|
"Ilımlı İslâm(!)
Geçen hafta yayınlanan yazılarımızda diyalog ve reform tartışmalarıyla ilgili tespit ve tahlillerimizi aktarmaya çalıştık. Bu çerçevede son olarak "ılımlı İslâm" tartışmalarıyla ilgili değerlendirmelerimizi aktararak bu dosyayı kapatmak istiyoruz. Bu konuda en başta dikkat çekmemiz gereken şey kavramlar savaşıdır. Bu, psikolojik savaşın önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. ABD, kendi şiddet politikasını haklı ve meşru göstermek için yıllardan beridir bütün dünyanın dikkatini "terör" kavramına odaklamaktadır. Oysa son yüz yıl içinde tüm terör örgütlerinin gerçekleştirdiği eylemlerin yol açtığı tahribatın toplamı ABD'nin sadece Irak ve Afganistan'daki son işgallerinin sebep olduğu tahribata denk değildir. Hatta belki sadece Irak'taki saldırılarının sebep olduğu tahribat bile terör eylemlerinin bir asırlık tahribatını aşabilir. Ama ABD güdümlü medyanın etkili olduğu tüm ülkelerde kitlelerin zihinleri Amerikan şiddeti ve saldırganlığıyla değil "sanal terör" olgusuyla meşguldür. Bu sebeple kavramlar savaşında yenilgi, psikolojik savaştaki yenilginin başlangıç noktasıdır. Psikolojik savaştaki yenilgi ise cephedeki yenilgiyi hazırlar. Amerikan emperyalizminin "ılımlı İslâm" kavramını gündeme getirmekle öncelikli olarak hedeflediği vakıanın bunun tersi olduğu kanaatini zihinlere yerleştirmektir. Yani insanların bilinçaltlarına "ortada şiddet ve terör yanlısı bir İslâm olduğu, işte bunun rehabilitasyona tabi tutulmasıyla bir ılımlı İslâm çıkarılmasının mümkün olabileceği, ABD'nin de bunu hedeflediği" fikrinin yerleştirilmesi amaçlanıyor. Böyle bir fikrin yerleştirilmesinden elde edilmesi istenen bir sonuç ise, ABD ile işbirliği içindeki İslâm'ın "ılımlı" diğerinin "şiddet yanlısı İslâm" olduğu kanaatinin yaygınlaştırılmasıdır. Diyalog kavramının yaygın ve etkili bir şekilde kullanılmasının amaçlarından biri de bu sonuca ulaşılmasıdır. Oysa bugün dünyada şiddeti en katı şekliyle temsil eden güç Amerikan emperyalizmidir. Fikri temelini de ona yön veren uluslararası siyonizm oluşturmaktadır. Günümüz dünyasındaki şiddeti iyi tahlil ettiğiniz zaman bu iki gücün özünde toplandığını görürsünüz. Bunlar şiddetin hem kendisi hem de muharrik unsurudurlar. Dolayısıyla günümüzde insanlığın şiddetten kaynaklanan temel sorunlardan kurtulabilmesi için en başta ABD'nin şiddete dayalı emperyalist politikasının, ona yön veren siyonist ifsat politikasının ve bu ikisinin gerçekleştirdiği işgallerin son bulması şarttır. Hal böyle olmakla birlikte Amerikan emperyalizminin ve ona yön veren siyonizmin medya üzerindeki gücü ne yazık ki yukarıda zikrettiğimiz yanlış kanaatlerin insanların bilinçaltlarına yerleşmesini sağlayabilmiştir. Bu da medyanın önemini ortaya koymakta ve insanlarımızın kendi değerlerine sahip çıkan medya organlarını himaye etmelerinin, onları sürekli olduğundan daha güçlü hale getirmelerinin zorunluluğunu göstermektedir. "Ilımlı İslâm" kavramına gelince: Bir zamanlar, Daniel Heradstveit adında bir profesör "Siyasal İslâm" konulu araştırma yapıyordu ve bir görüşme için bize de geldi. Ben ona: "Siyasal İslâm" diye bir şey olamaz. İslâm tektir. İnsanların İslâm'ı anlama ve hayatlarına yansıtma tarzlarında farklılık olsa da İslâm özde tektir, birkaç çeşidi yoktur. Dolayısıyla bir "Siyasal İslâm"dan değil "İslâmî siyaset"ten söz etmek mümkün olabilir, dedim. O, böyle bir açıklamayı ilk kez duyduğunu söyledi. Demek ki o zaman bayağı moda haline gelen "Siyasal İslâm" kavramı insanların iyice bilinçaltlarına yerleşmiş ve adam gittiği her yerde, konuştuğu her kişiden bu kavram çerçevesinde fikirler almış. "Ilımlı İslâm" nitelemesi de öyledir. Sanki birden fazla İslâm türü varmış veya oluşturulabilirmiş gibi bir intiba verilmeye çalışılıyor. Oysa İslâm özü itibariyle insanlığı, hem dünyada hem de ahirette huzura kavuşturmayı temel hedef seçmiş bir hayat nizamıdır ve tektir. İnsanların farklı yaklaşımları için bazı konularda esneklik payı bırakmış ama onun da bir genel çerçevesini çizmiş, bu çerçevenin dışına çıkılmasını İslâm'ın dışına çıkma olarak değerlendirmiştir. Ayrıca İslâm'ın kendi temel kitabı ve değerleri var. Birtakım kurallarını ve hükümlerini zamanın ve mekânın zorlayıcı şartlarına göre yeniden yorumlama işini bu değerlere ihlâsla bağlı, ilim sahibi Müslümanlar yapar. Birilerinin dıştan müdahalesiyle yapılmaz. Bu sebeple İslâm'ın hükümlerini yeniden yorumlama iddiasıyla Amerikan emperyalizmiyle işbirliği yapanlar, ona maşalık edenler gerçekte İslâm'a ve Müslümanlara ihanet edenlerdir.
Ahmet Varol 27 Nisan 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr |