına toplanan direnişçilerin füzelere hedef oldukları ve yirmi direnişçinin öldürüldüğü yönünde haberler yayınladılar. Bu iki saldırıda ve diğerlerinde toplam yetmiş direnişçinin öldürüldüğü iddia edildi. Ardından bu sayı doksan beşe çıkarıldı. Öldürülenlerin hepsinin direnişçiler olduğu ise özellikle vurgulanıyordu. Haberlerin sahteliği ve gerçekleri yansıtmaktan son derece uzak olduğu gayet barizdi. Çünkü her şeyden önce Irak'taki gerilla savaşında direnişçiler toplu halde bir binaya sığınmazlar. Zaten gerilla savaşının farkı buradadır. Bu, dağ ortamı için de şehir ortamı için de geçerlidir. Hatta şehir ortamında savaşın küçük gruplarla yürütülmesi dağ ortamındaki şartlara nispetle daha önemli ve gereklidir. Irak'taki direnişte de buna dikkat edilmektedir ve kırk direnişçinin bir evde toplandığı iddiası vakıayı yansıtmaktan son derece uzaktır. Hele yirmi direnişçinin işgalci askerlerin kullandığı bir yolun kenarına bomba yerleştirdikleri sırada hassas nokta atışı yapan uçakların füzelerine hedef olarak öldürüldükleri iddiası tamamen saçmadır. Bazı insaflı medya mensuplarının da dile getirdiği üzere işgal güçlerinin Ramadi'ye yönelik saldırılarında şehit edilenlerin büyük çoğunluğunu savunmasız siviller oluşturuyordu. İşgalciler öyle iddia edildiği gibi sadece direnişçileri hedef alan nokta atışları değil, tamamen siyonist devletin metoduna başvurarak rasgele atışlar yapmışlardır. Bu atışları da intikam amacıyla ve "siz bizim askerlerimizi öldürürseniz, biz de sizin bütün insanlarınızı siler süpürürüz; bizim önümüzde daha çok av var ve üstelik onların hedef alınması hiç de zor değil" mesajı vermek için gerçekleştirmişlerdir. The Independent gazetesi 17 Ekim tarihli baskısında Ramadi'ye yönelik saldırılarda öldürülenler arasında 39 sivil tespit edildiğini ve onların da birçoğunun çocuk olduğunu haber verdi. O haberin hazırlandığı tarihte işgalcilerin verdiği ölü sayısı ise henüz yetmişti. Gazete, işgal yönetiminin bomba yerleştirdikleri sırada öldürüldüklerini ileri sürdüğü yirmi Iraklının ise tahrip edilmiş bir askeri aracın etrafına toplanan ve araçtan parçalar almaya çalışan çoğu çocuk siviller olduğunu dile getirdi. Yine aynı gazete bir eve sığındıkları sırada kobra helikopterlerinin saldırılarına hedef olan kişilerin de direnişçiler değil siviller olduğunu vurguladı. Anlaşıldığı kadarıyla sokakta işgalcilerin saldırılarına yakalanan savunmasız insanlar korunma amacıyla bir eve toplanmışlardı. İşgalci saldırganlar da böyle bir kalabalığın bir eve toplandığını görünce iştahları kabarmıştı ve evi tamamen yıkacak daha güçlü bombalar ve roketler atarak katliam gerçekleştirmişlerdi.
Ahmet Varol 20 Ekim 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr |