Evdeki hesap!

Bir rüzgar esti ve her şey altüst oldu..
Biz, İsra gecesi İsraille Pakistanlı (Müslüman) kardeşleri Ankara'da buluştururken, Amerika'dan kötü haberler geliyordu.. Önce hortum, ardından yağma başlamıştı. 1000'den fazla ölü vardı. Bölgeye yağmacılara karşı silah kullanma yetkisine sahip Irak'tan dönen askerler gönderilmişti. Yağmacılar kendilerini engellemeye çalışanları vuruyordu. Kurtarma ekipleri öncelikle beyazları kurtarıyordu. Çaresiz halk yardım bekliyordu ama o bekledikleri yardım bir türlü gelmiyordu..
Amerikalıların çoğu şimdi yerden ya da gökten gelecek bir felaketin korkusunu yaşıyor olmalılar. Bir rüzgar, su baskını ya da deprem. Kim bilir belki de bir nükleer kaza ya da saldırı.. Bir gök taşının Sodom ve Gomorra gibi bir anda yoketmesi..
habervakti.com'da Irak savaşında işlenen insanlık suçları ile ilgili yeni resimler geldi mail adresime.. Utanç verici, aşağılık şeyler bunlar. Bu zulme uğrayan insanlardan daha acınacak halde o tecavüzcü köpekler.. Onlar, insanlıktan çıkmış hayvan sürüleri olarak hayatı bir kambur gibi omuzlarında taşımaya devam edecekler.. Bu insanlık suçlarının hesabı bir gün onlardan sorulacak..
11 Eylül sonrası oluşan hava, ABD'ye yakınlık ve destek bugün yok.. İnsanlık derin bir hayal kırıklığı ve öfke içinde. Amerika şimdi daha bir yalnız.. Belki de bu felaketin en çarpıcı sonucu bu. Amerikan toplumunun, ABD'de toplumsal barışın, düzenin nasıl kırılgan bir zemin üzerinde yükseldiğini gösteren somut bir gelişme bu..
Birçok Amerikalı böyle bir korkuyu yaşıyor. Kehanet ABD'nin ani bir yokoluşla yokolacağını söyler. Bunun üzerine filmler ve kitaplar var. Özgürlük Anıtı'nın yıkılacağına inanılır.. Newyork'un şiddetli bir depremle yere batacağı yaygın bir kanaat. Las Vegas'ın da mesela.. Bu düşüncenin arkasında dini metinlerde, sapkın kavimlerin helak oluşlarını anlatan bölümler son derece etkili. Bakmayın siz "Deprem ilahi ikazdır" dediği için mahkûm olan gazetecilerin varlığına, o zaman Kur'an-ı Kerim'i de Tevrat'ı da toplatmak gerek. Lut Peygamberin, Salih Peygamberin, Nuh Peygamberin hayat hikayeleri neyi anlatır bize..
Amerikan halkı ani bir darbe ile yokolmaktan korkuyor. Bana göre ABD batmaya başladı ve geri dönüşü olmayan bir yola girdi bile.. Biz şafağın aydınlandığı bir zamanı yaşıyoruz, onların güneşi ise batmak üzere.. Amerikan ekonomisi berbat.. Dünyada dostları kalmadı. Suçluluk psikolojisi içindeler.. Amerika'ya karşı nefret hiçbir zaman bu kadar köklü ve yaygın bir hale gelmedi.. Dolardan kaçış sürüyor. Amerikan Doları artık bir gücün ve zenginliğin sembolü değil..
İsrail'de de bir nükleer kıyamet korkusu yaygın.. Zaten teolojik olarak kitlesel ölümlerin olduğu acı bir akıbet onların da beynini kemiriyor..
ABD ve İsrail'e yakın duranlar, onları yakacak ateşten sakınmalıdırlar.. Bugün hâlâ güçlüler, ama artık hızla batıyorlar. Dostları yok. Elleri kanlı.. Ankara AB yolunda ABD ve İsrail'in desteğini almak uğruna, İsra gecesinde, İsrail'in kanlı elini tutuyor ve başka bir Müslüman ülkenin diplomatları ile tutuşturuyor.. Bana kalırsa değmez.. İsrail İsra'nın ruhuna ihanet etti. Hz. Musa'nın lanetini bir kez daha hakeden bir iş yaptı..
Hani derler ya "gün doğmadan neler doğar". Mikro ölçekte de, makro ölçekte de bu böyle. Beklenmedik gelişmeler, işlerin seyrini tümden değiştirebiliyor.. Geleceği ön görmek, bugün her zamankinden daha zor bir hal aldı.. İstikrar yok artık.. Hiçbir şey stabil değil.. Sadece ekonomi, politika, toplusal hareketler değil, doğa da aktif.. Şu günlerde hem yer küre de, hem de kozmozda, atmosferde son derece radikal gelişmeler yaşanıyor.. Ozon tabasındaki yırtılma had safhada.. İklimler değişiyor.. Canlı ve cansız doğa ilginç bir devinim içinde.. Sanki evren doğum öncesi sancı çeken bir kadın gibi..
İşte tam da böyle bir zamanda, insanlar yeni bir arayış peşinde.
Kimileri Mehdi'yi bekliyor, kimileri Hilafeti yeniden inşa çabasında. Oysa her şey insanların / toplumların liyakati ile ilgili.. İnsanın sahip olduğu her şeyde eksiklik ve yanlışlıklar olur ve sorunlar yaşanız.. Nice Mehdiler çıktı bugüne kadar, nice halifeler geldi, masonunu bile gördük.. Bazı şeylerin varlıkları da yoklukları da dert olabilir.. Bir şeyin olup olmaması kadar, nasıl bir şey olduğu da önemli. Ve tabii hepsinden önemlisi insanların neye layık oldukları?! Asıl önemli olan bu! Birileri gelince biz kurtuluşa ermeyeceğiz. Biz kurtuluşu hakettiğimizde, Allah bize içimizden bir önder çıkaracak!
Her şeyin yeniden yapılandırıldığı bir zamanda yaşıyoruz.. Geç kalmadan ama aceleye de getirmeden bilgi ve hikmetle, merhametimiz gazabımıza aşkın, sevgimiz nefretimize, umutlarımız korkularımıza baskın çıkmadan bu zor yolculuğun üstesinden gelip, menzile ulaşmamız zor.. Uzun soluklu, dik başlılık etmeden başı dik, kendini anlatma çabasından çok karşındakini anlamaya çalışarak bu işi başarabiliriz.. Hemen cezalandırmak değil, affedici olmak da önemli.. Allah encamımızı hayreyleye.
Selâm ve dua ile.
 
Abdurrahman Dilipak 4 Eylül 2005 Vakit
adilipak@vakit.com.tr