Emniyet imandan gelir

Bir zamanların uyuşturucu satıcısı, hırsızların baş tutucusu, kadın taciri ve her türlü kirli işleri yapan, Amerikan senatörlerinin kanunsuz işlerini takip eden, zenci Malkolm x, hapishanede iken İslâm’la tanıştıktan ve Malik el Şahbaz adını aldıktan sonra bütün bu kötülüklerden uzaklaştığını ve Amerika’nın en medeni insanı haline geldiğini Amerikalılar biliyor.
Ana caddelerin arka sokaklarında hergün her çeşit kötülüğü yapan zenci veya beyazların Müslüman olduktan sonra bu tür pisliklerden uzak durduğunu da biliyorlar.
2003 yılında Fransa emniyetinin yaptığı bir araştırmada son on yıl içinde polisiye olaylarına karışan milletler arasında Türkiyeli Müslümanların, Fransızların da gerisinde ve en sonda olduğunu Fransız halkı öğrenmiş durumda.
Bir emniyet amirine “Günler içinde hangi günlerde, aylar içinde hangi aylarda suç oranı düşer veya yükselir” diye sormuştum.
Emniyet amiri “Bir istatistik olduğunu bilmiyorum. Ancak kendi gözlemimle cevap vereyim ki, bu gözlemimi bütün meslektaşlarım paylaşırlar. Hafta içinde en az suç Cuma günü işlenir, en fazla Cumartesi ve Pazar günleri işlenir. Aylar içinde en az suç Ramazan ayında işlenir” diye cevap vermişti.
Değerli hocalarımızdan birinin gayretleriyle köprü altından kurtulan bir Roman delikanlısı, işsiz güçsüz olduğunu söyleyince o değerli hocamız onu yanına alır ve şoförlük teklif eder.
Hoca efendi, konferansları için İstanbul dışına çıktığında onun şoförlüğünü yapmaya başlar. Birkaç ay devam edince hocanın konuştuklarını dinleye dinleye ezberler.
Neredeyse hocayı tanımayan toplantılarda hocanın yerine konuşacak hale gelir.
Konferans için gittikleri il ve ilçelerde bu Roman delikanlısı, hocasından izin alarak bir ara kaybolur. Sonradan öğrenildiğine göre doğru Emniyet amirliğine veya Emniyet Müdürlüğüne gidermiş, Amir veya Müdür beyi bulur ona kendisini tanıtır, suç kaydına bakmasını istermiş.
Müdür bey, onun suç dosyasının kabarık olduğunu söylediğinde “İyi dikkat edersen o suçlar, iki yıl öncesine ait, iki yıldır bir tek suçum yok. Çünkü ben İslâm’ı öğrenmeye ve yaşamaya başladım” der.
Sevgili peygamberimiz Adiy b. Hatem’e: “Eğer ömrün uzun olursa ( Kûfe yakınındaki) Hîre’den bir kadının deve üzerinde gelip Ka’be’yi ziyaret edeceği günleri  göreceksin. O kadın ( yolculuğu esnasında) Allah’dan başka hiçbir kimseden korkmayacaktır.” Der. (Buhari , menakip hadis no: 3365)
Bu hadisi sevgili peygamberimiz, Adiy b. Hatem’e söylemiş. Adiy b. Hatem: “İran’ın fethinden sonra bir kadın, Allah’tan başka kimseden korkmadan Hîre’den Ka’be’ye  geldiğini gördüm” diyor.
1400 sene önce  Kûfe’den  Ka’be’ye bir kadın, hiçbir insandan korkmadan yolculuk yapabilirken bugünlerde Amerika’nın denetimi altında Kûfe valisi yol emniyeti olmadığı için hacca gidememekte. 
Aradan 1400 yıl geçmiş. Çağdaş dünyamızda  üç aylık yollar üç saate inmiş. Teknoloji ilerlemiş ama insanlar  teknolojide ilerlediği oranda Medeniyetten vahşete doğru gerilemiş.
Ateist bir eğitimden geçen yeni nesil imanın emniyetini kaybedince güvenlik sektörü devreye giriyor ve trilyonluk  bir pazar oluşuyor.
Peki Amerika çok mu emniyette? Amerika’yı korumakla görevli Pentagon bombalandı.
İmansız eğitimi körükleyenler inkar ateşinin kıvılcımlarından  kendileri de  alev alıp yanarlar.
Güvenlik: çocuğun anne veya babasının kucağında iken duyduğu mutluluğu, vatanın bağrında  gezerken duymaktır.
Yoksa her türlü yırtıcı kuş tehlikesinden koruyoruz diye çelik kafesler içinde bülbülün kafese konduğu gibi  insanlarında güvenlik cenderesi altında korumaya almak güvenlik değildir.
İslâm kelimesini duyunca tepesi atanlar, kanı beynine sıçrayanlar, gözü dönenler, küplere binenler, zıvanadan çıkanlar, burnunun yeliyle harman savurur gibi insan cesetlerini savuranlar, kana susayanlar güvenlik adı altında, topluma beladan başka bir şey getiremezler.

Mahmut Toptaş 25 Temmuz 2005 Milli Gazete