İmamın kızı ekran yıldızı

Bu haberi 30 Kasım 2005 tarihli Sabah gazetesinde okudum, hiç de yadırgamadım. Ben de imamdım, çevrem hep bunlarla doludur. İmamlık bir meslektir; her meslekte olduğu gibi, çeşitli insanlar vardır. Mesleği namaz kıldırmak olduğu için, inancının içeriği onu ırgalamaz. Camide imam, toplumda artist olabilir. İmam denince, dini manada önderlik anlaşılmasın; İslâm'ı yaşamada örnek insan algılanmasın. Bugünkü manası ile imamlık geçim vasıtasıdır, yaşamak için umut kaynağıdır. Marangoz ve elektrikçi bir meslek erbabı ise, imam da odur. Namaz kıldırmakla görevlidir. Memurdur, maaşını devletinden alır. Sanatkârlardan farklı olan tarafı vardır. Onlar el emeğini konuştururken; imam, dilini konuşturur. Rejimin gölgesindedir; dinden ne kadar uzaklaşırsa, rejimle o kadar uyum sağlar.
Dini manada imamlığın sistemlerle uyuşmazlığı vardır; sistemin haramı ile dinin haramları uyuşmaz, sürtüşür. İslâm'ın haramlarını helal sayanlar, sistemce yardım görürler, desteklenirler. Onlar sistemlerin baş tacıdırlar, sistemle iç içedirler. Bunlar taltif edilir, derecelendirilir, afişe edilir, özendirilir. İslâmi kuralları zorlayarak tercihini sistemden yana koyanlara, "aydın, modern, çağdaş" denmesinin sebebi budur.
"Aydın" deyince, İslâm'ın dışında bir hayatı seçen; "modern" deyince de, İslâm'ın değil, çağın dediklerine uyanlar akla gelir. Hem "İnandım" deyip hem de inancının kaidelerini yerine getirmeyenlere "fasık" denir. Bunlar, sistemlerin vazgeçilmezleridir. Camide cemaatle, dışarıda sistemle beraberlerdir; Mekke'de Müslümanlarla, Havai'de insanlarla beraberlerdir.
Bu tip insanlar, ya dinin cahilidir, imamlığı geçim vasıtası görenlerdir, ya da şeytanlaşanlardandır.
İstanbul'a geldiğim yıllarda, müezzin Osman efendinin kızları modern hayatı yaşıyordu. Kendisine:
- "Sen din görevlisisin, en azından cemaatin inancına hürmet etmelisin" dediğimizde şöyle karşılık verdi:
- "Benim kızlarıma açıklık yaraşıyor!"
Bir başka imam arkadaşımızı, kızını yüksekokulda açık olarak okutması sebebiyle tenkit etmiştim de, bana cevabı, "Başlattık artık bitirsin" oldu. Bitirince de memur yaptı, kendisine hatırlatınca da, "Onun kısmeti öyleymiş" deyiverdi.
Sistemin her gün kökleşmesi, Müslümanların her gün inancından taviz vermesindendir. "Ne yapalım, mecburuz" felsefesine kapıldıkları içindir. İnanç, bir tercih meselesidir. Tercihini dünya olarak kullananlar, sistemle beraber olmak durumundadırlar. Bugün fetva bulup perukla okuyanların, yarın başka bir fetva ile açılıp memur olduğunu görebilirsiniz.
"İmamın kızı ekran yıldızı" başlığı bunun en güzel örneğidir. Kızlarımız ekranlarda soyunup artist, yani çağdaş ve modern olurken, erkeklerimizin de aynı yolda olduğu görülür. Kızlarımızın haram işlemesi ile erkeklerin haram işlemesi arasında fark yoktur.
Her sene ve her olayda bunu duyar ve yaşarız, yaşayacağız da... Bu ikilem, inancı ile sistemin sürtüşmesindendir. İnanç noktasında bakınca bu türlere "kâfir, fasık, münafık, gafil" tanımlaması yapılır. "Allah yolundan sapanlar" da diyebiliriz. Sistemler ise; Allah'ın saptırdıklarını kendisinin kulu görür. Payeler verir, taltif eder, özendirir. Modern ve çağdaştırlar!..
Netice; inanıp inanmama ya da inandığını yaşayıp yaşamama meselesidir. Bu imam da, kızı da, oğlu da olabilir.. Olduğunu da hep görüyoruz.
Allah'a şükür ki; inancını yaşayan, amel eden imamlarımız çoğunluktadır. Allah'ın emrindedirler, dini ayakta tutan neferlerdir. Müslüman dediğimiz numunelerdir, dinin imamı budur. İmam, inancını yaşayarak cemaate örnek olandır.
 
Duran Kömürcü 5 Aralık 2005 Vakit
dkomurcu@vakit.com.tr