Düşmana evinde saldırmak!

Adam öldürenin adı "katil" oluyor. Londra'daki bombalamalardan sonra Bush da aynı kelimeyi kullanmış. "Bu katillere karşı hücumda kalarak kendimizi savunacağız. Denizaşırı bulundukları yerlerde onları bulacağız ki, evimizde değil orada onlarla savaşalım" (AA, 22 Temmuz 05) demiş.
Sicili binlerce toplu cinayetle dolu ABD'nin şu kelimeyi kullanması doğrusu tuhaf kaçıyor. Ma'lûmu i'lâm etmeyerek, "evimizde değil, orada (yani onların evinde) onlarla savaşalım" sözüne bakalım. İşte şu söz, harb san'atı yönüyle doğrudur. Siz düşmanı kendi evinizde karşılamaya kalkarsanız, kendi elinizle kendi evinizi harâb etmiş olursunuz. Akıllı kişi veya devlet, elbette düşmanın evinde düşmanı vurmaya gider.
Hz. Ali (kv)'nin şu sözünü Müslümanlar rehber tutacakken, Haçlı sürülerinin modern çobanı Bush sâhib çıkmış: "Hangi millet, onların evlerine saldırmak suretiyle tecavüz edilirse, o millet daima rezil ve zelil olur." (Vakit, 24 Ocak 05)
Dört Halife, Emevîler, Abbâsîler, Selçukîler ve Osmanîler yükselme devirlerinde hep öyle yaptılar. Düşmanın toprağına aktılar, onları rezil ve zelil ettiler. Yaklaşık üç yüz senedir ise devran tersine döndü. Şimdi Piyer L'ermit'in torunları bizim topraklarımıza akıyor; bizi rezil ve zelil ediyorlar. Allah aşkına, İslâm coğrafyasında gerçekten müstakil bir karış toprak kalmış mı? Toptan esaret altına düşmemiş miyiz?
Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de, Somali'de, Çeçenistan'da, Keşmir'de, Doğu Türkistan'da habire vuran kâfir orduları, "düşmanı evinde vurma" taktiğini tatbik etmiyorlar mı? Afrika ve Asya'da 22 devleti hizaya sokacağını söyleyen Bush, bu taktiği devam ettireceğini söylemiş olmuyor mu?
Eğer siz de bu kefere ordularını İslâm coğrafyasından rezil ve zelil bir şekilde atmak istiyorsanız, aynı yolu ta'kib etmekten başka çareniz yoktur. Amerika'yı yeniden keşfe çıkanlar, sadece emek ve zaman kaybına sebep olurlar.
Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Mehdî (as)'ın ordu kumandanlarından "askerî dehâ" olarak bahsediyor. "Doğu tarafından gelen ve dehâ sahipleri oldukları halde, kıyafetlerine insanların taaccüb ettikleri kimselerin zuhûr ettiğini işittiğinizde, işte o zaman muhakkak kıyametin gölgesi üzerinize düşmüştür" (Nuaym bin Hammâd, Kitabü'l-Fiten, s.121) mealindeki hadis-i şerife göre o haber verilen "dehâ sahipleri", ABD ve şürekâsını "rezil ve zelil" etmenin tek geçerli yolunun onları "evlerinde vurmak" olduğunu elbette biliyorlardır.
Mes'eleye bu cihetten bakılırsa, "New York, Madrid, Londra" bombalamalarını ve daha arkası geleceği anlaşılan devamlarını; dünyanın en gelişmiş tahrib silahlarını hem de Müslümanların evinde acımadan kullanan, üstelik silah gücü cihetiyle mukayese kabul etmeyen zalim düşmanı "kendi evinde vurma" ma'nâsında ciddi bir harb taktiği olarak görmek mümkün olmaz mı?
Bush, düşmanı denizaşırı kendi evinde vurmaktan söz edince harb san'atını bilmiş oluyor da; bilcümle Bush'ları İslâm coğrafyasından söküp atmaya kararlı gözüken İslâm mücahidleri aynı taktiği kullanınca adları "katil" mi oluyor? Biz de düşmanın bu beyin yıkama oltasındaki yemi yutacak mıyız?
Adana Feke'den kıymetli okuyucumuz Yusuf Erallı büyüğümüz, bu hadiseler üzerine yüce kitabımızın Rûm sûresinden 47. ayeti hatırlattı. Rabbimiz buyuruyor ki:
"Celâlim hakkı için, senden önce de nice peygamberleri kavimlerine gönderdik de, onlara mu'cizeler getirdiler. (Bir kısmı iman etti, bir kısmı iman etmedi). Bunun üzerine günah işleyenlerden intikam aldık. Mü'minlere yardım etmek ise, üzerimize hak oldu." (Kur'an-ı Kerim ve Muhtasar Meâli, s.408)
Mü'minler şuurlu hareket eder, en az düşmanları kadar harb san'atını bilir ve onları "rezil ve zelil etme" şeklinde tatbik ederlerse; elbette Allah da onlara yardım hakkını kullanacak, zalim kâfirlerden de intikamını alacaktır inşaallah. Bu şarkı burada biter mi sanıyorsunuz?
 
Mustafa Kaplan 26 Temmuz 2005 Vakit
mkaplan@vakit.com.tr