|
|
İşgal altındaki
Anadolu ve
Merhum Mehmed Akif Ersoy!..
Büyük Şair Mehmed Akif Ersoy ölümünün 72.
yılında rahmetle anılırken, onun şiirlerindeki tesbitler bugün de aynen
geçerliliğini muhafaza ediyor.
Akif’in, düşman işgali altındaki bir
milletin dertleriyle ilgili yaptığı tesbitlerin, düşman kovulduktan 85 yıl
sonra da aynen devam ediyor olması, bizim için utanç verici bir olaydır.
Düşman mağlup edilip denize dökülmüştür. Ancak işgal zihniyeti sökülüp
atılmadığı içindir ki, milletin dertleri 85 yıl öncesinden adeta farksızdır!
Akif’in siyaset, eğitim, sosyal ve
ekonomik meselelerle alâkalı tesbitleri bakın bugünkü halimizle nasıl da
örtüşüyor. İşte Akif’in batıyı tanımamız ve ona göre bir siyaset belirtmemiz
hususundaki tesbitleri:
,,Siyaset kanı; Servet, hayatı;
Satvettir,
Zebun-Kuş Avrupa bir hak tanır ki:
Kuvvettir!
Donanma, ordu yürürken muzafteren
ileri,
Üzengi öpmeye hasretti garbın
elçileri!”
,,Siyasette güç”ün önemi o gün neyse, bugün de odur. Globalleşme
söylemlerine rağmen, ABD’nin Irak’a karşı takındığı tavırla görüyoruz ki,
siyasette ,,güç”, hâlâ egemen unsurdur!
|
Akif eğitimdeki yetersizliği ise 85
yıl önce şu mısralarla tesbit ediyordu:
,,Okutulanlardan ne haber? On para etmez fenler,
Ne bu dünyada soran var, ne de ukbada geçer.
Şu ne? Mülkiyye! Bu? Tıbbiyye! Bu?
Bahriyye! 0 ne?
O mu? Baytar! Bu?
Ziraat! Şu? Mühendishane!
Çok güzel, hiçbiri
hakkında sözüm yok; Yalnız,
Ne yetiştirdi
ki, şunlar acaba? Anlatınız!”
Bugün bırakın liseyi, üniversiteyi bitiren gençlerimizin bilgi
yarışmalarındaki halleri, eğitiminde 85 yıl öncesinden farklı bir durumun
olmadığını ortaya koyuyor.
Akif’in kendi döneminde başörtüye dil uzatanlara verdiği cevap ise şöyle:
|

|
„Kızımın ifteti batmakta rezilin gözüne...
Acırım tükrüğe billahi, tükürsem
yüzüne!
İşgal altındaki İstambul sokaklarını gezerken
karşılaştığı çocuğun tasviri:
„Cılız bacaklarının dizden altı
çırılçıplak.
Bir ince mintanın altında
titriyor, donacak.
Ayakta kundura yok. Başta var mı fes?
Ne gezer!”
İşte 85 yıldır ülkenin değişmeyen dertleri...
Bugün de sokaklarda çöpten ekmek toplayan çocuklarımız, kadınlarımız yok mu?..
Ülke işgal altında yaşadığı problemleri bugün dahi yaşamaya devam ederken,
hâlâ laiklik nutukları atanlara söyleyecek bir söz bulamıyoruz!
Büyük
şairi rahmetle anıyoruz!
Merhumun şiirlerinden
seçmeler
Bırakın mâtemi, yâhû! Bırakın
feryâdı;
Ağlamak fâide verseydi, babam da kalkardı!
Gözyaşından ne çıkarmış? Niye ter dökmediniz?
Bâri müstakbeli kurtarmaya bir azmediniz.
Ye'se hiç düşmeyecek zerrece îmânı olan,
Sade siz derdi bulun, sonra kolaydır derman.
*
Âtîyi karanlık görerek azmi
bırakmak...
Alçak br ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani, görsem de gözümle;
Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle.
Ey dipdiri meyyit! "İki el bir baş içindir."
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
*
O ihtişâmı elinden niçin bıraktın da,
Bugün yatıp duruyorsun ayaklar altında?
"Kadermiş!" Öyle mi? Hâşâ, bu söz
değil doğru:
Belânı istedin, Allah da verdi... Doğrusu bu.
*
Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır;
Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfi Yezdân'ın...
Ne irfânın kalır te'sîri kat'iyyen, ne vicdânın.
Hayat artık behîmîdir... Hayır ondan da alçaktır;
Ya hayvan bağlıdır fıtratla, insan hürr-i mutlaktır.
*
Sâde bir "bal" demekle ağız tatlansa,
Arı uçmuş diye, kaçmış diye hiç çekme tasa.
Ağlasın milletin evlâdı da bangır bangır,
Durma hürriyyeti aldık diye, sen türkü çağır!
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem...
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ, boğarım...
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle.
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Zalimin hasmıyım amma severim mazlûmu...
İrticâ'ın şu sizin lehçede mânâsı bu mu?
*
|
|