|
Moritanya'da İslâm'a Savaş
Gelişmeler çağımızdaki emperyalist globalleşmenin fikri çizgisini belirleyen haçlı ? siyonist ittifakının esasta İslâm'a ve Müslümanlara düşman olduğunu günden güne daha net bir şekilde ortaya çıkarıyor. Onlar için hedef, esasta İslâm'dır. Ancak asıl niyetlerini gizleyip, saldırgan tutumlarını makul gösterebilecekleri birtakım gerekçelere dayandırmak amacıyla "radikal, terörist, şiddet yanlısı, aşırı dinci, pro-İslâmist" gibi kavramları öne çıkarmaya, Müslümanlar hakkında zihinlere sürekli bu kavramları yerleştirmeye çalışıyorlar. Bazıları da kendilerinin hoşlanmadıkları kesimleri bu nitelemelerin hedefi zannederek, o kesimlere yüklenmek için çağdaş emperyalist güçlerin, siyonist ? haçlı ittifakının çıkarlarına hizmet ediyor, onların planlarına alet oluyorlar. Asıl hedeflerinin İslâm olduğunu Kur'an-ı Kerim'e yönelik iğrenç muameleleri de göstermiştir. Bu kitap dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan kitlenin en kutsal saydığı ulu bir kitaptır. İçinde Hıristiyanların ve Yahudilerin saygı duyduğu isimler ve kavramlar da geçmektedir. Ama ABD'nin İslâm'a ve Müslümanlara karşı özel bir kin ve nefretle yetiştirilen elemanları bu kutsal kitaba o iğrenç muameleyi yaparak aslında "radikal vs." nitelemelerinin kendilerini haklı gösterme çabalarının bir parçası olduğunu, hedeflerinin ise temelde İslâm ve onun kutsal saydığı her şey olduğunu göstermişlerdir. O iğrenç fiillerle ilgili medya faaliyetleri de Müslümanların psikolojik yönden yıpratılmalarını, morallerinin tahriş edilmesini, onların kendilerini acziyet içinde hissetmelerini sağlamayı amaçlayan medya savaşının bir parçasıdır. Uluslararası siyonizmin Almanya kanadının maşası Schily'nin Avrupa'daki İslâmî kurumlara karşı savaş ilanı mahiyetindeki basın toplantısının da tam o günlere denk gelmesi bir tesadüf gibi görülebilir. Ama bizim kanaatimize göre sistemlidir ve çağdaş haçlı ? siyonist ittifakının İslâm'a ve Müslümanlara karşı yürüttüğü geniş cepheli savaşın bir parçasını oluşturmaktadır. Ne var ki onların bu savaşta kendilerini oldukça rahat hissetmeleri, hem Müslümanların kutsal kitaplarına iğrenç saldırıda bulunabilmeleri hem de bunu Müslümanları psikolojik yönden yıpratmak için adeta ballandırarak gündeme getirebilmeleri, üstelik İslâm adına yapılan her faaliyeti hedef gösterecek cüretkâr açıklamalarda bulunabilmeleri Müslümanların arasına saldıkları hainlerin kendilerine verdiği cesaretten kaynaklanıyor. Bu yüzden Müslümanlar siyonist ? haçlı ittifakına karşı tavır koymak istediklerinde önce kendi aralarında dolaşan maşalarla karşı karşıya geliyorlar. Resmî istatistiklere göre nüfusunun tamamı Müslüman olan Moritanya'daki Muaviye Veled Ahmed et-Tayi' yönetimi de bu tür maşa yönetimlerden biridir. İslâm coğrafyasındaki hareketli ve önemli gelişmeler kenarlarda meydana gelen hadiseleri gölgede bıraktığından Moritanya'daki yönetimin günlerden beridir camilere karşı yürüttüğü savaş gündeme gelmedi. Özbekistan'da çağdaş emperyalizmin keskin kılıcı görevi gördüğünden zulümlerine ses çıkarılmayan Kerimov, sağ kalanlara gözdağı vermek için öldürdüğü insanların cesetlerini caddelere savururken, Moritanya yönetimi camilere baskınlar düzenleyerek insanları ibadet esnasında tutuklatıyor. Resmi adı Moritanya İslâm Cumhuriyeti olan bu ülkede yönetim sadece polis şiddetiyle değil iletişim yoluyla da inançlarını korumaya çalışanlara karşı savaş yürütüyor. Dikta hükümetinin sözcülüğünü de yapan İletişim bakanı Hamud Veled Abdi 19 Mayıs Perşembe günü başkent Nevakeşut'ta bir basın toplantısı düzenleyerek İslâmî harekete iğrenç bir şekilde saldırdı. Ondan iki gün önce Almanya'da basın toplantısı düzenleyen Schily'yi taklit ediyor gibiydi. Biri Otto diğeri Hamud ama ikisi de aynı amaca hizmet ediyor. Aslında her ikisi de maşa. Maşayı tutanlar ise perde arkasında duruyorlar. Hamud Veled Abdi, İslâmî hareketin ülkedeki camilerin birçoğunu kontrol altında tuttuğunu, ülkenin güvenliği açısından tehdit oluşturduğunu iddia ettikten sonra bu hareketin ilim adamlarını da "şeytanlar" olarak nitelendirdi. Bu iddialarıyla temsil ettiği hükümetin camilere yaptığı baskınları gerekçelendirmeye çalışıyordu. Ancak sarf ettiği sözler, Guantanamo'daki ABD askerlerinden hiç de farklı bir kafa yapısına sahip olmadığını gösteriyordu. Camilere baskın düzenlemeleri de iddia ettiği gibi İslâmî hareketin buralarda etkili olmasından değil kendi efendilerinin emirleri gereği İslâm'a ve mabedlerine karşı savaş açmış olmalarından ileri geliyor.
Ahmet Varol 22 Mayıs 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr |