Bir leş Firavunlar'dan...

Asrımızda zulüm altın çağını yaşıyor. Firavun kıt'alar dolaşıyor. Ebû Cehil ölmedi İslam topraklarında iş başında çalışıyor. Bu nedenle içinde yaşadığımız bu zamanda İslam dini kendi kahramanlarını arıyor. Çünkü günümüz dünyasının her yerinde İslam dinine karşı açılmış bir savaş, müslümanca bir hayat yaşamak isteyen İslam ümmetinin evlatlarının gözlerinde yaş ve hasretle beklenen ise kahraman bir baştır.
Dünya hak ile batılın, doğru ile yanlışın, zulüm ile adaletin mücadele meydanıdır. Bu dünyada bir leş firavunlardan, bir taş kalır kahramanlardan!
"Biz de Müslümanlardanız" dedikleri halde, İslam topraklarında Müslüman kahramanların taşlarıyla öldürülen müstevlilerin necis leşlerine saygı duruşunda bulunanlara veylolsun. İslam ümmetinin mü'min bir ferdi olarak televizyon ekranlarında Irak İslam toprağında şeytan Amerika, katil İngiltere ve yandaşlarının leşlerini, Filistin İslam toprağında katil siyonistlerin leşlerini, Çeçenistan İslam toprağında vahşi Rusların leşlerini seyrettikçe dualarım bollaşıyor. Çağdaş firavunların Musa'sız kalmadıklarına şahid olduğum için rahatlıyorum. Yoksa dini, ırkı, kavmi ne olursa olsun, masum insanların kanı akıtılmaz ve insana sevinç getirmez.
İslam dini müsaade etmediği için hiçbir Müslüman masum insanların kanını akıtmaz. Masum insanların kanını akıtanlara destekte bulunmaz. Ancak firavunlara taş atan kahramanları desteklemekten de geri durmaz. Ve Enbiya varisi öncülerin rehberliğinde firavunları taşlamaktan usanmaz. Allahû Teâla buyuruyor:
"Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Rabbanîler çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever." (Âli İmran Suresi/ 146)
"Onların sözleri ancak: "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı diret, Kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!" demekten ibaretti." (Âli İmran Suresi/ 147)
"Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah güzel davrananları sever." (Âli İmran Suresi/148)
Firavunları taşlamak, Allahû Teâla tarafından gönderilmiş enbiya'nın verdiği mücadelenin özünde vardır. Bir insan, Allahû Teâla tarafından gönderilmiş olan Peygamberlerin mücadele şuurunu anlasa ve hayat ölçüsü yapsa, insanların inanç ve amel dünyalarını ipotek altında bulunduran firavunlara karşı mücadelesiz gün geçirmez.
Dönemi içinde her Firavun'un karşısında bir Musa bulunur. Çünkü sünnetullah gereği "Her Firavun için bir Musa vardır." Bir asrın Firavunları Musa'sız kalmışlarsa, o asrın kıyameti kopmuş demektir. Bakınız selefi salihin; "Yiğitleri olmayan dinin vay haline" (Miftahü Dari's Saadet/İbn-i Kayyim el- Cevziyye, 1/302) buyurmaktadırlar.
Dini belirgin kılan, gündemde hissettiren, şumülünü genişleten bu yiğitlerdir. Bu sözü söyleyen kişinin gözünün önünde fer'i meseleleri kılı kırk yararcasına inceleyen fakihler, bölük bölük zahidler vardı. Fakat bunlar onun gözünü doldurmaya yetmiyordu. O, başka kimseleri istiyordu. Fıkıh ve zühd vasıfları olmakla beraber, daha uzak bir aşamaya uzanan, derdi halkın hidayeti, Allah'ın hükmünün infazı ve insanları kendi hevâ ve hevesleri ile yönetenlere karşı çıkmak olan birilerini istiyordu. Bu aşamaya da ruhunda "yiğitlik/kahramanlık" olanlar ulaşabilir. Böyle büyük işlere güç yetiren, aşama katletmiş kahramanlar da küçük işlerle uğraşmaz. Birgün âlimin birine birkaç kişi gelip "küçük bir meselemiz var" deyince Âlim:
"Öyleyse onun için küçük bir adam arayın" cevabını vermişti. (Seydü'l hatir/İbnü'l Cevzi, Sh: 251)
Küçük adamlar, kendi kendilerini kolay olanı yapmakla doyururlar. Büyük adama gelince; onun anlayışı yüksektir. O, kendini büyük işlere adamıştır. İslam'a hizmet davası, kahraman adamların işidir. Davadan korkanlar, onun sonuçlarına katlanmayanlar, ancak küçük insanlardır. (İhya-u Fıkhu'd Dave/Muhammed Ahmed er- Raşid, 1/206, Beyrut/1989)

17/08/2005 Vakit

Mustafa Çelik 
mcelik@vakit.com.tr