| 'Millî katil'i bırak... 'Milletlerarası katil'e bak!
Bundan 4 yıl önce, bir "otobüs durağı"nda, Pakistan polisi tarafından gözaltına alındı!.. Tek suçu, "11 Eylül 2001 tarihinden sonra" Pakistan'da bulunmaktı!.. "Şüphe" üzerine yakalandı ve "rüşvet" vermediği için Amerikalı yetkililere teslim edildi!.. Onlar da; Afganistan'ın Kandahar şehrindeki "esir kampı"na götürdüler!.. Oradan da, "Muhammed Atta ile bağlantısı" olduğu iddiasıyla Guantanamo'ya sevkettiler!.. 4 yıldır orada!.. Ve "işkence" altında!.. Murat Kurnaz'dan söz ediyorum... Guantanamo'daki "500 Müslüman esir"den biri olan Murat Kurnaz'dan!.. DÖNMEK İSTERKEN... DÖNMEMEK ÜZERE! Baştan başlayalım... Ve soralım: "Murat Kurnaz, Pakistan'a niye gitti?" Cevabını, Murat'ın avukatı Bahir Azmi veriyor: "Babası Almanya'da Mercedes fabrikasında işçi olarak çalışan Murat, 19 yaşındayken kendisini dine vererek Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek istiyor. Türkiye'den bir bayanla evlenen Murat, eşinin Almanya'ya gelmesi için hazırlandığı dönemde Almanya'da istediği şekilde dini eğitim alamayacağına karar vererek, eşi yanına gelmeden Pakistan'a giderek Kur'an-ı Kerim'i öğrenmeyi kafasına koyuyor... 11 Eylül'den hemen sonra Pakistan'a giden ve orada 2 ay kadar kalan Murat, Almanya'daki ailesinin yanına dönmek üzereyken Pakistan polisi tarafından gözaltına alınınca hayatı değişiyor." Evet, "sadece şüphe üzerine" yakalanıyor ve "Kandahar zindanları"na atılıyor!.. Burada kaldığı "3 ay" boyunca, "birbirinden aşağılayıcı işkenceler"e maruz kalıyor!.. Amerikalı askerler; Murat'ın başını "soğuk suyun altına" tutup, ondan "bilgi" almaya çalışıyor!.. Yetmiyor, "kollarından tavana asıyor"lar!.. O da yetmiyor; Ayaklarından "elektrik" veriyorlar!.. Kış ortasında "dışarıda yatmaya" zorlanıyor! Fakat, nafile!.. Hiçbir bilgi alamıyorlar!.. Evet, alamıyorlar çünkü, Murat Kurnaz'ın "11 Eylül" veya "El Kaide" ile hiçbir ilgisi yok!.. Bunu Amerikalılar da biliyor!.. Buna rağmen, onu "Guantanamo Kampı"na götürüyorlar!.. "İşkence"ye, orada da devam!.. BİKİNİLİ KADINLA İŞKENCE! Murat'ın avukatı Bahir Azmi, Guantanamo'yu ve Murat Kurnaz'ın yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Guantanamo Askeri Kampı'nın asıl amacı, tutukluları dış dünyadan ve tanıdıkları herkesten tamamen soyutlayarak çaresiz hale getirmek... Bunun için de ellerinden gelen her yöntemi kullanıyorlar. Bu yöntemler arasında esirleri aç bırakmak, hücrelerindeki ışıkları 24 saat açık tutmak, gürültü yapması için ağır makineler çalıştırmak bulunuyor. Bir keresinde bikinili bir kadını getirip, Murat'ın kucağına oturtmuşlar. Bikinili kadın, Murat'ın mahrem yerlerini elleyerek, konuştuğu takdirde kendisiyle birlikte olabileceğini söylemiş. Elleri ve kolları zincirle bağlı olan Murat, kafa darbesiyle kadını yere serince askerlerden feci şekilde dayak yemiş. 20 saat beton zeminde tutulmuş." Murat, halen "tek kişilik hücre"de kalıyor!.. Haftada 2 defa, o da "20 dakikalığına" dışarı çıkmasına izin veriliyor!.. Haftada 2 defa da, açık alanda ve "sadece 5 dakika süreyle" duş alabiliyor!.. Günlerini "Kur'an-ı Kerim" okuyarak ve "ibadet" ederek geçiriyor!.. Sonuç olarak söylemek gerekirse; "ABD'de insaflı bir hakim" tarafından bile "tutukluluğu yasadışı" ilân edilmesine rağmen; Murat Kurnaz, Guantanamo'da tutulmaya devam ediliyor!.. MERKEL SÖZ VERDİ AMA! Biliyorum, ortalığın "Kuş Gribi" ve "M. Ali Ağca" yorumlarından geçilmediği şu günlerde, "Murat Kurnaz da nereden çıktı?" diye merak ediyorsunuz!.. Efendim; Murat Kurnaz'ın avukatı Bahir Azmi, önceki gün yaptığı açıklamada diyordu ki; "Almanya Başbakanı Angela Merkel; ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmesinde Murat Kurnaz'ın serbest bırakılmasını talep edecek. Son günlerde, Alman hükümeti kendi topraklarında doğup büyüyen Kurnaz'ın durumuyla yakından ilgileniyor!.. Alman hükümeti uzun süre boyunca Alman vatandaşı olmadığı için Murat Kurnaz davasıyla ilgilenmek istemedi; ancak kamuoyunda Alman istihbarat servisi yetkililerinin Guantanamo'da Murat Kurnaz ile görüştükleri ortaya çıkınca, halk hükümete; Kurnaz'ı daha fazla göz ardı etmemesi gerektiği yönünde baskı yapmaya başladı. Guantanamo Esir Kampı'nın varlığını sıkça eleştiren Başbakan Merkel, Bush ile görüşmesinde hem Guantanamo'daki esir kampının kapatılmasını, hem de Kurnaz'ın salıverilmesini gündeme getirme sözü verdi. Artık, Türk Hükümeti de Kurnaz'la ilgilenmeye başladı!.. Hem, zaten; Guantanamo'dan hiçbir tutuklu ABD'nin girişimiyle serbest bırakılmıyor!.. Tek yol; esirlerin kendi hükümetlerinin devreye girmesi!.. Yoksa, o insanlar, o kampta çürümeye mahkûm!" Peki, "söz verdiği" halde, Merkel; Bush'la görüşmesinde "Murat Kurnaz" olayı ve "Guantanamo'nun kapatılması" talebini gündeme getirdi mi?.. Evet, getirdi!.. Ama, "dilinin ucuyla!" Çünkü, önceki günkü "45 dakikalık Bush-Merkel görüşmesi"nin ana gündem maddesi "İran"dı!.. MERKEL DEĞİL, SANKİ BUSH KONUŞTU! Ve, ne gariptir ki; ABD'den "talepler"de bulunmaya giden Merkel, görüşmenin sonunda, Bush'la birlikte kameraların karşısında geçtikten sonra, "ABD ağzı kullanmaya" başladı!.. Buyrun, işte Merkel'in sözleri: "İran, nükleer çalışmalarına yeniden başlayarak kırmızı çizgiyi geçti. ABD ve Avrupa, İranlıları yola getirmeye yönelik ortak çabalarını sürdürmeli. "İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın İsrail'in varlığını veya Yahudi soykırımını sorgulayan sözleri Almanya için kabul edilemez." İran, nükleer kapasite elde etme gayretinde!.. Bu konuda çalışan AB'nin üç ülkesi olarak, ABD ile ortak zeminde olmanın hayati olduğunu düşünüyoruz. Aktif olmalıyız ve diğer ülkeleri de bize katılmaya çağırmalıyız. İran'ın bizim gözümüzü korkutmasına izin vermeyeceğiz." Ve son cümlesi: "ABD ile birlikte çalışmak, Almanya'nın çıkarına!" YOK BİRBİRLERİNDEN FARKI! Bilmiyorum, daha fazla söze hacet var mı?.. Nerede "insan hakları"ndan dem vuran Avrupa, nerede Merkel'in sözleri?! Söyleyin Allah aşkına; Amerika veya Almanya'nın, ya da ABD ve AB'nin birbirinden farkı var mı?.. İşte gördünüz; "Küfür, tek millet!" Guantanamo'da Murat Kurnaz çürüyormuş, 500 Müslüman ölüme terk edilmiş, kimin umurunda?.. Bush oğlu Bush, 11 Eylül 2001 akşamı, "Bu bir Haçlı savaşıdır" derken, aslında dili filan sürçmemişti!.. "Doğru"yu söylüyordu!.. Nitekim, Merkel'in de "ABD safı"na geçmesi, bunun en son ve en canlı kanıtı!.. Kartel medyası, "Milli katil aramızda!.. Kahraman terörist!" başlıklarıyla Ağca'nın tahliyesine yüklenedursun, "milletlerarası katil" ve "Tetikçi Merkel", işbaşında!.. Ve onlar, habire "Müslüman"ları katlediyor!.. Hem de, hemen her gün; "Küfrün tek millet olduğunu" ispatlayarak!.. "Kuş beyinliler"in yanında "kuş gribi" ne ki? "Geri zekâlı" mı desem, yoksa "embesil" mi desem; bazı TV kanalları ve internet siteleri, "Vakit'in tavrı"nı anlamakta zorlanıyor veya bile bile anlamazlıktan geliyor!.. Bizim, hiç kimseye "önyargımız" yok!.. Biz; göz göre göre sergilenen bir "çifte standartı" ortaya koymaya çalışıyoruz!.. "Ağca'nın tahliyesi"ne karşı çıkıp, "Pınar Selek'in tahliyesi"nde bayram sevinci yaşayanların "ikiyüzlülüğünü" göstermeye çalışıyoruz!.. Leyla Şahin'le ilgili kararda "Hukukta son nokta" diye göbek atıp da; Ağca'nın tahliyesinde "Hukuk nerede?" diye yaygara koparanların "şirretliğini" göstermeye çalışıyoruz!.. Ama, bunları görmek için "göz", anlamak için "beyin" gerek!.. Anlaşılan o ki; Türkiye'nin problemi "Kuş gribi" filan değil, bu "kuş beyinli"ler!.. Algılama özürlü "kuş beyinli"ler!.. Hasan Karakaya 14 Ocak 2006 Vakit |