'ABD'nin en hayasız Başkanı'
Robert Fisk, Ortadoğu'yu en iyi bilen İngiliz gazeteci. Fisk, "Bugüne kadar, bu kadar hayasız bir şekilde, ölümü yaşam olarak gösteren bir ABD yönetimi" olmadı dedi.
Robert Fisk ve Sadr’a iyi kulak verin

Irak’ta bugüne kadar hiçbir provokasyon, 22 Şubat’taki kadar Şiiler ile Sünniler’i karşı karşıya getirmedi.

Geçmişte Şiiler’in bulunduğu camiye bomba dolu araçla yapılan ve 150 dolayında insanın can verdiği intihar saldırısı bile bu kadar etkili olmadı.

Oysa 22 Şubat Çarşamba günü yapılan saldırıda can kaybı bile yaşanmamıştı. Ajansların geçtiği habere göre, yaralanan bile yoktu.

Bildiğiniz gibi, Bağdat yakınlarındaki Samarra’daki Askeriye Camii’ne giren silahlı bir grup, yerleştirdikleri patlayıcıları ateşlemişler ve Askeriye Camii’nin kubbesini havaya uçmuşlardı.

Bu cami Şiîler açısından özel bir önem taşıyordu.

Şiiler’in 12 imamından ikisinin türbesi burada bulunuyordu. 10 ve 11. imamlar Ali el Hadi ve oğlu Hasan el Askerî’nin mezarları burada idi. Dahası, 12. imam kabul edilen Muhammed el Mehdî’nin de buradan kaybolduğuna inanılıyor.

Türbelere aşırı önem vermesiyle bilinen Şii mezhebine mensup Müslümanlar, 1905 yılında bu camiye yıkılmadan önceki şeklini vermişler ve kubbesini altınla kaplattırmışlardı.

***
Askeriye Camii’nin harap olmasının Şiiler arasında duyulmasından sonra, Irak’ta korkulan oldu. Şiiler ile Sünniler arasındaki gerginlik, savaşın başladığından bu yana yaşanan en yüksek gerginlik noktasına ulaştı.

Şiî ve Sünnî gruplar birbirine saldırmaya başladı. Bir günde 200’e yakın Iraklı birbirini öldürdü.

Yalnız burada akıllara seza yaşanan bir takım gelişmelerden söz ediliyor. BBC kaynaklarının verdiği bilgiye göre, Askeriye Camii’ne saldırıdan kısa bir süre önce, cami etrafındaki Amerikan askerleri geri çekiliyor.

Bu birincisi.

Bir başka gariplik ise, işgal kuvvetlerinin kuklası hükümetin Milli Güvenlik Danışmanı Muvaffak el Rubaî, saldırıdan hemen sonra suçluların kimler olduğuna ilişkin açıklamasını yapıyor: Sünnî isyancı gruplar.

İşin çarpıcı tarafı ise, sıradan halk, kışkırtmalarla birbirine kırdırılmak istenirken, ülkedeki Sünnî ve Şiî grupların en yüksek temsilcileri bir araya geliyor.

Toplantı için seçilen mekan provokasyonculara cevap niteliğinde. Mukteda es Sadr’ın temsilcileri, Sünnî Dinadamları Birliği yöneticileri, Şiî lider Cevad El Halis’in de aralarında bulunduğu heyetin buluşma yeri, Bağdat’taki Ebu Hanife Camiî oluyor. Yani, Sünnîler’in en büyük imamlarının mekanı…

Görüşmeden sonra yazılı bir açıklama yapılıyor. Saldırılar kınanıyor ve bu olayın ardında işgal güçlerinin yattığı duyuruluyor. Şiî ve Sünnîler’in birbirine düşürülmek istendiğine dikkat çekiliyor.

Ardından en “radikal” sayılan Şiî lider olarak bilinen Sadr, taraftarlarına “siyahları çıkarın” talimatı veriyor. Gerekçesini de açıklıyor: Siyahlar giyerek Sünnîler’e saldırılar yapılıyor. Bunlarla bizim ilgimiz yok. Kimse bizden gibi hareket ederek, kışkırtmalar içinde yer almasın.

***

Şimdi bu özetlemeden sonra, İngilizler’in ünlü Independent gazetesinin 26 Şubat Pazar günü yayınlanan nüshasında Ortadoğu uzmanı Robert Fisk’in yazdıklarına kulak verme zamanı geldi.


ABD’nin bölge politikasını yerden yere vuran Fisk, Bush’u “en hayasız ABD Başkanı” ilan ediyor. Aynen şu ifadeleri kullanıyor:


“Ortadoğu’da herkes tarihi yeniden yazıyor. Ama daha önce, bu kadar inatla, bu kadar samimiyetsiz ve bu kadar hayasız bir şekilde, trajedileri başarı, yenilgileri zafer ve ölümü yaşam olarak göstermeye çalışan bir başka Amerikan yönetimi görülmedi.”


Robert Fisk, ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın geçen hafta Ortadoğu’ya yaptığı ziyareti de değerlendiriyor. Rice’ın, “Ortadoğu’da demokrasi hızla yayılıyor” sözlerini de şöyle yorumluyor:

“Rice, bunu söylerken, Irak'ta akan kanı, Lübnan, Suudi Arabistan ve Mısır'daki mezhep gerginliğini görmezden geliyor. Irak'ta felaket artık rutin hale geldi.”

…………

“Amerikalılar şimdi Irak'ta yaşananları, işgalin hiç rolü yokmuş gibi Iraklılar’ın kendi aralarındaki bir savaşmış gibi göstermeye başlıyor. Ve korkarım yakın bir zamanda, işler daha da kötüye sarınca kendilerini kurtarmak için, ‘Birbirlerinin camilerini havaya uçuruyorlar, geçinemiyorlar. Mezhep ayrılığına dayanmayan bir hükümet kurun dedik, reddettiler’ diyecekler.”

Irak halkı, Sünnî’ ve Şiîler, birlikte hareket ederek bu çirkin oyunu gördüklerini ortaya koydular.

Başlarını ABD’nin çirkin boyunduruğundan kurtarabilirlerse, oynanan bu oyunlardan sonra, birlikte yaşamanın çok da zor olmadığını gösterme fırsatı bulmuş olacaklar.

H7