|
İslâm Dünyasından Notlar
Amerikan emperyalizminin İslâm'a ve Müslümanlara karşı kin ve nefretlerini yansıtan gelişmelerin ardı arkası kesilmiyor. Kur'an-ı Kerim'e hakaretleri bu yöndeki kin duygularının zirveye ulaşmasıdır. Son olarak da bir mushafın üzerine "Tüm Müslümanlara Ölüm" diye yazdıkları ortaya çıktı. Aslında Amerikan medyasının bu gelişmeleri ortaya çıkarmasının da rasgele bir habercilik olduğunu sanmıyoruz. Bu hakaretten tüm Müslümanların haberdar edilmesi suretiyle hepsinin birden moral yönden yıpratılması, tümünü birden hedefleyen bir aşağılama politikasının etkili kılınması amaçlanmış olabilir. Bu haberlerin belli bir tepkiye hatta şiddetli eylemlere sebep olabileceğini önceden tahmin etmişlerdir. Ancak Müslümanların kutsal değerlerinin ve varlıklarının tahrip edilmesi amacıyla böyle bir sonucun göze alınmış olması mümkündür. Bir de işin içinde Irak'ta işgal güçlerini yıpratan direniş eylemlerinden kaynaklanan gündemi saptırma amacı olabilir. Adamlar gündem saptırma ihtiyacı duyduklarında önceden oluşturdukları malzemeleri devreye sokuyorlar. Bu tür niyetler taşınıyor olması elbette bizim söz konusu iğrenç davranışlar karşısında sessiz kalmamızı gerektirmez. Ancak bu tür tepkilerin hedefi onların kuklaları değil bizzat kendileri olmalı. Örneğin ABD temsilcilikleri önünde düzenlenecek protesto gösterileriyle, bu temsilciliklerin adreslerine, faks ve telefon numaralarına yazılı ve sözlü olarak tepkilerin iletilmesi mümkündür. Unutmayalım ki Müslümanların kutsal değerlerini hedef alan o iğrenç hareketler münferit olaylar değildir. Bunların işlenmesi de gündeme getirilmesi de belli bir amaca yönelik ve sistemli olmaktadır. * ABD işgal güçleri Irak'taki direnişi yıpratmak amacıyla yeniden kadınları hedef alan insanlık dışı saldırılara ağırlık vermeye başladılar. Bilindiği üzere yakın zamanda direnişe darbe vurma iddiasıyla el-Anbar şehrinde evlere baskınlar düzenleyerek savunmasız, silahsız insanlara yönelik saldırılar düzenlemişlerdi. Şimdi daha önce Ebu Gureyb hapishanesini merkez edinerek izledikleri politikayı yeniden devreye sokarak kadınları tutukluyor ve bu yolla direnişçileri geri adım atmaya zorlamak istiyorlar. Daha önce Ebu Gureyb hapishanesine doldurulan kadınların ve genç kızların iffetlerine dokunulması sebebiyle, kadınları hedef alan yeni tutuklamaları etkili bir gözdağı verme metodu olarak değerlendirebiliyorlar. Burada şu soruyu sormak istiyoruz: Bu, bir tür rehin alma işlemi değil midir? Kendi öz yurtlarını işgalden kurtarmak için mücadele edenler düşmanı geri adım atmaya zorlamak için onların adamlarından birini esir aldıklarında ve karşılığında bazı taleplerde bulunduklarında hemen uluslararası kuruluşlar, medya ve dünya kamuoyuna yön veren birtakım sözde sivil kurumlar devreye girerek dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Ama Amerikan işgal güçleri direnişi yıpratmak ve geri adım atmaya zorlamak amacıyla kadınlara tasallut ettiklerinde bu sadece "tutuklama" olarak lanse ediliyor. Oysa bu, rehin almanın en iğrenç olanıdır. Çünkü burada bedensel yönden zayıf ve iffetlerinden dolayı psikolojik yıpratmaya daha müsait savunmasız insanlara iğrenç bir şekilde tasallut edilmektedir. İşgalci saldırganların kadınlara bu şekilde tasallut etmeleri aynı zamanda bir acziyet ilanıdır. Onlar her türlü teknik imkâna, uçağa ve bombaya sahip olmalarına rağmen erkeklerle erkekçe savaşamadıklarından böyle iğrenç bir metodu kullanıyorlar. Kadınlara musallat olan vahşi saldırganların maşalığını yaparak ülkeye istikrar getireceklerini iddia edenlere de yazıklar olsun! * ABD'nin Lübnan'a fitne tohumları ekmek amacıyla bu ülkeye dönmesine imkân sağladığı Mişel Avn hayallerine kavuşmakta iyice zorlanıyor. Çünkü ülkedeki tüm muhalif gruplar ona sırt çevirmiş durumdalar. Hatta ona karşı en büyük tepkiyi bizzat dindaşları olan Marunî Hıristiyanlar gösterdi. Refik Hariri'nin öldürülmesinden sonra etkili muhalefet hareketi başlatmaya çalışan Dürzi lider Velid Canbulat da Mişel Avn'ı tepkilerinin ve tenkitlerinin hedefi haline getirdi. Öldürülen eski başbakan Refik Hariri'nin oğlu Saduddin Hariri de Mişel Avn'a karşı duran cephenin içinde yer aldı. Bu yüzden, kendisini cumhurbaşkanlığına hazırlayacak bir muhalefet cephesi oluşturma hayalleriyle Lübnan'a dönen Avn iktidardan önce muhalefete muhalefet etmek zorunda kaldı. Durum onun hayallerinin suya düştüğünü gösteriyor. Eğer bu kocamış emekli general iyice yalnızlığa itilirse inşallah ABD'nin, Marunîleri kullanma amacına yönelik fitne oyunları da tutmayacak.
Ahmet Varol 20 Mayıs 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr |