Gaflet uykusundan uyanmak (1)

Yeryüzünde tul-i emel saltanatının en emin bekçisi gaflettir. Gaflet, Allah'ı unutmak, nefsin hevâ ve hevesine uymak demek olup nîmetin elden gitmesine ve pişmanlığa sebep olur. Şunu bilelim ki; kulun, Rabb'ının işini bırakıp nefsinin idâresine düşmesi, gaflettir. Kur'ân-ı Kerîm uyanık olmayı, dâima Allah Teâlâ'yı anmayı ve gâfillerden olmamayı öğütler:
"Rabbini, içinden, yalvararak ve O'ndan korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah ve akşam an. Gâfillerden olma!" (el-A'râf, 205)
Gafletten kurtulmanın tek çaresi, Allah Teâlâ'yı gönülden anmaktır. Bu sayede kalb, gafletten uyanır ve iman nuru ile dolar. Allah'ı zikretmekten gâfil olanlara şeytan musallat olur. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Kim Rahmân (olan Allah'ı) zikretmekten gâfil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar, onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar." (ez-Zuhruf, 36-37) Kalbî huzûrun muhâfazası için, gâfil ve fâsıklarla ünsiyetten şiddetle sakınmalıdır. Sâlih insanlardan gönüllere huzûr ve ferahlık aksettiği gibi, gâfil kimselerden de huzursuzluk ve kasvet akseder. Bu bakımdan gönül erbâbı, hallerini muhâfaza için mümkün olduğu kadar gâfillerden uzak durmalı; sâlih, mâneviyatlı kimselerle ülfet etmeli ve onların meclislerinde bulunmalıdır. Gafletin en büyüğü; kulun Rabb'ından ve O'nun emirlerinden gafletidir.
Gaflet uykusu, uykudan daha kötü ve zararlıdır. Zîra uyuyan kimse üzerine kalem işlemez. Mevlânâ der ki: "Gâfiller arasında bulunup onların in'ikâsını almaktansa, uyumak daha evlâdır. Cenâb-ı Hakk Ashâb-ı Kehf'i, fâsıkların arasından ayırarak onların kalblerini gafletten korumuştur." Gecesi uyku, gündüzü gafletle geçen insanın âkıbeti elbette nedâmet ve pişmanlık olur. Şâir ne güzel söyler: "Ey uzun uyku ve derin gaflete dalan insan! Bilmiş ol ki, çok uyku ve gafletin sonu nedâmettir. Geceleyin Azrâîl'in gelip de senin canını almayacağından emîn misin? Azrâîl, nicelerini uykuda yakalamıştır. Kabre girdiğin zaman, iyi veya kötü amellerini hazır bir döşek olarak bulacak ve orada uzun uykuya yatacaksın." Gaflet, Hak ehli için büyük bir felâket sebebi olup mânevî bir hastalıktır. Allah dostları; gâfil kimseleri, kurtarılmayı bekleyen birer hasta olarak telakkî etmişlerdir.
Gâfilâne bir hayat; çocuklukta oyun, gençlikte şehvet, erginlikte gaflet, ihtiyarlıkta elden gidenlere hasret ve binbir türlü çırpınış ve nedâmetten ibârettir. Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri, gafletin büyük bir pişmanlık sebebi olduğunu ne güzel ifâde eder:
"Aç gözün gafletten uyan,
"Nâdim olur nefse uyan,
"Bâtılı kor Hakk'ı duyan,
"Nic'olur hâlin ey gâfil!" (Azîz M. Hüdâyî, Dîvân-ı İlâhiyât, s.457)
Gâfil birinin, gaflette olanları uyarması mümkün değildir. Nitekim Farsça ifâde buyurulan; "Hufterâ hufte, key küned bîdâr?" Yani; "Uyumuş, uyumuşu nasıl olur da uyandırabilir?" sözü, bu gerçeği ne güzel ifâde eder. Heyhât! Uyuyanların, uyuyanlardan alışverişi ne olabilir? Ehl-i gafletin dünyası, çocukların gözlerini bağlayarak oynadıkları "körebe" oyunundan başka nedir? Dünyaya önem vermek ve ona bel bağlayıp îmâr etmek, gaflet ehlinin işidir. Sultân Dördüncü Murâd Hân, gaflet ehlini şöyle uyarır:
"Bu dünya fânîdir sakın aldanma,
"Mağrûr olup tâc ü tahta dayanma,
"Yedi iklim benim deyu güvenme,
"Uyan ey gözlerim gafletten uyan!"
Dönen dünyanın dönek insanlarından olmamak için gaflet uykusundan uyanmak gerekir. Dünya ebedi değil, geçicidir. Dünya sabit de değildir. Dünya döner, biz de döneriz. Bir müddet parıldar, sonra söneriz!
 
Mustafa Çelik 17 Kasım 2005 Vakit
mcelik@vakit.com.tr