|

|
Eşkıyalık sistemi
11 Eylül terörist saldırılarından sonra dünyaya biçim
vermek için yola çıkan, önce Afganistan’ı, sonra Irak’ı teknolojik
gücüyle işgal eden küresel eşkıya Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi
çerçevesinde sergilediği orta oyununda bugünlerde "Diktatör
yargılanıyor" sahnesini izlemekteyiz. Ortadoğu’nun en büyük teröristi
İsrail’e güvenlik şemsiyesi oluşturmak ve Büyük Ortadoğu Projesini
gerçekleştirmek için Irak’ı işgal etmeyi kafaya koyan Amerika’nın yola
çıkarken insanların zihinlerine yerleştirmeye çalıştığı argüman şuydu:
"Irak’ta kimyasal silah üretilmektedir… Irak’ın başında bölge için
tehlikeli olan bir diktatör vardır… Bu diktatör tasfiye edilecek ve Irak
topraklarına demokrasi götürülecektir"
Amerika’nın iddia ettiği gibi Irak’ın başında bir diktatör olduğu
doğruydu… Irak’ın Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, bölgenin en güçlü
diktatörlerinden biriydi… Fakat, Saddam Hüseyin yönetimini besleyen,
büyüten, koruyup kollayan, saltanatını güçlendiren, verdiği açık
destekle bu diktatörlüğün bölge ülkeleri üzerinde tahakküm kurmasına yol
açan irade Amerika Birleşik Devletleri’nden başkası değildi. Saddam’ı
silahlandıran, cesaretlendiren ve 1991 yılında Körfez Savaşı’na yol açan
Kuveyt İşgali için kulağına kar suyu kaçıran da ABD’ydi…
Dünyaya menfaatleri doğrultusunda nizamat vermek için şeytana külahını
ters giydirecek stratejiler üreten küresel eşkıya Amerika, aslında
Körfez Savaşı’nda Saddam Hüseyin’in ipini çekebilirdi. Ama çekmedi…
Büyük Ortadoğu Projesi, hatta Büyük İsrail Projesi için uygun zaman
kollandı… 11 Eylül terörist saldırılarından sonra gelişen süreç,
Saddam’ın da devrilmesi için sahneye konulan bir oyunun parçası oldu.
Saddam Hüseyin, ülkesini yönetecek iradeyi "korkuyla perçinlemiş", bölge
ülkelerinin kendisinden ürktüğü adam… Amerika ve İngiltere için Ortadoğu
bölgesinde savaşlar çıkarmış, en yakın komşusu İran’la senelerce
didişmiş bir diktatör… Küresel eşkıya Amerika’nın menfaat projeksiyonu
çerçevesinde gerçekleştirilen işgal ile Saddam’ın güce dayalı saltanatı
yıkıldı… Günlerce işgal güçlerinden kaçmayı başardı… Fakat, bir hainin
ihbarıyla yakalandı… Aylardır Irak’ta bir hapishanede tutuluyor… Önceki
günlerde kimin tarafından kurulduğu belli olmayan bir mahkemeye
çıkarıldı… Televizyon kanalları, medya organları Saddam’ın
yargılanmasına geniş yer ayırdılar… Fakat, Amerika’nın planlarını ve
stratejilerini insanların zihinlerine yerleştirmekten başka bir işlevi
olmayan medya organları, davanın sadece magazinel boyutunu ekranlarına
taşıdılar… Saddam’ın kızgınlığını, mahkemeyi tanımadığı yönündeki
çıkışlarını vererek bu önemli olayı geçiştirmeye kalkıştılar.
Öncelikle şunu sormamız gerekiyor… Saddam’ı yargılayan irade kimdir?
Uluslarararası nitelikte olması gereken bu dava böyle uyduruk bir
zeminde nasıl görülebilir? Soykırımla, katliamla, insanlık suçu
işlemekle, kitle imha silahı kullanmakla suçlanan bir diktatör böyle mi
yargılanır? Saddam’a Kuveyt’i işgal ettiği suçlaması yapılıyor, peki
Amerika ve yandaşlarının Afganistan, Irak işgallerinde suçlu ülkeler
yargılanacak mı? Halepçe’de kitle imha silahı kullanan Saddam’a, bu
silahları satanlar hangi Amerikalı şirketlerdir?
Diktatör Saddam yargılanıyor… Peki, eşkıya Amerika ve yandaşları
yargılanmayacak mı?
Eşkıya dünyaya hükümdar mı olacak?
Nedim Odabaş 23.10.2005 Milli Gazete |