HEDEFLERİ MÜSLÜMANLAR
Metin Kaplan'ın Alman avukatı Ingeborg Naumann Vakit'e ilginç açıklamalarda bulundu. Kaplan ile görüşmek için İstanbul'a gelen ve 20 yıldır birçok Müslümanın avukatlığını yapan Naumann, Kaplan'ın Türkiye'ye iade sürecini ve Almanya'daki Müslümanların sorunlarını anlatırken çarpıcı bilgiler verdi.
"Metin Kaplan, sınırdışı edildiği gün, polis karakolunda nezarethaneye atılarak çırılçıplak soyuldu. Adeta intihara teşvik ettiler" diyen Naomann, Almanya'da Müslümanlara yapılan baskıları da şu ifadelerle dile getirdi: "Almanya'da yasalara 'yabancı', 'Müslüman' ve 'terörist' kavramlarını eklediler. Müslümanları göndermek için bunu yaptılar. Almanya'da birçok Müslüman sınırdışı edildi. Eğer bir insan Müslüman ise tamam. Müslümanlar hakkında verilen kararlar hazır. Onu hemen sınırdışı ediyorlar.

Suçlu olup olmadığı araştırılmadan suçlu muamelesi yapılıyor. Şartlar eskisi gibi değil. 'Müslümansan teröristsin' anlayışı var. Bir insan 'Allah'ın kanunlarını benimsemiyorum, elimin tersiyle itiyorum' diyorsa kimse buna dokunmaz. Allah'ın kanunlarını inanç olarak benimseyenler ülkelerine gönderiliyor. Hatta bir insan 'Ben demokrasi değerlerine bağlı kalacağım. Ama inançlarımı da yaşayacağım' dese bile sınırdışı ediliyor. Düşünsenize Müslümanlar camiilerde namaz kılarken başlarında polis bekliyor."

"HER ŞEYİ KANUNA UYDURDULAR"
Metin Kaplan'ın, 12 Ekim 2004 tarihinde özel bir uçakla Türkiye'ye iade edilmesini "siyasi bir karar" olarak nitelendiren Naumann, Kaplan'ın Almanya'da adil yargılanmadığını ifade etti. İadenin kanunlara uydurulduğunu ancak sürecin adil işlemediğini belirten Naumann, "Metin Kaplan'ın suçlu olduğuna dair mahkemenin vermiş olduğu kesin bir karar yoktu. Olaya hukuk çerçevesinden baktığımız zaman Kaplan'ın mevcut şartlarda Türkiye'ye iade edilmesi mümkün görünmüyordu. Ama ilginç bir şekilde apar topar Türkiye'ye iade ettiler. Kaplan sınırdışı edilirken her şey kanuna uydurularak yapıldı. Olayın siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum. Adil bir yargılama olmadı. Kaplan'ın Türkiye'ye iade edilmemesi gerekirdi. Metin Kaplan Türkiye'ye iade edilmeden önce Alman İçişleri Bakanı Otto Schilly, Türk İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ile bir görüşme yaptı. Bu görüşmelerden sonra askeri ihaleler gündeme geldi. Askeri ihaleler karşılığında Kaplan'ın Türkiye'ye iade edildiğini düşünüyorum. Schilly, Metin Kaplan'ın iade edilmesi için Türkiye'ye geldi" dedi.
"KAPLAN'I ÇIRILÇIPLAK SOYDULAR"
Alman makamlarının Müslümanlara olan tahammülsüzlüğünü gözler önüne seren Naumann, Kaplan'ın polis karakolunda işkenceye maruz kaldığını vurguladı. Alman polislerin yargı sürecinde Kaplan'a sürekli 'Seni sınırdışı edeceğiz' diyerek baskı yaptığını belirten Naumann, "Kaplan, sınırdışı edildiği gün, polis karakolunda nezarethaneye atılarak, çırılçıplak soyuldu. Kaplan'a psikolojik baskı yaparak adeta intihara teşvik ettiler. Gardiyanlarla konuştuğumda geceleri Kaplan'ı sürekli kontrol ederek intihar edip etmediğine baktıklarını söylediler. Kaplan Almanca bilmediği halde bazı evraklar imzalatmaya çalışmışlar. Mahkeme süreci devam ederken bile polislerin sürekli kendisine 'Seni yurdışına göndereceğiz' demesi çok üzücü. Yurtdışına çıkarılma belgeleri Kaplan'ın ellerine tutuşturularak, uçağa bindirilip Türkiye'ye gönderildi. Bu süreçte avukatı ile de görüştürmediler. Bu olayın yaşandığı güne kadar kimseyle konuşmadım. Ama bu olay yaşandıktan sonra olup bitenleri kamuoyuyla paylaşmaya başladım. Kaplan'a yapılanlardan sonra patlama safhasına geldim. Ve basına konuştum" diye konuştu.
"TEHDİT EDİLDİM"
Metin Kaplan davasını üstlendiği için anayasal kurumlar tarafından sıkıştırıldığını kaydeden Naumann, 'Hayatımın en zor davası oldu' dedi. Bu davadan dolayı tehdit telefonları aldığına dikat çeken Naumann, "Sekreterlerim rahatsız edildi. Sürekli telefon açarak 'Niye Metin Kaplan'ı savunuyorsun?' diye tehdit ediyorlardı. Telefonlarımı dinliyorlardı. Şimdiye kadar birçok Müslümanın avukatlığını yaptım. Ama beni en çok zorlayan Kaplan davası oldu. Çok zor bir dava oldu. Alman makamlar beni sıkıştırdı. Kişisel bilgilerimi sordular. Ben de avukat olduğumu söyleyerek sorularına cevap vermedim" şeklinde konuştu.
"BATIDA İLK HEDEF MÜSLÜMANLAR"
11 Eylül olayı ile Almanya'nın Müslümanlara karşı olan politikalarının değiştiğine dikkat çeken Naumann, Müslümanların aleyhine birçok yasanın çıktığını belirtti. 11 Eylül'den sonra Avrupa'da ilk hedef olarak Müslümanların seçildiğini söyleyen Naumann, şu çarpıcı ifadeleri kullandı; "Yasalara 'yabancı', 'Müslüman' ve 'terörist' kavramlarını eklediler. Müslümanları göndermek için bunu yaptılar. Almanya'da birçok Müslüman sınırdışı edildi. Müslümanlar hakkında verilen kararlar hazır. Eğer bir insan Müslüman ise, tamam. Onu hemen sınırdışı ediyorlar. Suçlu olup olmadığı araştırılmadan suçlu muamelesi yapılıyor. Şartlar eskisi gibi değil. 11 Eylül sonrası çok şey değişti. 'Eğer Müslümansan teröristsin demektir' anlayışı var. Bir insan 'Allah'ın kanunlarını benimsemiyorum, elimin tersiyle itiyorum' diyorsa kimse buna dokunmaz. Allah'ın kanunlarını inanç olarak benimseyenler ülkelerine gönderiliyor. Hatta bir insan 'Ben demokrasi değerlerine bağlı kalacağım. Ama inançlarımı da yaşayacağım' dese yine de sınırdışı ediliyor. Düşünsenize Müslümanlar camiilerde namaz kılarken bile polisler namaz kılan insanların başında bekliyor. Her camii de namaz kılamıyorlar. Sadece Diyanet'in camiilerinde namaz kılınabiliyor."
"MÜSLÜMANLAR HER YERDE ZULÜM GÖRÜYOR"
Müslümanların Almanya'da olduğu gibi kendi ülkelerinde ve dünyanın başka ülkelerinde de baskı altında olduğunu belirten Alman avukat Naumann, Türkiye ile ilgili de ilginç açıklamalarda bulundu. Naumann, "Türkiye'ye geldiğimde ilginç bir şeyle karşılaştım. Her yerde Atatürk heykellerini gördüm. Buna inanamıyorum. Bence Türkiye de İslâm'la bir türlü bağdaşmadı. Müslümanlara sadece Almanya'da zulüm yapılmıyor. Kendi ülkelerinde ve başka ülkelerde de Müslümanlara baskı yapılıyor. Bu sorunlar sadece Almanya'da yok. Müslümanlar birçok ülkede baskı altında. Eskiden komünistlere baskı vardı. Şimdi Müslümanlar aynı şeyle karşı karşıya" dedi.
"MÜSLÜMANLARI ZOR GÜNLER BEKLİYOR"
"Almanya'da yaşayan Müslümanları önümüzdeki yıllarda zor günlerin beklediğini belirten Naumann, Hıristiyan Demokratların iktidara gelmesi ile daha katı bir tutum sergileneceğini ve Müslümanlara baskıların artabileceği uyarısında bulundu. Naumann, Almanya'daki yabancı karşıtlığını da "Almanya'da sadece yabancı Müslümanlar baskı altında. Müslüman olan Almanlara kimse dokunmuyor. Müslüman Almanların pek fazla sorunu yok. Baskılar daha çok yabancılara yapılıyor" ifadeleriyle dile getirdi.
"VAKİT'İN KAPATILMASI DOĞRU DEĞİL"
Vakit'in Alman İçişleri Bakanı Otto Schilly'nin talimatı ile kapatılmasını da eleştiren avukat Naumann "Siz bir gazetenin yayınlarını beğenmeyebilirsiniz. Eğer bir gazete satılıyorsa okuyucuları var demektir. Yasaklarla gazetelerin yayınlarının durdurulmasını doğru bulmuyorum" şeklinde konuştu.

1 Haziran 2005 Vakit