|
Özbekistan olayları
Son zamanlarda, Ukrayna ve Gürcistan'da gerçekleşen olaylardan yola çıkılarak İslâm dünyasındaki kitlesel hareketlerin arkasında da bir ABD ve Soros parmağı arama yanlışı yayılmaya başlamıştı. Böylece düne kadar ABD kuklası sistemler ne hikmetse biri birden ABD'nin ve uluslararası siyonizmin para vurguncusu Soros'un hedefi oluverdiler. Buna mukabil düne kadar hâkim sistemlere karşı aktif direnişe geçmedikleri iddiasıyla suçlanan İslâmî oluşumlar da böyle bir direniş başlatmalarından dolayı ABD ile diyalog kurmakla, onun yönlendirmesiyle eylemler düzenlemekle suçlanır oldular. Oysa burada ABD'nin asıl oyunu, söz konusu İslâmî oluşumlarla diyaloga geçmek değil bu yöndeki iddialarını İslâmî camianın gündemine sokarak zihinleri bulandırmaktır. Mısır'da ABD kuklası ve İsrail'in tampon gücü görevi gören çağdaş Firavun rejimine karşı başlatılan kitlesel eylemlerin ardından Özbekistan'ın Andican kentinde ani bir şekilde kitlesel patlama oldu. Aslında bu olayları tahlil ederken her şeyi yerli yerine koymak gerekir. Buralardaki eylemleri, "kadife devrim" adı altında ABD tarafından destek gören kitlesel hareketlenmelerle aynı kategoriye sokmak hatalı olduğu gibi oralardaki rejimleri kökünden devirecek güçlü bir hareketlilik olarak görüp kısa sürede büyük değişiklikler olacağı beklentisi içine girmek de aynı derecede hatalıdır. Böyle bir beklenti içine girilmesi daha sonra hayal kırıklığına yol açmakta, bu da ümit ve azimlerin sarsılmasına sebep olabilmektedir. Mısır'daki eylemlerin öncelikli amacı bir rejim değişikliği değil halk iradesinin önüne set çeken düzenlemelerde değişikliğe gidilmesi yani bir yönetim reformudur. Böyle bir reformun halkın özgür iradesinin ortaya çıkmasına imkân sağlayacağı ve bu iradenin yönetime yansıması durumunda tedrici değişikliklerle daha ilerideki hedeflere doğru ilerleme imkânlarının doğacağı umulmaktadır. Köklü değişiklikler ise paralelinde dünya dengelerinde de bazı değişiklikleri getirmek zorundadır ki bunun kısa vadede gerçekleşmesi kolay değildir. Özbekistan'daki zulüm rejimine başkaldıranların öncelikli hedefleri ise zulüm uygulamalarının, işkencelerin, hukuksuz tutuklamaların ve tüm insanî değerleri ayaklar altına alan muamelelerin son bulmasını sağlamaktır. Bugün dünya Özbekistan'daki zulüm ve işkence uygulamalarından habersizdir. ABD çıkarlarına hizmet etmesinden ve işgalci siyonist devletle iyi ilişkiler içinde olmasından dolayı çağdaş emperyalizmin desteğini elde edebilen Kerimov rejiminin hukuk dışı uygulamaları pek gündeme getirilmiyor. Bundan cesaret alan Kerimov ise söz konusu uygulamaları istediği gibi sürdürme konusunda kendini son derece rahat hissediyor. Andican'daki olayların patlak vermesine de Kerimov'un bu rahatlığı sebep oldu. Önceleri İslâmî anlayış sahiplerini siyasî faaliyetleri ve davet çalışmalarından dolayı yargılayan, işkencelere tabi tutan Kerimov rejimi son zamanlarda onların ekonomik alana el attıklarını dolayısıyla bu yolla toplum üzerinde etkili olmaya çalıştıklarını ileri sürerek Andican'da çok sayıda işadamını tutuklattı. Özbekistan, Orta Asya'daki Türk cumhuriyetleri içinde İslâmî bilinçlenmenin en iyi olduğu ülkedir. Andican da bu ülke içinde İslâmî bilinçlenmenin iyi olduğu şehirlerden biridir. Dolayısıyla bu şehirde iç çevrelerinde de söze gelir bir bilinçlenme var. Bu sebeple İslâmî bilinçlenmenin ekonomik hayatta etkili olması, İslâmî davet çalışmaları yürütenlerin stratejik amaçla ve örgütlü bir şekilde ekonomik hayata el atmalarından değil zaten bu alana girmiş olanlar arasında bilinçlenmenin etkisini göstermesinden kaynaklanıyor. Kaldı ki İslâmî bilinç sahiplerinin, inançlarını hayatlarına hâkim kılma duyarlılığı taşıyanların ekonomik alanda etkili olmaya çalışmaları da bir suç değildir. Ama totaliter anlayış nasıl bu duyarlılığı taşıyanların eğitim-öğretim imkânlarından yararlanmalarını bir suç olarak değerlendirip son derece mantıksız yasaklar koyuyorsa aynı şekilde iş alanına girip paraya hâkim olmalarını da suç olarak değerlendiriyor. Yani çağımızdaki totaliter anlayış sahipleri inançlarının gereğini yerine getirme duyarlılığı içinde olanlara "Siz okuyamazsınız, tahsil yapamazsınız; siz zengin olamazsınız yoksul kalmak zorundasınız; tahsil yapmaya veya zengin olmaya kalkışmanız suçtur!" diye sesleniyor. Özbekistan olaylarını tahlil edenler burada Kırgızistan'dakine benzer bir değişiklik beklentisi içinde değiller. Ama ortaya çıkan başkaldırı en azından Kerimov sultasının yeni bir sarsıntı geçirdiğini gösteriyor.
Ahmet Varol 15 Mayıs 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr |