AKP, Çevik Bir ve Jinsa ödülleri...

İki gün önceki Vakit'in "Arşiv" sahifesinde, eski İçişleri Bakanı Meral Akşener'le yapılan bir röportaj vardı. "TAYYİP ERDOĞAN'I DA İSRAİL'E MEŞHUR ÇEVİK BİR PAZARLAMIŞ" başlığıyla verilen röportajda Meral Akşener, eski Genelkurmay İkinci Başkanı, emekli Orgeneral Çevik Bir hakkında şunları söylüyor:
"AKP'nin İsrail ve Amerika'daki Yahudi lobisiyle iletişimini sağlayan bir danışman olarak karşımızda."
Akşener, "Bir, AKP'nin resmî danışmanı mı peki?" şeklindeki soruya, "Resmî, gayr-i resmî bilemem" cevabını veriyor.
AKP Grup Başkanvekili Sayın Salih Kapusuz ise, "Başbakanlık'ta böyle bir görev verilmiş olsa, bilinir, duyulurdu. Yok böyle bir şey" diyerek Akşener'in sözlerini reddediyor.
Sayın Nasuhi Güngör'ün "YENİLİKÇİ HAREKET" isimli kitabında bu meselelerle alâkalı bilgiler vardı. Bilgimizi tazelemek için oraya baktık. Nasuhi Bey şunları yazmış:
"Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, Birinci Ordu Komutanı olan Çevik Bir'le zaman zaman protokol düzeyinde bir araya geliyordu."
"..... Bir'in asıl görüşme trafiği emekli olduktan sonra başladı. ABD'nin önemli Yahudi kuruluşu JİNSA, Çevik Bir'e, Türkiye-İsrail ilişkilerine katkılarından dolayı ödül verdi. (S. 92)
"28 Şubat'ın önde gelen ismi Orgeneral Çevik Bir ve ANAP lideri Mesut Yılmaz, JİNSA'dan liderlik ödülü alanlar arasında yer alıyor. Ancak burada dikkat çekici olan, verilen bu ödüllerin daha çok Yahudiler lehine üretilen politikalarla ilgili olması." (S. 149)
(Ödül verme cömerti olan ABD Yahudileri, sayın Başbakan'a da "Cesaret Ödülü" vermişlerdi.)
"İşte bu ilginç isimle (Çevik Bir'le) ilgili, çarpıcı bir iddia daha vardı. Bir, cezaevinden çıkan Erdoğan'la bir araya gelmiş ve hayli sıcak bir görüşme yapmıştı. Bir'le Erdoğan'ın, 'program çakışması' yüzünden bir kere de ABD'de bir araya geldikleri iddiasını ise taraflar (Erdoğan ve Bir) sessizlikle karşıladılar. İddiaya göre, her iki isim de ABD'de Jewish Committe'nin (Yahudi komitesi) konuğu olmuştu." (S. 92)
"JİNSA, İsrail'in, daha geniş anlamıyla Yahudilerin dünyadaki çıkarlarını korumak ve özellikle de güvenlik konusunda politikalar üreten bir kuruluş... JİNSA, iç içe geçmiş bir CIA-MOSSAD yapılanmasıdır." (S. 148)
Değerli okuyucular! ABD'liler, bilhassa ABD'deki Yahudi lobisi, bir ülkede sivrilen kimselere karşı kayıtsız kalmıyor ve onları yakın takibe alıp temasa geçiyor. 28 Ocak 2002 tarihli Vakit'te, bu noktaya dikkat çeken, "Tayyip Erdoğan'a ABD'de büyük ilgi" başlıklı mühim bir haber yayınlanmıştı. Haber, Dünya Ekonomik Forumu (DAVOS) toplantısıyla ilgiliydi. Her sene İsviçre'nin DAVOS şehrinde yapılan "DAVOS zirvesi" 2002'de ABD'de yapılmıştı. Bu toplantıya Türkiye'den sadece üç kişi davet edilmişti ve bu üç isimden biri, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'dı.
Haberde, "CIA'dan ERDOĞAN'A YAKIN TAKİP" ara başlığı altında şöyle deniliyordu:
"...Bu arada; Erdoğan'ın ABD temaslarını, İstanbul doğumlu bir Musevi olan ve çok iyi Türkçe konuşan Henry J. Barkley yakından izliyor. Barkley, CIA'nın Türkiye ve Ortadoğu sorumlusu Graham Fuller'in yakın arkadaşı olarak biliniyor. Clinton döneminin Beyaz Saray danışmanlarından olan Barkley, halen danışmanlık görevini sürdürüyor."
Haberin devamı şöyle:
"Öte yandan, Recep Tayyip Erdoğan'ın yarın Yahudi lobisiyle yemekte bir araya gelmesi de bekleniyor. Erdoğan'ın, DAVOS toplantıları başlamadan 5 gün önce ABD'ye gitmesi dikkat çekiyor. Bu arada; DAVOS toplantılarına bu yıl Erdoğan'ın yanı sıra, Türkiye'den iki isim daha davet edildi: Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem... Her iki ismin de Sabataist kökenli olmaları dikkat çekiyor. Cem ve Derviş'in, 30 Ocak'ta ABD'ye uçmaları bekleniyor."
İsmail Cem zaten Dışişleri Bakanı idi. Kemal Derviş ise ABD'ye gitmekle bir nevi köyüne gitmiş oluyordu. Öyleyse, ABD'lilerin DAVOS davetiyle asıl hedefleri, sadece Erdoğan mıydı?
 
Ali Eren 1 Aralık 2005 Vakit
alieren@vakit.com.t