Hakkınızı alınız

Haksızlığa uğrarsın da elinden bir şey gelmez. Tepinir, kıvranır, hareketsiz kalıp oturur uğunursun. Ben onlardan biriyim. Bir belâ ki çıkaranlar senden. Bir musibet ki işleyenler kanından, canından. Her şey bir curcuna. Belâyı işleyenler suçunu kabul etmiyor, görenler şahit olmuyor. Bu belânın sahibi kim?
Bu başörtüsü öyle bir belâdır. İnandım diyenlerle, hareketleri aksini söyleyenler ve inanmadığını açıkça söyleyenleri gözlemleyince; amcan, dayın, akraban olması, içinin uğunmasını daha derinleştiriyor. Müslümanın örtünmesi gerekir. Allah'ın emridir. Hepsi böyle söyler de tatbikatında fireler verilir. Gerekçeler üretilir. Yanında zannettiklerin bile "İşi büyütüyorsunuz, bu kadarına gerek var mı? Devlete itaat..." derler. Aslında bunlar; namaz kılsalar da, oruç tutsalar da, hacca gitseler de inancı hazmetmemişlerdir. Başörtüsü mücadelesi böyle bir toplumda, böyle bir ortamda yapılmaktadır. Dinî ifadesi ile izah edilecek olursa; münafık, kâfir ve Müslüman görünenler arasındadır.
Yapanlar da genç bedenler, taze beyinlerdir. Bunlara birkaç diyeceğim vardır.
Bu davanın çilesini çeken gençler! İçinde bulunduğun ortamda babadan, anadan, akraba ve arkadaşlarından şüphelen. Mücadelende yanında olmayacakları hesaba koy. Onlar İslâm'ın ab-ı hayat olduğunu bilmeyebilirler de, deniz suyunu, yaşayışlarının teminatı görebilirler.
Senin gibi çile çekmeyen komşundan, kızından şüphelen. Onlar toleranslıdır. "Ne yapalım, bu iş buraya kadardır" diyebilirler. İnancı yap-boz tahtası zannederler. ?Açtım oldu?, ?namaz kıldım yerine geldi? derler. Şeytanın yapamadıklarını onlar yapabilirler. Hareketlerine kılıf hazırlayabilirler.
Büyük gördüğünüz, lider bildiklerinize de dikkat ediniz. Onlar size yön verirken, sizi desteklerken, Allah rızası için mi, yoksa rant için mi olduklarına dikkat et. Ailesine, yaşayışlarına bak. Yaşayışlarında fire varsa yaklaşma, ağzı ile kuş tutsa şüphelen. Sözünü dinletemiyorsa büyük değildir, yaşayışında firesi varsa, lider değildir. En azından senin için bir değer değildir.
Genç kardeşim, bu toplumda yaşıyorsun. Sen Müslümansın. Sistemin ise dini yoktur. Sen başörtüsü için haksızlığa maruz kalıyorsun.
"Ne yapalım kanun böyle, nizam böyle, vebali kanunları çıkaranlaradır" diyenlerden sakın. Onlar inancı değer saymaz. Kavanozdaki süs zanneder. İstediğini kullansın, istemediğini de atsın ister. Böylelerinden de uzak dur.
Onların tek değeri vardır. Dünya ve dünyalık. Sen ise rıza-yı baridesin, o yolun yolcususun. Bunun için zulüm çekmektesin. Onlar tahsillerine devam ederken sen dışarıda uğunmaktasın. Bu senin için berattır. Rab yolunda olmanın işaretidir.
Ashabın hayatını yaşıyorsunuz. Müslüman olduğunuz için dışlanıyorsunuz. Sizleri teselli etmek bana ağır geliyor. Bir tarafta Allah'ın emri, bir tarafta sistemler ve sen Allah'ın emrindesin, mücadeleni veriyorsun. Sizi teselli etmek değil, sizin içinizde olamamamın utancını duymalıyız.
Sizin mücadeleniz karşısında, süngüsü düşmüş askerlere benziyoruz. Sistemlere bir bir teslim oluyoruz. Olmayanlar sinmiş kimseyi görmüyor. Bir kısmı sistemden beslenen komşunuz ve arkadaşınız da olsa bu kaide değişmez. Bu, hatır meselesi değil, hak meselesidir. Başa örtülen bez değil, Allah'a giden bayraktır.
Bunu böyle bilirsin, böyle görürsün de, bizden görünenin, camide beraber, hacda omuz omuza olduklarımızın yamukluğunu görünce isyan edip bağırmak istersin. Elinden bir şey gelmeyince de uğunursun. Bunlar örnek değil ibrettir, siz ise mücadeleyi bilenlersiniz. Engelleri aşmada, Mehmetler, Ayşeler, Fadimeler vesiledir.
Hareketiniz kutlu olsun. Bu sistemlerde hak verilmez alınır. Alınız, alınız... 
 
Duran Kömürcü 21 Mayıs 2005 Vakit
dkomurcu@vakit.com.tr