Aşağıdaki sözler Bakan Bey'e ait

Önceki yazımızda, bir Sayın Bakan'ın bazı cümlelerini, "İnsanın kanını donduracak sözler" diyerek ve kaynak göstererek aktarmıştım. Aynı Bakan'ın daha başka öyle sözleri var ki, onları nasıl vasıflandıracağımı bilemedim. Çünkü, "İnsanın kanını donduruyor" demek de hafif kalıyor.
En iyisi o sözleri aktarıp değerlendirmeyi okuyuculara bırakmak...
Değerli okuyucular, başka dinden insanlarla konuşmak İslâm'da yasak değil. Nitekim biz de toplantı ve konferanslarda gayrimüslimlerle konuşuyoruz. Bu konuşmalar diğer konularda olduğu gibi dinî de olabiliyor. Tarihte de böyle konuşmalar olmuş, karşı dinden insanlara İslâm anlatılmış ve onlardan Müslüman olanlar olmuş. Böyle toplantılar zamanımızda da olsa ne kadar iyi olur!..
Eğer, "Var ya; diyalog toplantıları oluyor ya!.." diyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü, o toplantılarda İslâm'ı anlatma imkânımız yok. Zira, diyalog Hıristiyanlarla yapılıyor ve papazlara göre, "Diyalog, misyonerlikten başka bir şey değildir". Bunun dışına çıkamazsınız. Belgesini, papaz ağzından okumak isteyenler için, (DİB II. Din Şûrâsı Tebliğ ve Müzakereleri, c. 2, s. 322)
Bu toplantıların ne şartlarla yapıldığını bilmeyen bazı kardeşlerimiz şöyle diyorlar: "Madem onlar bu toplantıları misyonerlik olarak görüyorlar; biz de onlara kendi dinimizi anlatırız."
Anlatamazsınız! Çünkü, bu toplantılarda İslâm'ı anlatmak yok! Çünkü salahiyetli Sayın Bakan bu toplantıların gayesini şöyle anlatıyor: "İslâmiyet'i anlatmak değil, Hıristiyanlığı öğrenmek."
Belki şöyle diyeceksiniz: "Canım, Bakan Bey öyle söyledi diye ben Hıristiyanlara dinimi anlatmayacak mıyım? Çıkar anlatırım."
Anlatamazsınız! Çünkü, milletvekili olmadan önce, bu toplantıları yöneten de, oturum başkanlığı yapan da hep Bakan Bey'di... Bu toplantıların şartları değişmiş değil ki; nasıl anlatacaksınız!
Tabii ki şöyle diyeceksiniz: "Yahu kardeşim, bir toplantıda İslâm'ı anlatmanın ne mahzuru olur. Biz anlatalım bir kere. Allah hidayetini gösterir de belki Müslüman olan olur."
Doğru... Zaten Peygamberimiz (sav) de hangi Hıristiyan ve Yahudi'yle diyaloğa geçmiş yani konuşmuşsa, bunu onların İslâm'a gelmeleri için yapmıştır. Yoksa onlarla laf ola beri gele diye sohbet etmemiştir. Zaten bir peygambere böyle bir şey yakışmaz... Asırlardır İslâm âlimlerinin ve diğer Müslümanların yaptıkları da aynıdır; İslâm'ı anlatmak... İslâm zaten anlatmakla yayılmıştır.
Şu günlerde Cumhurbaşkanı adayı olarak ismi geçen Sayın Bakan ise, böyle söylemiyor. "Biz İslâm'ı anlatalım. Belki Müslüman olan olur" diyenleri yerden yere vuruyor. Bakın ne diyor:
"Bazı Müslüman kardeşlerimiz diyor ki, yahu bir fırsat düştü. Müslümanlığı anlatalım Hıristiyanlara. Allah belki hidayetini gösterir...
Yani adam aslında Müslümanlaştırmak için gelmiş... Bu diyalog değil."
Vay sen misin böyle söyleyen. Bakın Bakan Bey nasıl suçluyor:
"İşin ucunda din değiştirmek, bilmem adam kazanmak, üye kazanmak varsa, açıkçası bu bir din mensubuna yapılacak en dinsizce bir hakarettir."
Bakanımız hızını alamıyor "Dinsizce diyorum. Çünkü şunu hiçbir din kabul etmez" diyor.
(DİB II. Din Şûrâsı Tebliğ ve Müzakereleri, c. 2, s. 322)
Bir Müslüman, İslâm'ı anlatmasa bile, o toplantıya bu düşünceyle gelmişse, Bakan Bey'e göre sadece dinsizce hareket etmiş olmuyor; aynı zamanda bir din mensubuna "en dinsizce" bir hakarette bulunmuş oluyor. Suçu ne? Bir Hıristiyanın Müslüman olmasını arzu etmek.
Değerli okuyucular biz, "Misyoner faaliyetlerini durdurun" deyince, bazı iktidar milletvekili ve bakanlar savunmaya geçiyorlar: "Biz İslâm'ı onlara nasıl anlatıyorsak, onlar da kendi dinlerini varsın anlatsınlar. Herkes dinini anlatmakta serbesttir."
Serbest olan Hıristiyanlar. Müslümanlar, İslâm'ı anlatmak şöyle dursun, bu niyette olmak bile Bakan arkadaşınıza göre, "En dinsizce bir hakaret." Bu sözün kaynağı da bir Diyanet yayını.
Sayın Başbakanım! Bu suçlamaların sahibi, Diyanet'ten Sorumlu Devlet Bakanınız... Milletvekili olmasını garantilemek için onu seçimlerden önce liste başına siz aldınız. O gün bu gündür de ısrarla Diyanet'ten Sorumlu Devlet Bakanı olarak tutuyorsunuz. Oysa, kendisini eskiden beri tanıyorsunuz da... Bağışlayın, sebebini anlayamıyoruz... Konuya ilişkin bir cevap lütfetmez misiniz?..
 
Ali Eren  22 Eylül 2005 Vakit
alieren@vakit.com.t