|
Biz yapsaydık, kıyametleri koparırlardı!
Meşhur Rus "fabl" ustası İvan Krilov'un bir hikâyesini okumuştum bir yerlerde... Bir "kurt" ile "çoban"ın ve sürüye bekçilik eden "çoban köpekleri"nin durumunu anlatıyordu... Aklımda kaldığı kadarıyla şöyleydi: Gizlendiği bir delikten "ağıl"a bakan kurt, "çoban"ın; koyunlardan en iyisini keserek "etini parçalara ayırdığını" görür ve bu manzarayı "ağzının suyu aka aka" izler!.. Sonra, çobanın az ötesindeki "çoban köpekleri" ilişir gözüne!.. Çoban köpekleri, "postu yüzülen koyun"a son derece "kayıtsız"dır ve hatta "güneşlenmekle" meşguldür!.. Bunu gören kurt, şöyle der; "Eğer çobanın yaptığını ben yapmış olsaydım, ne biçim gürültü koparırdınız!" ............... Bu, bir "fabl" olsa da, gerçeğin ta kendisi değil midir?.. Gerçek hayatta da; Köpekler; "koyunun canı"nı değil, "sahibinin çıkarlarını korumak" için var değil midir?.. Elbette öyledir; "Kurdun koyunu parçalayacak" olması, aslında köpeğin umurunda bile değildir!.. Gelin, görün ki; "Koyun" giderse, kendisi de kapı dışarı atılacaktır!.. Dolayısıyla; Koyunu korurken, aynı zamanda "sahibinin çıkarı"nı ve elbette "kendi konumu"nu korumaktadır!.. İşte bu yüzden; kurdun, "koyunun çoban tarafından parçalanması"nı umursamaz bir şekilde izleyen "çoban köpekleri" için sarfettiği; "Eğer çobanın yaptığını ben yapmış olsaydım, ne biçim gürültü koparırdınız!" demesi, doğru ve yerinde bir teşhistir!.. Öyle ya; Nihayetinde, "parçalanan" koyundur!.. Normal şartlarda, "köpek"lerin buna da müdahale etmesi gerekir!.. Oysa, "koyunları parçalayacak" diye kurtlara saldıran köpekler; aynı koyunu "çoban" parçalayınca, oralı bile olmamaktadır!.. Uzun lâfın kısası; Köpeklerin asıl görevi, "koyunun canı"nı değil, "sahibinin çıkarları"nı korumaktır!.. Gerçek hayatta olduğu gibi!.. ÖZBEKİSTAN'DA NİÇİN DEVRİM YAPILAMADI? Sorarım size; Adına "kadife devrim" denilen ve "Amerikalı Yahudi para sihirbazı George Soros" tarafından gerçekleştirildiğini "sağır sultan"ların bile duyduğu Kafkaslar'daki "halk devrimleri"nin Özbekistan ayağı niçin başarılı olamamıştır?.. Ne yani; Özbekistan diktatörü Kerimov, diğer "zalim"lerden daha mı az zalimdir?.. Ya da; Aynı Kerimov, diğer "despot"lardan çok daha mı "güçlü"dür?.. Elbette değil!.. O halde niye devrilemedi?.. Devrilemedi, çünkü; Özbekistan'daki "gerçek halk hareketi" dünya medyasından destek göremedi!.. Diğer "kadife kılıflı Soros devrimleri"ni an be an izleyen dünya medyası, "Özbekistan'daki halk ayaklanması"nı adeta görmezden geldi!.. Öyle görmezden geldiler ki; Bir "vampir" gibi "Müslüman kanı" içen Kerimov'un 1000 civarında insanı katletmesi bile yeterince duyurulmadı dünyaya!.. Peki, bunun sebebi ne?.. Sebebi, biraz önceki "fabl"da... Kurt, "köpek"lere demiş ya; "Eğer çobanın yaptığını ben yapmış olsaydım, ne biçim gürültü koparırdınız!" Eğer "Kerimov diktası"nı yıkmaya çalışan insanlar "Saros güdümünde" olsalardı, ya da "Yahudi sempatizanı birisi"ni başlarına geçirmeyi kabul etmiş olsalardı, görürdünüz "medyanın gürültüsü"nü!.. Ne var ki; Özbekistan'daki "halk ayaklanması"nın birinci hedefi "Kerimov despotizmi"ne son vermek, ikincisi de "İslâmî bir yönetim" oluşturmaktı!.. Hâl böyle olunca; "Saldır Co"lar, hemen kenara çekilip, "güneşlenmeye" başladılar!.. Çünkü; Zulme uğrayan, can derdine düşen, zindanlara tıkılan, derileri yüzülen insanlar, "Müslüman"lardı!.. Onları "katleden" ise, nihayetinde "kendi çobanları" olan Kerimov'du!.. Dolayısıyla, "fabl"daki çoban köpeklerinin yaptığını yaptılar!.. "Katledilen Müslümanlar"a karşı son derece duyarsız ve kayıtsız kalarak, bir kenarda "güneşlenmeyi" tercih ettiler!.. Hâlâ da güneşleniyorlar!.. Öyle ya, nasıl olsa; Parçalayan, çoban!.. Parçalanan ise Müslüman!.. Hele söyleyin; Katliama maruz kalanlar "Müslüman" değil de, "Hıristiyan" olsaydı; "dünya medyası" böylesine kayıtsız kalır mıydı?.. "Kurt"un dediği gibi; Ne biçim "gürültü" koparırlardı!.. Kerimov'un "çan"ına ot tıkarlardı!.. SANKİ EBU GUREYB! Hiç kimse kusura bakmasın, aynı "fabl" örneğini, "Türkiye medyası"nın bir kısmı için de kullanmak istiyorum!.. Şu hâle bakın: Kemal Alemdaroğlu-Nur Serter ikilisi tarafından kurdurulup, Prof. Türkan Saylan'ın da "taşeronluk" görevi üstlendiği Avcılar Kampusu'ndaki "başörtülü öğrencileri ikna odaları"nın bir benzeri "Kanal D stüdyoları"nda kurulmuş da, bir-iki cılız sesten başka, hiç kimseden çıt yok!.. Şu hâle bakın; "İşgal altındaki Irak"taki Ebu Gureyb cezaevindeki sahnelerin bir benzeri "televizyon ekranları"nda yaşanıyormuş da, yeni yeni haberimiz oluyor!.. "İşgalci Amerikan askerleri" de böyle yapıyordu "Ebu Gureyb zindanları"ndaki Müslümanlara!.. "Soyunun" diyorlardı, "çırılçıplak" soyunun!.. "Onur"larını çiğniyorlardı!.. "Aşağılıyor"lardı!.. Hatta ve hatta; "Taciz" ve "tecavüz" ediyorlardı!.. Hâlâ da ediyorlar!.. Nereden bilebilirdim ki; "Ebu Gureyb zihniyeti" İstanbul'a gelmiş ve aynı tavırlar, bu defa "yerli işgalciler" tarafından sergileniyor!.. İzlemediğim için, bilmiyordum, daha önceki gün öğrendim... Meğer; Eşiyle problem yaşayan Birgül Işık adlı bir kadın; hem "yaşadıklarını" anlatmak, hem de "mağduriyetine çözüm" bulabilmek ümidiyle İstanbul'a gelmiş... Yasemin Bozkurt'un sunduğu "Kadının Sesi" programına çıkmak istemiş!.. Ve fakat; Çıkartmamışlar!.. Çünkü, Birgül Işık'ın başında "başörtüsü" varmış!.. Aynen "işgalci ABD askerleri"nin, ellerinde tuttukları "Ebu Gureyb tutsakları"na dediği gibi, "Yasemin Bozkurt'un ekibi" de, Birgül Işık'a, "çıkart" demiş, "Başındaki örtüyü çıkart!.. Yoksa, bu hâlinle ekrana çıkarmayız!" Kadın, başını açmamak için "3 gün süreyle" direnmiş!.. Ne var ki; "Elazığ'a dönemeyeceği, İstanbul'da da kalacak yeri olmadığı" için, kendisine dayatılan "ekrana çıkma şartı"nı kabule, sonunda "ikna" edilmiş!.. Haa, sahi; Sadece "başını açtırmakla" kalmamışlar, "makyaj" da yapmışlar köylü kadının yüzüne!.. Ancak böyle anlatabilmiş derdini!.. BU BİR "VAHŞET"TİR! Sonra?.. Sonra ne "çözüm" bulan olmuş, ne elinden tutan!.. "4 çocuğuyla birlikte" yeniden 3 gündür kaldığı Beşiktaş Karakolu'na sığınmış!.. Onlar da, bir otobüs ayarlayıp, göndermişler Elazığ'a!.. Elazığ'a gelince de, onu bekleyen üvey oğlu, "bizi herkese rezil ettin" diyerek, basmış tetiğe!.. Birgül Işık, şu anda komada!.. 5 kurşundan 2'si hâlâ vücudunda!.. Olay, bazı gazeteler tarafından "Yasemin Bozkurt gitti, geride dram kaldı" şeklinde sunuldu!.. Ne dramı?!? Burada, resmen ve alenen bir "vahşet" var!.. Evet; bir kadının "ikna odası"na sokulup, orada "kimliğinden soyundurulması" gibi bir vahşet!.. Ama, olayın bu tarafını hiç gündeme getirmiyor "medyatör" beyefendiler!.. Birgül Işık'ın, sırf "başı açık ve makyajlı" olarak ekrana çıktığı için "vurulduğunu" özellikle gözlerden kaçırıyorlar!.. Oysa; olayı ta başından beri yaşayan Birgül Işık'ın kızı Bircan, gayet net konuşuyor; "Eğer annemin başı zorla açtırılıp da ekrana çıkarılmasaydı, abim onu vurmazdı!" Dedim ya; "Olayın bu yönü"nü hiç gündeme getirmiyorlar!.. Nasıl bir "zorbalık" yaptıklarından, nasıl bir "ikna yöntemi"(!) uyguladıklarından hiç bahis yok!.. Sanki, sıradan bir olay!.. BİZDEN BİRİ YAPSAYDI! Düşünüyorum da; Meselâ "İslâmî hassasiyeti" olan bir televizyon kanalı olsa ve "başı açık" bir kadın kendilerine gelip, "problemlerimi anlatmak istiyorum" dese, onlar da; "Olmaz!.. Başını kapat, öyle gel" dese, sonra da böyle bir "kurşunlama" olayı yaşansa, acep neler olurdu?.. Manşetleri görür gibiyim; "Yobaz dehşeti!.. İrtica kan döktü!.. Çağdaş kadına, gerici infaz!.. Gözlerini kan bürüdü!" Yazarlardı da, yazarlardı!.. Bununla da yetinmez, "pehlivan tefrikası"na döndürüp, günlerce söverlerdi "Müslüman"lara!.. Gelin görün ki; Saldırıya uğrayan "başörtülü" bir kadın... "Tetiği çeken" onun üvey oğlu... "Saldırıya zemin hazırlayan" da "Çağdaş!.. Laikçi!.. En bî Atatürkçü" Kanal D yönetimi veya Yasemin Bozkurt'un bizzat kendisi olunca, beyefendilerden "çıt" çıkmıyor!.. Ortada, "parçalanan bir aile" var, ama onlar "güneşlenmekle" meşguller!.. İşte bu yüzden derim ki, hikâyedeki "kurt" haklıdır!.. Vurulan kadın "başı açık" olsaydı, Özbekistan'da da "Soros güdümlü ayaklanma" yaşansaydı, "ne biçim gürültü koparırlardı" değil mi?!? Hem "Özbekistan" için, Hem de "İstanbul" için!.. Bilmem, anlatabildim mi?..
Hasan Karakaya 21 Mayıs 2005 Vakit
hkarakaya@vakit.com.tr |