Örtülü Misyonerlik

İnsanlar (dünyada çeşitli çile ve güçlüklerle) imtihan edilmeden (sadece) inandık demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun ki; biz onlardan öncekileri de (sıkıntılarla) imtihan ettik. Allah elbette (imanda) doğru olanları da bilir, yalancıları da bilir
Ankebût / 2-3. Ayet
Kilisenin imal edip patentini muhafaza ettiği "Medeniyetler Buluşması / Örtülü Misyonerlik" faaliyetleri AB, ABD, BM ve de Vatikan desteğiyle isim değiştirerek Hatay'da yerli diyalog tezgâhtarlığına soyunan iktidar eliyle yeniden vizyona sokuldu.
Dünyada pek çok bölgede katliam yapanlar, yapılan bu vahşeti seyredenler, hatta el altından destekçisi olanlar bugün "Medeniyetler Buluşması" adı altında "Hıristiyanlaştırma" faaliyetlerinin değişik bir organizasyonuyla mandacı ruhaniyetleri, suret´i Hak'tan görünen yüzleri(!) ile yeniden karşımıza çıktılar.
Hangi medeniyetler buluşması, hangi hoşgörü? Bizde çan çalıyor, AB ve ABD'de ise ezan yasak. Yurdun her yerinde yeni kiliseler yapılıp, eski kilise harabeleri restore edilirken, Avrupa'da camiler kundaklanıyor, Müslümanlar tartaklanıyor. Bizde çoğunluk zenci muamelesi görürken, ülke bütün kaynaklarıyla, bütün zenginlikleriyle onların elinde, Batı'da ise Müslüman'a her yerde terörist gözüyle bakılıyor, taciz ediliyor, itilip kakılıyor. İnancı gereği yaşamasına fırsat verilmiyor, ibadetini yapması engelleniyor. Ama sözde medeniyetleri buluşturanlar yine bu eziyetleri yapanlar.
Kendi iç çatışmalarını, sancılarını halledememiş, iç barışını sağlamakta zorlanan bir ülkenin Başbakan'ı medeniyetleri buluşturup, insanları kucaklaştırıyor. İlginç değil mi? Dindarlık katsayısı bir adım önde olanın mürteci, tarikatçı diye damgalandığı; başörtüsü, Kur'an öğrenimi, İmam Hatip meselesinde kendi halkıyla kavgalı olan, fakat konsensüs sağlama adına CHP'nin uydusu olan, özelleştirme adı altında ülkenin bir İsrailliye satıldığı, misyonerler cirit atarken, Müslümanların davet ve tebliğ yapmak için dinî dernek kurma haklarının dahi olmadığı, her MGK toplantısında bir iç tehdidin ele alındığı Türkiye mi dünyaya hoşgörü modeli olacak?
Hatay'da yapılan, devlet eliyle Yahudilik ve Hıristiyanlık propagandasından başka bir şey değildir. Gayeleri 22 İslâm ülkesinin siyâsi haritasını değiştirerek, bu bölgeye yeni bir şekil vermek. Bölgede yeni bir sömürge imparatorluğu kurma amacı olan Siyonistler ve evângelistler bir yandan İslâm'ın temel ölçüleriyle oyuncak gibi oynayıp uydurulmuş bir din türetmeye çalışırken, İslâm'ı kendi çıkarları doğrultusunda ılımanlaştırıp "Hıristiyanlaştırılmış Müslümanlık" sunarken, bizim tolerans havarilerimiz ise milleti misyoner kurtların önüne atıyorlar.
Hoşgörü, diyalog ve kardeşlik kisvesine bürülü, arka planında küresel iştahları barındıran çağdaş sömürge yöntemidir Medeniyetler Buluşması. Yani kaleyi içten yıkmaya yönelik bir proje?
Bu tür faaliyetlerin tamamı küfür ve dinsizliği yaymak, her şeyi mubah görme mantığını beyinlere işlemek, İslâmi öğretileri ortadan kaldırarak fıtratı bozmak mücadelesidir. Müslümanların gönüllerindeki iman ağacına düşürülmeye çalışılan Haçlı kurtçuklarıdır, Medeniyetler Buluşması söylemleri.
Kur'an-ı Kerim'in ve alemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber Hazreti Muhammed (sav)'in dünya üzerindeki merhamet ve adalet otoritesini gevşetmek, Müslümanların kalbine vesvese ve şüphe tohumları ekmek için tezgahlanan batıl tuzaklardır bu buluşmalar.
Cemil Meriç'in yıllar önce ifade ettiği gibi: "Misyonerlerin amacı bizi Hıristiyanlaştırmaktan çok, İslâmiyet'ten koparmak, Müslümanlığımızı anlamsızlaştırıp direnme gücünü yok etmektir. İnancını koruyamayan, vatanını asla koruyamaz."
Prof. Dr. Macit, "Hoşgörü ve diyalog, stratejik nöbet değişimine bağlı olarak küresel aktörlerin İslâm dünyasına yönelik işgalci ve sömürgeci hareketlerini en etkili biçimde meşrulaştıran bir din anlayışı sunma projesidir. Bunun adı da küresel stratejik amaçlara uydurulmuş 'Ilımlı İslâm' projesidir" tespitini yapıyor. (1- Prof. Dr. Nadim Macit, Gazi Üniversitesi, Çorum İlahiyat Fakültesi, Hoşgörü ve Diyalog; Dini-Politik Diplomasinin Küresel Yüzü, 2023 Dergisi, s. 61.)
Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan, dünyada Hıristiyanlık'ın ilk kez Antakya'da telaffuz edilmeye başlandığını vurgulayarak, "İncil'in mesajı bu topraklarda yayılmaya başladı" diye açık mesajlar veriyor. Patrik  bu mesajıyla "Neden Hatay" sorusunun da cevabını çok aleni olarak veriyor.
Başbakan Erdoğan, herkesin kendisine "Neden dünya bir gözyaşı vadisi olmuştur ve neden efsaneler insani acıları anlatmakta, gelecek hep sisler içinde resmedilmektedir?" sorularını sorması gerektiğini belirtiyor. Bu konuşmayı yaparken karşısında oturan papazların, hahamların, patriklerin gözlerinin içine baktı mı acaba? Veya 11 Eylül sonrası medeniyetler çatışması fitilini ateşleyen Hıristiyan dünyası, Filistin'de yıllardır katliamını sürdüren İsrail oğullarını ve yerkürenin birçok bölgesinde devam etmekte olan Müslüman avcılığını gözünün önüne getirdi mi sayın Başbakan?
Bu konferans için kimler para vermiştir? Bu işin masraflarını kimler karşılıyor? Organizasyonu büyük para getiren bu konferans için dışarıdan ne kadar para gelmiştir? Bu paralar hangi kurumlara ve şahıslara dağıtılmıştır? Türkiye halkının bu soruların cevaplarını öğrenmeye hakkı vardır ve cevabını beklemektedir?
Allah-ü Teâlâ, Yüce Kur'an'da mü'min kullarını uyarıyor ve onlara "kâfirleri dost ve velî ittihaz etmemelerini" emrediyor. Bu konuda sınır dışına çıkmış olanları, bu gibi bozuk ictihadları tenkit ve cerh etmek boynumuza borçtur. Küfür milletlerinin şerrinden Allah (cc)'a sığınırım...
 
F. Burak Karen 1 Ekim 2005 Vakit
bkaren@vakit.com.tr