İslâm coğrafyasında Samirîlerin türemesi(1)

Bugün genelde İslâm coğrafyası, özelde ise ülkemiz istilâ altındadır. Allah'ın gönderdiği hükümler yerine tuğyan edip ilahlık iddiasında bulunanların uydurduklarının kuşatması altındayız. Yani Firavunî bir düzende yaşıyoruz. Firavunî düzenlerin karakteri, insanları Allah katından indirilmiş dine tabi olmaktan alıkoyup zorbalar, tağutlar, tiranlar tarafından uydurulmuş dinine teslim etmektir. Mekân ve zaman farkı gözetmeksizin Firavunlardan, Firavunî düzenlerden beklenen, Allahû Teâla'ya giden yolu tıkamak, bu yoldaki yolcuları yolundan alıkoymaktır. Firavunlar, Firavunî düzenler bu hedeflerini Bel'am'lar, Samirî'ler vasıtasıyla gerçekleştirirler. Allahû Teâla buyuruyor:
"Nihayet Sâmirî onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Bunun üzerine Sâmirî ve adamları: 'İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu' dediler." (Taha Sûresi/88)
"Onlar görmüyorlar mıydı ki, o buzağı, kendilerine hiçbir sözle karşılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu." (Taha Sûresi/89)
"And olsun ki Harun daha önce onlara: 'Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin' demişti." (Taha Sûresi/90)
"Onlar (cevap olarak şöyle) demişlerdi: Musa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz." (Taha Sûresi/91)
"(Musa gelince kardeşine şöyle) dedi: Ey Harun! Bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?" (Taha Sûresi/92)
"(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?" (Taha Sûresi/93)
"Harun: 'Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum' dedi." (Taha Sûresi/94)
"(Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) 'Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?' dedi." (Taha Sûresi/95)
"Sâmirî: 'Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi' dedi." (Taha Sûresi/96)
"(Musa ona şöyle) dedi: Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamaya mahkûm olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız." (Taha Sûresi/97)
"Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'tır. O'nun ilmi her şeyi kuşatmıştır." (Taha Sûresi/98)
Görüldüğü gibi, Samirîlik, Firavunların müsaadesine ve müsamahasına bağlı kılınmak istenen iman, Firavunlar tarafından sınırları çizilmiş zorbaların iradesine ve icazetine sunulmuş, tahrife uğramış itikad ve amel anlayışının habercisi bir misyondur. Firavunlar ve Firavun karakterli düzenler varoldukça Samirîler de olacaktır.
Bâtılı sureti haktan göstermek, bid'atleri, şirk nitelikli davranışları insanlara Allah'a ibadet diye takdim etmek, Samirîliktir. Kur'an-ı Kerim'in bâtıl itikad üzere olduklarını haber verdiği Yahudi ve Hıristiyanların, Kur'an-ı Kerim'e ve Hz. Muhammed (sav)'e inanmadan da cennete gidebileceklerini, dindar, Müslüman sayılabileceklerini iddia edenler, bugünün Samirîleridir.
Allahû Teâla'nın gönderdiği yegâne hak din İslâm'ı, egemen zorbalar, keyfî ve cebrî otoriteler tarafından tanzim edilmiş hayata monte etmeye çalışanlar, Musa (as)'nın Tur-i Sina dağına gitmesinin ardından halkın tevhid inancını bozmak maksadıyla altından böğüren bir buzağı yapıp; "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur" diyen Samirî'nin misyonunu ihya edenlerdir.
İslâm dinini hayata müdahil olup amir olan bir din yerine beşeri müdahalelere, keyfî yorumlara açık, müsaid bir din şeklinde insanlığa takdim edenler, asrın Firavunlarına hizmet eden Samirîlerdir.
Firavunî düzenlerin hegemonyası altında yaşamaya mahkûm olmuş kimseler olarak bizim derdimiz, Firavunlara, Samirîlere muhatab olmaktan değil, Musa'sız kalışımızdan kaynaklanıyor. Altını çizerek diyoruz ki; Samirîlerin türemesi, Musa'sını kaybetmiş toplumların varlığındandır. Musa (as) Tûr-i Sîna dağına gittikten sonra tevhid inancını tarif eden Samirî ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Musa'sız kalmış toplumlar Samirî üretirler.
 
Mustafa Çelik 20 Nisan 2005 Vakit
mcelik@vakit.com.tr