Onursuz ve umursuz hayata hayat denir mi?

Yaşamak mı daha iyidir, yaşamamak mı?.. Gayesiz-gailesiz yaşarsan, yer-içer semizlenirsin. İstediğin ufuklara yelken açarsın. Maksadına erişirsin. Zevkmiş, istekmiş, seksmiş hepsine ulaşırsın. "Bunu hayvanlar da yapıyor" denilse de; insanın yaptığına iradi, hayvanın yaptığına inisiyatifi denir. Hayvan yaptığından mesul değildir. İradi olanların hesabı vardır, kitabı vardır. Hesab ve kitap düşünmeyenlere de 'hayvanlaşanlar' denir.
Zamanımız, iradi hayvanların çok olduğu zeminleri taşıyor. Onların 'din, iman, günah, sevap, hak, hukuk' değerleri yoktur. Onlar güçten ve güçlüden anlar.
"Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir/Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" üslubunun tarif ettikleridir. İnsan görünseler de hayvanlaşmışlardır, vampirleşmişlerdir. Kan içerek doyarlar, işkencelerle kanarlar. Akıl cevap veremez, mantık izah edemez. Yoldan çıkmıştır. Yola getirmek mümkün değildir. Onu ancak güç ve güçlü yola getirir. Bugün Amerika, uşağı İngiliz, ikisinin de efendisi İsrail yoldan çıkanlardır. Kendi seçtikleri yolsuzlukları, yol olarak görenlerdir.
Onları anladıkları dille yola getirirsin. Zorla yola getirirsin, kılıçla yola getirirsin. Karşı çıkacak gücün yoksa, kahramanlığınla, cesaretinle ve mukaddes bildiğin şehadetinle yola getirirsin. Onların canı tatlıdır. Tatlı canlarını alarak yola getirirsin. "Sen birini öldürürken, onlar binini öldürüyorlar" denilse de, yine biz kârdayız. Onların biri cehenneme giderken, senin binin cennetle müjdelenmektedir. Böyle ölümler, müjdeli ölümlerdir.
Allah için ölmeyi hedef seçmişsen, o ölümde şeref vardır. Dinin için ölebilmişsen, o ölümde şeref vardır. Dininin ve imanının yaşayacağı vatan için ölmüşsen, o şerefli bir ölümdür. Namus ve haysiyet için ölünürse, şerefli bir ölümdür. Neslinin devamı ve Kur'an nizamını tesis için ölmüşsen, o ölüm şerefli bir ölümdür. Çünkü Allah (cc), "Onlara ölü demeyin, onlar diridirler" buyurarak, en büyük makam olan şehitlik makamını vermiştir.
Ölmeyi bilmeyen, ölünecek yerden kaçar. Nefsine esir olan, mal ve evlada tamah edenler asıl ölülerdir. Kimi şaşkın, kimi bitkin, kimi korkaktır. Ahiret için değil, dünya için çalışanlar asıl ölülerdir. Savaştaki şandan, şehadetteki rızadan habersizlerdir.
Yeryüzü, Müslümanların işkence çektiği mekân oldu. Bu mekânda da her Müslümana cihad farzdır. Kardeşine yardım birinci plana çıktı. Hadisenin Afganistan ya da Irak'ta olması, bu cihadımıza engel değildir. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz içindir. Çin'de bir kardeşime diken batsa, acısını kalbimde duyarım.
Şimdi biz ipek yataklar içinde yatarken, onların yatacak yer bulamamaları; çeşitli yemeklerle semizlenirken, onların aç olması; mal ve mülk çokluğu ile övünürken, onların savaşacak malzeme bulamamaları; çoluk çocuğumuzla eğlenip gezerken, onların ırz ve namus derdine düşmeleri bizleri mesuliyetten kurtarır mı? Cihaddan kurtarır mı?
Allah'ın gazabından korkulmuyor mu? Resûlü'nün küsmesinden ürkülmüyor mu? Tebük Savaşı'na iştirak etmeyen Kaab b. Malik, bize ibret değil mi?
Kaab b. Malik anlatıyor: Tebük Seferi'ne nefsimin ağır gelmesinden dolayı iştirak etmemiştim. Allah'ın Resûlü (sav), Tebük'ün sonunda mescide gelmiş ve iştirak etmeyenlere özürlerini sormuştu. Bana;
"Seni geride bırakan nedir? Bana yardım etmek üzere Akabe'de beyat etmemiş miydin?" diye sordu. Ben;
"Hayır! Vallahi benim ileri süreceğim hiçbir özrüm yoktur. Senden geri kaldığım zaman (kadar) güçlü olduğumu hatırlamıyorum" dedim. Allah Resûlü (sav);
"Doğru söyledin. Allah hükmünü verinceye kadar bekle" buyurdu.
Bu bekleyişte hanımı konuşmaz, arkadaşı konuşmaz, ashab konuşmaz, Allah Resûlü konuşmaz... Tam bir tecrid ve tam bir yalnızlık. Elli gün süren bu manevi işkencenin sonunda müjdeli haber!
Biz kimden ve nasıl müjdeleneceğiz? Cihadı bilmeyiz. Feragat nedir, anlamayız. Bütün hayır duygularımız dumura uğramış, işlemez haldedir. Dost bilmeyiz, düşman bilmeyiz. Yahudi propagandası ile Müslümanı yargılarız. Kendimiz bir şey yapmaz, yapılanlarla övünürüz. Bigâneyiz, kayıtsızız, arsızız. Biz kimden müjde alacağız? Allah rızasının olduğu cihaddan uzağız, Peygamberimize yüzümüz yok. Böyle bir ömre yaşayış denir mi? Seni Hakk'a bağlanmayan hayata hayat denir mi? Onursuz ve umursuz, ahirete gidilir mi?
 
Duran Kömürcü 28/11/2005 Vakit
dkomurcu@vakit.com.tr