M. Kemal, masonluğa sahiden de mi karşıydı?

'Masonluk' sadece bizde değil, dünyanın her tarafında da, esrarengiz, gizemli ve karanlık yönleri bulunan bir cereyan olarak bilinir. Ülkemizdeki bazı mason karşıtları ise, mason localarının M. Kemal tarafından kapatıldığını iddia ederler.
'Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nın 29 Ekim'in yıldönümü münasebetiyle Anıt- Kabr'e gittikleri bildiriliyordu, geçen haftaki haber bültenlerinde.. Bu locanın ismi bir tuhaf değil mi? En azından, 'Hür olmayan (bir yerlere bağımlı olan) ve kabul edilmemiş, gizli mason locaları'nın da bulunduğu açığa vuruluyor, bu isimde.. Ki, 'masonluk' için, eskiden 'farmasonluk' terimi kullanılırdı. Yani, 'frei'(fray/hür) masonluk..'
Ülkemizde 1909 yılından beri resmen faaliyet gösteren ve hele de 'İttihad- Terakkî'ci devlet kademelerinde etkili olan 'Mason Locaları', 1935'de M. Kemal tarafından (gûya) kapatılmış ve 1955'te tekrar ve kanûnen teşekkül etmiştir. (M. Kemal'in masonluğu yasaklamasına gelince.. M. Kemal'in özel doktoru ve o zamanki mason locaları başkanı Prof. Mim Kemal Öke, konuyu hâtırâtında etraflıca anlatır. Efkâr-ı umûmiyede masonlukla ilgili tartışmalar alevlenince, M. Kemal, ona, 'Masonluğun hedefleri, bizim Cumhûriyet Halk Fırkası'nın (CHP) da hedefleri değil midir? Mâdem ki, rahatsızlık veriyor; o halde, bir hedef için, iki vasıtaya gerek yoktur..' demiş ve o da kapatmıştır.)
Şimdi, bu 'mason'lar artık, kendi üzerlerindeki 'sır perdesi'ni aralamak üzere bir internet sitesi de kurmuşlar.'Türkiye masonlarının büyük üstadı' olarak tanıtılan Kaya Paşakay, 'Gizli olmak, gizemli kalmak gibi bir amacımızın olması ne mümkün, ne de gereklidir..' diyor, ama, bu yanıltıcıdır. Çünkü, masonluk, bugünkü yapısıyla ortaya çıktığı Rönesans'dan bu yana hep 'gizli yön ve yöntemleri ağır basan bir hareket olarak gelmiştir. Nitekim, 2005 yılı başında da, Büyük Mason Mahfili Derneği (anlaşılan, bir başka mason locası) Gen. Başk. Hüseyin Özgen de demişti ki: 'Her yıl, Tapınak Şövalyeleri, ezoterik (gizemli) örgütler, Ortaçağ söyleneceleri, simyâ mucîzeleri (?) gibi konulardaki kitablarla masonluk arasında bağlantılar kurulmaya çalışılır. Masonluk eski kurumların mirasçısı değildir.' Bu beyan yanıltıcıdır.
Çünkü, Masonluk, Tapınak Şövalyeleri'nin, yani Templiers tarikatının mirasçısı ve devamıdır. 1307'de Fransa Kralı Philipp'in emriyle lağv edilip, o günkü maşrıq-ı âzamları Jacques de Molay Paris'te yakıldıktan sonra, katliâmdan kurtulan bazı masonlar İskoçya'ya kaçıp, localarını orada yeniden canlandırmışlardı ve o zamanki derece ve rütbeler bugün de kullanılıyor!
'Ezoterizmle (gizemlilikle) ilgimiz yok' diyorlar. Halbuki, mason ilişkilerinin temelini, ezoterizm ve bunu nesilden nesle aktarmak oluşturur. Bu gizemliliği kaldırdınız mı, masonluk biter!. (Mahmûd Yesârî'nin, mason oluşunu ve orada kuşanılan peştemalı unutup sokağa öylece çıkışını anlattığı hikayesi pek hoştur.)
Bu vesileyle bir noktaya bilhassa eğilmek gerekiyor. Geçen hafta, bir kez daha açıklandı, ünlü masonlar.. Bu listeye bakıldığında, Osmanlı'nın son ve TC'nin ilk dönemi ile, M. Kemal'in ve kemalist dönemin en seçkin isimlerinden pek çoğunun 'mason' olduğu görülüyor.. Hele İttihadçı'ların pek çoğunun..
İşte, o listedeki ünlü masonlardan birkaç isim:
Padişah 5.Murâd; şehzâde Kemâleddin ve Nûreddin Efendiler; Başmabeyinci Ahmed Seyyîd Bey; sadrâzamlar Mustafa Reşîd Paşa, Âli Paşa, Keçecizâde Fuâd Paşa, Tunuslu Hayreddin Paşa, Midhat Paşa, Ahmed Vefik Paşa, Tal'at Paşa; şeyhülİslâmlar Mûsa Kâzım, Efendi, İzzeddin Efendi ve Hayri Efendi; Bahriye Nâzırı Cemal Paşa, Maliye Nâzırı Câvid Bey, İttihad-Terakki Fırkası Umûmi Kâtibi (Gen. Sekr.) Midhat Şükrü Bleda, Gâzi Osman Paşa, Ali İhsan Sabis Paşa, Resneli Niyazî Bey, BMM. Reisi Kâzım Özalp, M. Kemal'in ünlü Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, (1961'lerin) Dışişleri Bakanı Selim Sarper, başbakanlar Hasan Saka(1946), Suad Hayri Ürgüplü (1965); M. Kemal'in Maarif Vekilleri Vâsıf Çınar, Mustafa Necâti, Hasan Âli Yücel, M. Kemal'in yâveri Cevad Abbas ve özel doktorlarından Prof. Neşet Ömer İrdelp, Mim Kemal Öke, ünlü İçişleri Bakanı Şükrü Kaya; felsefeci Prof. Mustafa Şekîb Tunç, Topkapı Sarayı Mz.. Md. Hayrullah Örs, Prof. Vasfi Râşid Seviğ, Prof. Kâzım İsmail Gürkan, tarihçi Prof. Enver Ziya Karal, Menderes dönemi MİT Başkanlarından Celal Tevfik Karasapan; son yüzyılın ünlü edebiyat ve fikir adamlarından Şinasî, Ziyâ Paşa, Nâmık Kemal, Mehmed Emin Yurdakul, Rıza Tevfik, Hüseyin Câhid Yalçın, Ziyâ Gökalp, Midhat Cemal Kuntay, Ahmed Emin Yalman, Reşad Nurî Güntekin, vs..
Ki, bunların her birisi ülkemizin kaderinde derinden sözsahibi olmuş kimseler..
Dünyanın en ünlü masonlarının listesini veren, almanca bir kitabda, M. Kemal'in ismine de yer verilir, 'Türkiye'nin kurucusu' nitelemesiyle
İmdi.. Bütün bunlar ya gerçek; ya da, nerede meşhur bir adam varsa, onların hepsi sahiblenilmiş! Birileri birilerini kullanıyor; ama, biz mi onları, onlar mı bizi?

 Selahaddin Çakırgil 10 Kasım 2005 Haber Vakti