Erbab-ı Hükümet'e

Bugünün politikasında yaşıyoruz. İdare edenlerimiz de dost bildiklerimiz. Dostu gül yaralar dendiği için yaralamak istiyoruz. Bıtırak tarlasından kurtulup güllerinde olduğunu hatırlasınlar istiyoruz. Bu vesile ile birkaç kelam edelim istiyoruz.
Ey Erbab-ı Hükümet!
Cumhuriyet tarihinde hiçbir iktidar yani hükümet sizin gibi şanslı olmadı. Bilinçli ve tercihli başa gelmedi. Çoğunluk elde etmedi. Sizin şansınız ya da milletin tercihidir. Millet de size bir misyon yükledi, iktidar bekledi, şimdi verilen sözlerde durmanızı bekliyor. İşlerin tıkır tıkır işlemesini, hükümetle milletin birleşiminden doğan gücü görmek istedi. Ya siz!
İş yaparken de, meydanda kükrerken bir şeyden korkar, şunu yapsam müsaade eder misiniz, der gibisiniz? İktidarda mı, muhalefette misiniz belli değil? CHP ortağınız, derinler amiriniz ise çoğunluğa ne oldu? Hükümet siz iseniz sözleriniz nerede?
Ey Erbab-ı Hükümet!
İktidara gelirken çektiğiniz çileyi, temsil ettiğiniz misyonları unutmayınız. Maksat milletvekili, bakan olmak ise oldunuz. Ama, hocanın sözünü hatırdan çıkarmayın. O da "sonunuz ne olacak" sorusuna verdiği cevap HİÇ!..
Tarih yazacak, siz yazılacaksınız. Rab yazdıracak. Hesaplar bir gün önünüze gelecek. Geliş gayenizle elde edilen hasılalar elenecek. O zaman geri dönüş yoktur. Ama efendim!.. yoktur.
Ey Erbab-ı Hükümet!
Siz diğerlerinden farklı iki cezaya çarpılacaksınız;
Birincisi: Eldeki imkânları kullanamadığınız. Hoşgörüyü perdelediniz. İradeyi yarınlara teslim ettiniz. Baştan ele almayıp işi karıştırdınız. Millete de kendinize de faydalı olamadığınız için;
İkincisi: Yaşamınız müddetince hayal ettiğinizden fazlası verildi. Siz verenin emrinde değil de pay alanın gücünü tercih ettiniz. Hizmet ise neden yapmadınız? Değilse neden talip oldunuz da kullandınız?
Ey, Erbab-ı Hükümet;
Bütün hareketler riski de yanında taşır. Risksiz bir hareket yoktur. Dikensiz gül bahçesi olur mu? Milleti yönetmeye talip oldunuz millet de size vazife verdi. Buyurun bizi idare ediniz dedi. Siz gittiniz, olmamışları hayal ettiniz. Kendinize düşman tayin ettiniz. Derin devletin hesabına takıldınız. Balans ayarından korktunuz. Sizin korkak olduğunuzu hissettikçe de... Korkacaktınız neden geldiniz? Korkmadınızsa neden yapmıyorsunuz?
Bunun için mi AB'ye sarılıyorsunuz? Bu tedirginlikle mi millete hürriyet vaad ediyorsunuz?
Kendi ailesine hürriyetini veremeyenin halkına verebileceği hürriyet mi var?
Ağlama duvarına dönmüş hükümet, milletin gözyaşını silebilir mi?
Kan tutan insanlar, başkalarına hasta bakıcılık yapabilir mi?
Ey Erbab-ı Hükümet;
Yalancı pehlivan gibi meydanlarda nara atsanız da milletten korkuyor, derinden çekiniyorsunuz. Milletten korkmayın. Çekindiğiniz birileri varsa halka arz edin. Meselelerinizi seçmeninizle paylaşın. Daraldığınız noktada referanduma gidin.
Ey Erbab-ı Hükümet;
Meselesi dünya olan sistemlerde ahiret hesabı sorulmaz. Ama, hükümet erbabından sorulur. Hesabınız bana değil de millet ise, Hak ise biraz cesur olup referanduma gidiniz.
Bu millet, vatan, millet, sakarya türküsünü çok duydu. Liberalizm, kapitalizm ve sosyalizm edebiyatı ile büyüdü. Şimdi dinine hürriyet istiyor. Yapamazsanız, yapamayacaksanız oyalayıp savsaklamayın. Ya verin ya da millete gidin. Referandum.
Bari bu kadarını yapın.
 
Duran Kömürcü
dkomurcu@vakit.com.tr