Müstevli Amerika'nın küresel hegemonya ihtirası (2)

Küreselleşme muğlâk ve keyfiyeti meçhûl bir teori değildir. Küreselleşme, soğuk savaşın sona erdiği 1989 yılı; uluslararası hukukun seyri açısından, tam bir dönüm noktasıdır. Komünizmin iflası ve SSCB'nin dağılması, Amerika Birleşik Devletleri'nin dünya üzerinde hem sanal, hem gerçek boyutları olan bir küresel imparatorluk kurmasına vesile olmuştur. Amerika'nın şu anda İslâm topraklarında döktüğü kan ve savurduğu tehditler küresel hegemonyasını muhkemleştirmek içindir.
Müstevli Amerika'nın hedefinde bütün Müslüman beldeleri fiili olarak istilâ etmek vardır. Amerika, İslâm topraklarında keyfî ve cebrî uygulamalarıyla tam bir fitnedir. İslâm ümmetinin birimleri olarak Müslüman kavimlerin Amerika'ya karşı güç birliği yapmaları, toplumsal azabı ifade eden fitneden korunma cümlesindendir. Allahû Teâla buyuruyor:
"Öyle bir fitneden sakının ki, onun azabı, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmaz. Herkese sirayet eder." (Enfal Sûresi/25)
Bugün fiili olarak katil Amerika'nın istilâ etmiş bulunduğu İslâm topraklarında yaşayan Müslümanları suçlayarak; "Onlar bunu hak etmişlerdi. Amerika, Afganistan'ı, Irak'ı ele geçirmekle iyi yaptı" iddiasında bulunanlar, Amerikan fitnesinin pek yakında kendilerine de gelip isabet etmesinden gafil yaşayanlardır. Şunu bilelim ki; katil Amerika'nın Afganistan'da, Irak'ta gerçekleştirmiş olduğu katliamlar, İslâm düşmanlarının topyekûn olarak İslâm ümmetine karşı açmış oldukları bir savaştır. Amerika Afganistan ve Irak harekâtından sonra İran, Suriye ve Libya'nın da silahsızlandırılmasını isteyecek ve fiili müdahale tehdidinde bulunacaktır. Amerika, Afganistan ve Irak'ta gerçekleştirmiş olduğu istilâyı bir model olarak diğer İslâm topraklarında da uygulamaya koyacaktır.
Amerika ve müttefikleri hevâlarını ilah edinmiş müstekbir devletlerdir. Tarih boyunca hevâlarını ilah edinen müstekbirlerin; hukukun üstünlüğüne değil, orman kanunlarına iman ettikleri bir dünya gerçeğidir. Hukuku ve adaleti bir kenara bırakan ve ısrarla "Servet sahibleri kuvvetlidir. Kuvvetli olan da haklıdır" tezini savunan müstekbir Amerika ve müttefikleri, istilâ ettikleri İslâm topraklarını kan gölüne çevirmişlerdir.
Bugün katil Amerika'nın fiili olarak Afganistan ve Irak'ı istilâ etmiş bulunması, Ortadoğu'nun tümüne egemen olmaya çalışması, doğrudan doğruya "Küresel Hegemonya" ilanında bulunmaktır. Amerika'nın sağında ve solunda soygun planlarını, projelerini uygulayacak küresel korsanlar da bulunmaktadır. Amerika, küresel soygunların adresidir. Bu nedenle diyoruz ki; İslâm topraklarında küresel hegemonya ilanında bulunan müstevli Amerika'ya yardım edenler, lojistik destek sağlayanlar, Amerikan Devlet Başkanı Bush'u ülkelerine davet edip moral desteğinde bulunan devletler, hükümetler ve iktidarlar, küresel korsanlar zümresinden sayılırlar. Amerika ne kadar suçluysa, Amerika'nın soygun planlarının başarıyla uygulanmasına katkıda bulunanlar da en az o kadar suçludurlar.
Şurası bir hakikattir ki; dünyada modern küresel korsanların soygun planları şeytan Amerika'ya aittir. Amerika, bütün varlığıyla küresel hegemonya peşindedir. Amerika, modern küresel silah ve enerji şirketleriyle dirsek teması halindedir. Dünyayı servetin gücüyle yönetilen ve denetlenen bir süpermarket haline getirmeye çalışmaktadır. Ancak bu şekilde soygun planlarını tatbik edebilecek ve küresel hegemonya ihtirasını tatmine kavuşacaktır. Bu nedenle diyoruz ki; küresel hegemonya ihtirasına kapılmış olan Amerika Birleşik Devletleri, global bir mikrop, küresel bir felâkettir. Bu felâketin karşısında İslâm ümmetinin ayakta kalabilmesinin yegâne çaresi, ümmet şuurunu kuşanarak İslâm Birliği ve Hilafet sistemini şer'i aslına ve usulüne uygun olarak gerçekleştirmektir. Dünyada Müslümanlar tek ümmet şuuruyla özde ve sözde işbirliği yapıp birlikte hareket etmedikleri müddetçe ayakları yeretmez. Bu, böyle biline!..
 
Mustafa Çelik 11 Mayıs 2005 Vakit
mcelik@vakit.com.tr