|
Kartel medyası... İster şişirir, ister
"genelev"e düşürür!
İçinde, "Kadir Gecesi" bulunmayan "Bin aydan daha hayırlı" olan, böylesine "övülmüş" ve böylesine "mübarek kılınmış bir gece"de, böyle bir yazı ile karşınıza çıktığım için; öncelikle Cenab-ı Allah'tan "af", siz değerli okurlarımdan da "özür" diliyorum... Bu yazı, "böyle bir günün yazısı" olmamalıydı... Ne var ki; eğer bir başka güne kalırsa, güncelliği kaybolur ve anlamını yitirir diye endişe ettim... Rabbim, inşaallah affeder... Bu vesileyle, "Bin aydan daha hayırlı" olma övgüsüne mazhar olmuş "Kadir" gecenizi tebrik ediyor, bu gecenin "Âlem-i İslâm"a hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum... Efendim; "medya"nın, özellikle de "kartel medyası"nın, işine geldiğinde bir "pire"yi nasıl "deve" gibi gösterdiği; işine gelmediğinde ise, "dev"leri nasıl "cüce"leştirdiği, hepinizin malûmu!.. Olayları, bazen öylesine "abartıyor"lar ve öylesine "büyütüyorlar" ki; insanın havsalası almıyor... GÖZALTI OLAYI NİYE BÜYÜTÜLDÜ? Herhalde duymuşsunuzdur; Uğur Dündar adlı gazeteci, Tekirdağ'daki bir "tuğla fabrikası"nda, "köle gibi çalıştırılan çocuk işçiler" konusunu araştırmak isterken; fabrikaya "izinsiz" girdiği ve "görüntü kasetlerini jandarmaya vermediği" için, kısa bir süre "gözaltı"nda tutulmuş!.. "Olayın tahlili"ne girmiyorum... Çünkü o zaman, "meskene tecavüz"den tutun da, "kim haklı, kim haksız"a varıncaya kadar, olayın çeşitli boyutlarını irdelememiz gerekir!.. Zaten, gazeteler ve televizyonlar da, "olayın bu boyutu"ndan ziyade, "Uğur Dündar"a odaklandılar!.. "Kanun önünde herkesin eşit olduğunu" da unuttular, yapılan işin "özel mülkiyete yasal olmayan yollar"dan girmek ve bunun "suç" olduğunu da!.. Dediler ki; "İşini yaptığı için gözaltına alındı!" Peki, "işini yapmak" isteyen "diğer gazeteciler"e uygulanan "akredite" uygulamasına niye aynı tavrı göstermiyor bu beyler?.. Ya da; "İşini yapmak" için, herhangi bir siyasiye veya bürokrata "soru" soran gazetecileri niye "tahrikçilik" veya "provokatörlük"le suçluyorlar?.. Ne yani, bu ülkede "işini yapan" tek gazeteci Uğur Dündar mıdır?.. Her neyse... Olayın bu kısmına da girmeyelim... Eğer girersek, yine içinden çıkamayız... O halde, "işin özü"ne gelelim... Bana öyle geliyor ki; Gazeteleri ve televizyonları ile, kartel medyası, bu olayı "haddinden fazla büyüterek", bir anlamda "Uğur abilerine kıyak" yapmak istedi!.. Çünkü, Uğur Dündar'ın son yıllardaki programları, eskisi gibi "reyting" yapmıyordu!.. Ne yapsa, bir türlü "gündeme gelemiyor"du!.. Bir-iki saatlik gözaltı olayını haddinden fazla "büyüttüler" ki; "gündemden düşen" Uğur Dündar, yeniden konuşulsun!.. Doğrusu, başardılar da!.. Önceki gün; CHP'sinden TGC'sine kadar, herkesin "gündem"indeydi Uğur Dündar!.. Alın işte, en sonunda benim bile gündemime girdi!.. Demek oluyor ki; Medya, gerçekten "büyütüyor"muş!.. Büyütünce de, "görmemek" mümkün olmuyor!.. MEDYA NEREYE SÜRÜKLERSE! Yalnız, "medyanın rüzgârı"na da pek aldanmamak gerekir!.. Medya, nihayetinde "hava" pompalar insanlara!.. Pompalar ve "şişirir!" Bazıları, "pompalanan hava"yla öyle bir şişer; "balon" gibi, "hava"larda öyle bir uçar ki, kendisini "yükseklerde" zanneder!.. Ya sonra?.. Sonra, "medya rüzgârı"nın önünde, "dalından kopan sonbahar yaprağı" misali, "sürüklenmeye" başlar!.. Tabiî, "medya rüzgârı" nereye götürürse, o istikamete!.. Bu süre zarfında, kişi, "kullanıldığının" farkına bile varmaz!.. Bir de bakar ki; "Düşmüş!" Kimi "yatak odası"na, Kimi de "genelev"e!.. Tıpkı bir zamanlar "profesör" olan Zekeriya Beyaz'ın; otel odasında seyrettiği seks filmi sonrasında "pornofesör" olarak anılmaya başlayıp, şimdi de "Pornaktör" olmaya sürüklenmesi gibi!.. Efendim; Bay Zekeriya Beyaz'ın, kartel medyası tarafından "abartıldığını" ve "haddinden fazla büyütüldüğünü" öteden beri görmüş ve itiraf edeyim ki, biraz da "acıyarak" izlemiştim kendisinin yükselişini!.. "Düşecek" diyordum; "bir gün, fena halde düşecek!" İşte, korktuğum oldu!.. Bastılar "hava"yı, şişirdiler adamı!.. Önce "ekran"lara çıkardılar, sonra "fetvacıbaşı" yaptılar!.. En sonunda da, "düşürdüler!" Hem de "genelev"e düşürdüler!.. "3 GENELEV KADINI" ARASINDA! Doğrusu, "kartel gazeteleri"nde önceki gün okuduğum haber, fazlasıyla üzdü beni. "Cinsel ilişkiye girerek oruç açılabilir" dediği iddiasıyla "manşet"lere çıkarılan Zekeriya Beyaz; baktım, "3 yarı çıplak kadın"ın arasında!.. Meğer, o kadınlar, "genelev kadını"nı canlandıran filmin oyuncuları imiş!.. Zekeriya Beyaz da tam ortalarında!.. Peki; Zekeriya Beyaz'ın ne işi var "genelev kadınları"nın arasında?.. Var, çünkü o kadınlar, "Zekeriya Beyaz'ın rol arkadaşları" imiş!.. Olayı duymuş olmalısınız... Ama ben, yine de özetleyeyim... Efendim; TMSF'nin, bir "genelev"e el koymasını ve burayı "kârlı" hâle getirmek için uğraşmasını konu edinen bir "film" çekilmiş!.. "Kerhane"nin adını da, "Kârhane" koymuşlar!.. Daha da ilginci; bu filmde Zekeriya Beyaz'a da bir "rol" vermişler!.. Filmi seyretmediğim için, "rol"ünü elbette bilemiyorum!.. "Cinsel ilişkiye girerek oruç açan bir adam" rolü değildir herhalde!.. Her neyse... Birkaç gün önce de, işte bu filmin "gala"sı yapılmış!.. Zekeriya Beyaz'ı, "genelev kadınlarını canlandıran rol arkadaşları ile bir arada" gösteren fotoğraf da, işte bu galada çekilmiş!.. Fotoğrafa baktım; Zekeriya Beyaz, "boyalı saçları" ile, "genelev kadınları"nın arasında, "yakışıklı bir jön" gibi duruyordu!.. Hayli de "uysal" ve "uyumlu" bir görüntüsü vardı!.. Hatta, hâlinden son derece "memnun"du!.. Ne var ki; fotoğraftaki görüntüsünün aksine; kendisini görüntüleyen gazetecilere fena halde kızmış ve basmış fırçayı: "Ben şovmen miyim?.. Beni niye çekiyorsunuz?" Oysa, aynı Zekeriya Beyaz, 5 gün önce şunları söylemiş: "Bana, filmin genelevde geçtiği söylenmedi... Yapımcılara dâvâ açacağım!" Neyse ki, filmi izleyince vazgeçmiş bu kararından!.. Dahası böyle bir filmde rol aldığı için, "son derece memnun olduğunu" bile söylemiş!.. Kimbilir, belki de "havaya" girmiştir!.. Ya da; "ikna" edilmiştir!.. HAVAYA BİR GİRDİN Mİ?!? Uzun lâfın kısası... Örneklerden de görüleceği üzere, bu "kartel medyası"nın yapmayacağı hiçbir şey yok!.. Pompalayacağı "hava" ile, "cüce"leri "dev" gibi göstermesi, işten bile değildir!.. Bir "minik şempanze"yi, kimyasal pompalamalarla "King-Kong" hâline getirdiklerinin örnekleri de, hayli çok!.. Ne var ki, asıl problem "bundan sonrası"nda!.. Bu "şişirme" operasyonunun, bir de "düşürme" aşaması var!.. Allah korusun, öyle bir "düşer" ki insan; "nereye" düştüğünün farkına bile varamaz!.. İşte gördünüz; koskoca Zekeriya Beyaz gibi bir adamı, "film icabı" olsa bile, "genelev"e düşürmüşler de, adamcağız farkına bile varamamış!.. Allah düşürmesin!.. Sorarım size; Zekeriya Beyaz gibi bir profesör, hiç "genelev kadınlarının arasına düşecek" adam mıydı?!?.. Ama, "kartel medyası" bu; "Şişiriyor" da, "düşürüyor" da!.. ........... Ha sahi, söylemeyi unuttum; Bugün "şişirilen"ler, yarın "pişirilmeye" hazır olsunlar!.. Çünkü efendim, "çağdaş cahiliye"nin değişmez taktiğidir bu; "Putlaştırdıklarını, acıkınca yerler!" Çocuklara kutlama işkencesi! Malatya'daki "Çocuk Yuvası"nda, minnacık çocukların "dövülmesi, kafa kafaya tokuşturulması ve kaynar suyla haşlanması"nın elbette savunulacak bir tarafı yoktur... Bu tavır, "insanlık dışı"dır, "vahşet"tir, "işkence"dir!.. Peki, "sıcak suyla haşlamak" bir işkencedir de, "soğukta dondurmak" çok mu masumdur?.. 1. sayfamızdaki "2 kız çocuğu"nun hâline bir bakın hele!.. "Tir tir titriyorlar" ve elleri-yüzleri de "mosmor" olmuş!.. Söyleyin Allah aşkına, buna da "kutlama işkencesi" denilmez mi?.. Neymiş; beylerimiz, "uzun uzun nutuk" atacak, çocuklar da onları dinleyecek!.. Şu işi "kısa" tutsalar, ya da "kapalı bir yer"de yapsalar olmaz mı?!?.. Ama hayır, yapmazlar!.. Çocuklar soğuktan donmuş, kimin umurunda!?!.. Hele söyleyin; bu da bir "işkence" değil mi?..
Hasan Karakaya 30 Ekim 2005 Vakit
hkarakaya@vakit.com.tr |